

Richard Kimble

Samuel Gerard

Cosmo Renfro

Charles Nichols

Biggs

Poole

Newman

Detective Kelly

Detective Rosetti

Frederick Sykes
Kaçak, başarılı cerrah Dr. Richard Kimble’ın hayatının bir gecede kabusa dönmesiyle başlar. Kimble, eve geldiğinde karısını vahşi bir cinayete kurban gitmiş halde bulur ve olay yerindeki "tek kollu bir adamla" boğuşur. Ancak tüm kanıtlar aleyhinedir ve Kimble, işlemediği bu cinayet yüzünden idam cezasına çarptırılır. Onu hapishaneye götüren otobüs kaza yapınca, Kimble için tek bir seçenek kalır: Kaçmak ve karısının gerçek katilini bulmak.
Ancak Kimble’ın işi hiç kolay değildir; çünkü peşinde Amerika’nın en zeki ve inatçı federal ajanı olan Samuel Gerard vardır. Gerard için Kimble’ın suçlu ya da suçsuz olması önemli değildir, onun görevi sadece kaçanı yakalamaktır. Chicago’nun kalabalık sokaklarından baraj kapaklarına kadar uzanan bu nefes kesici kovalamaca, aslında büyük bir ilaç şirketinin karanlık sırlarını barındıran devasa bir komplonun kapılarını aralayacaktır.
Filmin merkezinde, Hollywood’un en güvenilir jönlerinden Harrison Ford yer alıyor. Ford, Dr. Richard Kimble rolünde, bir aksiyon kahramanından ziyade, çaresiz kalmış ama zekasıyla hayatta kalmaya çalışan entelektüel bir adamı tüm insani yönleriyle canlandırıyor. Onun korkusu, azmi ve yorgunluğu izleyiciye doğrudan geçiyor.
Tommy Lee Jones ise Federal Ajan Samuel Gerard rolünde, kariyerinin en ikonik performanslarından birini sergiliyor. Jones, o kadar karizmatik ve kararlı bir profil çiziyor ki, izleyici Kimble’ın kaçmasını isterken bir yandan da Gerard’ın profesyonelliğine hayran kalıyor. Bu performansı ona "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" dalında Oscar ödülü kazandırmıştır. Ayrıca, Sela Ward ve henüz kariyerinin başında olan Julianne Moore gibi isimler de kadroda etkileyici dokunuşlar yapıyor.
Andrew Davis tarafından yönetilen Kaçak, 1960'ların popüler dizisinden sinemaya uyarlanan en başarılı yapımlardan biri kabul edilir. Film, sadece bir "kaçış" hikayesi değil, aynı zamanda temposu hiç düşmeyen bir zeka oyunudur. Senaryo, mantık hatalarına yer vermeyen kurgusuyla türünün en sağlam örneklerinden biridir.
Teknik açıdan bakıldığında, filmin ünlü tren kazası sahnesi, o dönemde CGI yerine gerçek bir trenin raydan çıkarılmasıyla çekilmiş olmasıyla sinema tarihine geçmiştir. James Newton Howard’ın gerilimi tırmandıran müzikleri ve Chicago’nun kaotik dokusuyla birleşen film, aksiyon-gerilim türünün altın standartlarını belirlemiştir. 1994 yılında En İyi Film dahil 7 dalda Oscar adaylığı alması, yapımın kalitesinin en büyük tescilidir.
Polisiye-gerilim türünden hoşlanan ve "suçsuz olduğunu kanıtlamaya çalışan adam" temasını seven herkes bu filmi mutlaka izlemelidir. Harrison Ford’un klasik oyunculuğunu özleyenler ve Tommy Lee Jones’un ödüllü performansına tanıklık etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir eserdir. Bir platform filmi üzerinden kaliteli, sürükleyici ve her dakikası dolu bir sinema akşamı planlayanlar için ideal bir seçimdir.
Kaçak, bugün bile tazeliğini koruyan nadir 90'lar filmlerinden biridir. Gereksiz özel efektler yerine karakter gelişimine ve hikayeye odaklandığı için izlenmelidir. Adalet sistemindeki çatlakları ve bir bireyin devasa bir sisteme karşı tek başına verdiği onur mücadelesini görmek adına ilham vericidir. Ayrıca, sinema tarihinin en meşhur diyaloglarından biri olan "Karımı ben öldürmedim!" - "Umrumda değil!" sahnesini orijinal yerinde görmek için bile izlemeye değerdir.
Adalet ve Hakikat: Gerçeğin, yasal prosedürlerin ve önyargıların ötesinde bir yerde durması.
Amansız Takip: Görev bilinci ile vicdan arasındaki ince çizgi.
Hayatta Kalma: Bir bilim insanının, sokaklarda hayatta kalabilmek için zekasını bir silaha dönüştürmesi.
Kurumsal Komplo: Büyük şirketlerin kâr hırsı uğruna insan hayatını nasıl hiçe sayabildiği.
Bu yüksek tempolu kovalamacayı sevdiyseniz şu yapımlara da göz atmalısınız:
U.S. Marshals: Samuel Gerard karakterinin başrolde olduğu, yine amansız bir takibi konu alan devam niteliğindeki filmdir.
North by Northwest (Gizli Teşkilat): Alfred Hitchcock imzalı, yanlışlıkla suçlanan bir adamın kaçışını anlatan türün atası sayılan bir klasiktir.
The Negotiator (Arabulucu): İşlemediği bir suçla suçlanan ve ismini temizlemeye çalışan bir polisin gerilim dolu hikayesi.
Filmin başındaki tren kazası sahnesi tek seferde çekilmiştir ve o dönem için 1 milyon dolara mal olmuştur.
Harrison Ford, kaçak olduğu sahnelerde sakatlık hissini daha gerçekçi vermek için dizindeki gerçek bir bağı koparmış ve ameliyatı çekimler bitene kadar ertelemiştir.
Tommy Lee Jones’un ünlü baraj sahnesindeki birçok diyaloğu tamamen doğaçlama olarak gelişmiştir.
Film, o yıl dünya çapında gişe rekorları kırarak hem eleştirmenlerden hem de izleyiciden tam not almayı başarmıştır.
Film, 1960'lı yıllardaki bir televizyon dizisinden uyarlanmıştır. Dizinin esin kaynağı ise 1954 yılında yaşanan ve Dr. Sam Sheppard'ın karısını öldürmekle suçlandığı gerçek bir davadır; ancak film kurgusal bir hikaye sunar.
Kimble, tıp bilgisini ve hastane kayıtlarına erişim yeteneğini kullanarak, cinayet gecesi boğuştuğu "tek kollu adamın" protez kol tamiri için hastanelere başvurmuş olabileceği ihtimali üzerinden iz sürer.
Film, saf aksiyondan ziyade akıl oyunlarına dayalı bir gerilimdir. Elbette tren kazası ve baraj atlayışı gibi unutulmaz sahneler vardır ancak hikayenin gücü dedektiflik sürecinden gelir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...