

Lorraine Warren

Ed Warren

Judy Warren

Debbie Glatzel

Arne Cheyne Johnson

David Glatzel

Judy Glatzel

Father Kastner

The Occultist

Drew Thomas
Ed ve Lorraine Warren, bu kez alışılagelmiş perili ev vakalarının ötesinde, Amerikan hukuk tarihine geçen en sarsıcı davalardan birine tanıklık ediyor. Hikâye, genç bir adam olan Arne Cheyenne Johnson'ın, ev sahibini vahşice öldürmesinin ardından suçunu "iblislerin etkisi altında kaldığı" iddiasıyla savunmasıyla başlar. Ancak bu cinayetin kökenleri, aylar önce küçük bir çocuğun ruhunu geri almak için yapılan tehlikeli bir şeytan çıkarma ayinine dayanmaktadır.
Warren çifti, Arne'nin masumiyetini kanıtlamak için yola çıksalar da karşılarındaki güç bu kez sadece sahipsiz bir ruh değil, karanlık bir okültistin bizzat kurguladığı bir lanettir. Mahkeme salonlarından ıssız ormanlara ve gizli mahzenlere uzanan bu araştırma süreci, Ed ve Lorraine’in hem inançlarını hem de birbirlerine olan bağlılıklarını en ağır sınavdan geçirecektir. Film, cinayetin ardındaki doğaüstü izleri sürerken, izleyiciyi "kötülüğün bir kaynağı mı var, yoksa o her zaman aramızda mı?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Patrick Wilson ve Vera Farmiga, Ed ve Lorraine Warren rolleriyle serinin ruhunu yansıtmaya devam ediyorlar. Ancak bu filmde, Ed Warren’ın yaşadığı fiziksel sağlık sorunları, karakterlerin kırılganlığını ve birbirlerine duydukları derin sevgiyi daha ön plana çıkarıyor. Farmiga, Lorraine’in durugörü yeteneklerini kullanırken yaşadığı zihinsel yorgunluğu her sahnesinde derinden hissettiriyor.
Arne Cheyenne Johnson rolünde Ruairi O'Connor, içine hapsolmuş bir ruhun acısını ve yaşadığı kafa karışıklığını oldukça etkileyici bir şekilde canlandırıyor. Onun performansı, filmin trajik boyutunu güçlendiren en temel unsurlardan biri. Ayrıca gizemli Okültist rolünde Eugenie Bondurant, serinin en ürkütücü ve insan kökenli antagonistlerinden birine hayat vererek tekinsiz bir atmosfer yaratıyor.
Yönetmen koltuğunu James Wan’dan devralan Michael Chaves, seriye daha çok bir "dedektiflik ve polisiye" havası katıyor. Film, klasik perili ev formülünü terk ederek bir suç mahalli araştırmasına odaklanıyor. Teknik açıdan yüksek standartlarını koruyan yapım, özellikle ses tasarımı ve karanlık tonlamalarıyla izleyiciyi germeyi başarıyor. Korku filmi serileri içinde en istikrarlı hikâye anlatımına sahip olan yapımlardan biri olarak, bu kez daha çok gizeme ve okültizme vurgu yapmasıyla dikkat çekiyor.
Cinayet gizemiyle doğaüstü unsurların harmanlandığı yapımlardan keyif alanlar ve gerçek suç dosyalarına ilgi duyanlar bu filmi kaçırmamalıdır. Eğer Warren çiftinin arasındaki o efsanevi sadakati ve gerilim filmleri içindeki dinsel motifleri seviyorsanız, bu yapım beklentilerinizi karşılayacaktır.
Bu film, serinin diğer halkalarına göre çok daha "dünyevi" bir tehditle, yani bir insanın kötülüğü nasıl yönetebileceğiyle ilgileniyor. "Şeytan yaptırdı" savunmasının gerçek bir mahkeme kayıtlarına dayanması, filmin ürkütücülük dozajını artıran en büyük etken. Ayrıca Lorraine Warren’ın yeteneklerinin sınırlarını zorladığı orman sahneleri, modern korku sinemasının en başarılı gerilim sekansları arasında yer alıyor.
Hukuk ve Doğaüstü: Kanıtlanamayan bir gücün, adalet sistemi önünde bir savunma mekanizması olarak kullanılması.
Koşulsuz Sevgi: Ed ve Lorraine’in, kötülüğün en karanlık anlarında bile birbirlerine olan sarsılmaz güvenleri.
Lanet ve Okültizm: Kötülüğün bir kişi tarafından kasıtlı olarak bir başkasına bulaştırılması süreci.
Mahkeme ve şeytan temasını birleştiren kült film örneklerinden The Exorcism of Emily Rose (2005) bu yapımla benzer temalar taşır. Ayrıca yine gerçek vakalara dayanan gerilim filmleri arayışındaysanız, Deliver Us from Evil (2014) polisiye ve korkuyu birleştiren yapısıyla ilginizi çekebilir.
Filmin dayandığı gerçek dava, 1981 yılında Connecticut’ta gerçekleşmiş ve Amerika’da ilk kez bir cinayet davasında "iblisin etkisi" bir savunma olarak sunulmuştur. Gerçek Arne Johnson, beş yıl hapis yattıktan sonra iyi halden tahliye edilmiştir. Filmin çekimleri sırasında, önceki filmlerde olduğu gibi setin korunması için gerçek bir rahip tarafından dualar okunmuş ve kutsama yapılmıştır.
Evet, film 1981 yılındaki Arne Cheyenne Johnson davasına dayanmaktadır. Warren çifti bu davada savunma tarafına destek vermiş ve olay gerçekten "The Devil Made Me Do It" (Şeytan Yaptırdı) davası olarak tarihe geçmiştir.
Bu film, diğerlerinden farklı olarak bir evin içinde hapsolup kalmak yerine, olayları daha geniş bir coğrafyaya ve hukuki bir zemine yaymaktadır. Bir "perili ev" filminden ziyade "doğaüstü bir gerilim" filmidir.
Bu detay, gerçek Ed Warren'ın hayatındaki sağlık sorunlarına bir göndermedir. Filmin başındaki şeytan çıkarma ayini sırasında yaşadığı kriz, karakterin ne kadar büyük bir risk altında olduğunu göstermek için eklenmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...