

Lee Israel

Jack Hock

Anna

Alan Schmidt

Andrei

Marjorie

Paul

Kurt

Agent Doyle

Agent Solanas
Lee Israel, 1970'li ve 80'li yıllarda ünlülerin hayatlarını kaleme alarak büyük başarılar kazanmış, ancak zamanın ruhuna ayak uyduramadığı için unutulmaya yüz tutmuş bir yazardır. Kirasını ödeyemeyen, kedisinin tedavi masraflarını karşılayamayan ve alkol sorunuyla boğuşan Lee, yayıncısının bile telefonlarına çıkmadığı bir dönemde kendisini tam bir çıkmazın ortasında bulur.
Hayatta kalma içgüdüsüyle tesadüfen eline geçen eski bir mektubu satması, onu tehlikeli ama karlı bir yola sokar. Lee, ünlü yazarların ve sanatçıların ağzından sahte mektuplar kaleme almaya ve bunları antika dükkanlarına satmaya başlar. Kendi edebi yeteneğini başkalarının kimliğine bürünerek sergilediği bu süreç, hem yaratıcılığını kamçılar hem de onu büyük bir suç zincirinin parçası haline getirir. Biyografik ve aynı zamanda dram filmi sevenler için iyi bir seçim olacak.
Filmin kalbinde, kariyerinin en iyi performanslarından birini sergileyen Melissa McCarthy yer alıyor. Genellikle komedi rollerinde görmeye alıştığımız McCarthy, Lee Israel karakterine bürünürken tüm mizah maskelerini bir kenara bırakıyor; huysuz, yalnız ve hırçın bir kadının içindeki kırılganlığı muazzam bir ustalıkla yansıtıyor.
Ona eşlik eden Richard E. Grant ise Jack Hock rolüyle adeta devleşiyor. Sokaklarda yaşayan, flamboyant ve güvenilmez bir karakter olan Jack ile Lee arasındaki "kaybedenlerin dostluğu", filmin en güçlü damarlarından birini oluşturuyor. İkilinin arasındaki kimya, bu biyografi filmi içindeki dramatik yapıyı daha samimi ve izlenebilir kılıyor.
Yönetmen Marielle Heller, filmi bir "suç hikayesi" olmaktan öteye taşıyarak derin bir karakter analizine dönüştürüyor. 90'lı yılların başındaki New York atmosferini kasvetli, yağmurlu ve tozlu kütüphane rafları arasında çok iyi yansıtan film, temposunu asla aceleye getirmiyor. Senaryo, bir insanın yeteneğinin görmezden gelinmesinin yarattığı öfkeyi ve bu öfkenin yanlış yollara evrilmesini oldukça insancıl bir yerden ele alıyor.
Edebiyat dünyasının arka sokaklarına merak duyanlar ve karakter odaklı dramlardan hoşlananlar bu filme bayılacaktır. Eğer hayatın kenarına itilmiş insanların hikayelerini seviyorsanız, bu gerçek hikaye sizi derinden etkileyecektir. Ayrıca, ana akım Hollywood yapımlarından sıkılıp daha butik ve edebi tadı olan bir platform filmi arayanlar için de ideal bir seçimdir.
Bu film, sadece bir sahtekarlık öyküsü değil; aynı zamanda görünmez olmanın acısını çeken bir sanatçının haykırışıdır. Melissa McCarthy’nin Oscar adaylığı getiren o derinlikli oyunculuğunu görmek ve Richard E. Grant’in büyüleyici performansına tanıklık etmek için bile izlenmeye değer. Film, dürüstlük ve yaratıcılık arasındaki o ince çizgiyi sorgulatan nadir yapımlardan biri.
Görünmezlik ve Yalnızlık: Toplumun ve sektörün yaşlı bir kadını nasıl sistem dışına ittiği.
Etik ve Sanat: Bir sanatçının, sesini duyurmak için etik sınırları ne kadar zorlayabileceği.
Dostluk: İki dışlanmış ruhun, tüm kusurlarına rağmen birbirine tutunma çabası.
Geçmişe Özlem: Teknolojinin ve yeni dünyanın hızına yetişemeyenlerin hüznü.
Eğer bu filmi sevdiyseniz, dahi bir yazarın düşüşünü anlatan The End of the Tour veya yine bir sahtekarlık hikayesini odağına alan biyografi türündeki Big Eyes filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca yalnızlık temasını ustalıkla işleyen The Station Agent da benzer bir duygu bırakacaktır.
Lee Israel’in aynı adlı anı kitabından uyarlanan film, gerçek olaylara dayanmaktadır. Lee, kariyeri boyunca 400’den fazla sahte mektup yazmış ve bu mektupların birçoğu yıllarca gerçek sanılarak koleksiyonlarda yer almıştır. Filmin çekimleri sırasında Lee Israel’in gerçek dairesine çok yakın mekanlar kullanılmış, 90'ların New York dokusu için dijital efektlerden ziyade pratik set tasarımları tercih edilmiştir.
Evet, film ünlü biyografi yazarı Lee Israel'in 1990'ların başında yaşadığı gerçek olayları ve yazdığı itiraf niteliğindeki kitabını temel almaktadır.
Gerçek hayatta Lee Israel, mektup sahteciliği suçundan yakalandıktan sonra ev hapsi ve denetimli serbestlik cezası almıştır, ancak bu süreç edebi kariyerinin sonu olmuştur.
Melissa McCarthy, bu filmdeki performansıyla "En İyi Kadın Oyuncu" dalında Oscar, Altın Küre ve BAFTA adaylıkları kazanarak dramatik yeteneğini kanıtlamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...