

Steven Patrick Morrissey

Linder Sterling

Elizabeth Morrissey

Peter Morrissey

Christine

Anji Hardie
Jacqueline Morrissey
Mr Leonard

Johnny Marr
Billy Duffy
1970'lerin ortasında, Manchester'da yaşayan Steven Patrick Morrissey; yerel vergi dairesinde çalışan, hırslı bir yazar olma hayali kuran ancak utangaçlığı yüzünden sokağa bile çıkmakta zorlanan bir gençtir. Müzik dergilerine yazdığı sert eleştirilerle dikkat çekerken, kendi müzikal kimliğini bulma konusunda büyük bir çıkmazın içindedir.
Film, Morrissey’nin şöhret basamaklarını tırmanışını değil; bir sanatçının doğum sancılarını, onu besleyen hayal kırıklıklarını ve punk müziğin yükselişiyle değişen İngiltere'yi anlatıyor. Mark Gill tarafından yönetilen yapım, biyografi filmleri içinde "başarı hikâyesi" olmaktan ziyade, "olma çabası" üzerine kurulu bir atmosfer filmidir. Morrissey’nin o meşhur zekası ve kederinin temellerinin, Manchester’ın tozlu kütüphanelerinde ve sıkıcı ofis koridorlarında nasıl atıldığını görüyoruz.
Genç Morrissey (Steven) rolünde Jack Lowden, karakterin o meşhur mesafeli duruşunu ve iç dünyasındaki karmaşayı muazzam bir hassasiyetle yansıtıyor. Lowden, Morrissey'nin kendine has ses tonunu ve melankolik bakışlarını taklit etmekten öte, onun ruh halini başarıyla sahipleniyor.
Steven’ın hayatındaki dönüm noktası olan sanatçı Linder Sterling karakterine hayat veren Jessica Brown Findlay, Steven’ı kabuğundan çıkmaya teşvik eden güçlü ve ilham verici kadın figürünü canlandırıyor. Oyuncu kadrosu, 70’lerin işçi sınıfı İngiltere’sinin o boğucu ve bir o kadar da umut dolu havasını tam olarak hissettiriyor.
Film, Morrissey hayranlarının beklediği gibi The Smiths şarkılarıyla dolu bir müzikal değil; daha çok bir "karakter etüdü" niteliğindedir. Yönetmen Mark Gill, Morrissey’nin şiirsel dilini görsel bir atmosfere dönüştürmeyi başarmış. Dünya sineması içinde müzik biyografilerine farklı bir bakış getiren yapım, bir "yıldızın" nasıl parladığını değil, bir "yabancının" nasıl bir sese dönüştüğünü inceliyor. Sinematografisiyle 70'ler İngiltere'sinin o puslu, gri ve yağmurlu havasını izleyiciye bizzat yaşatıyor.
The Smiths ve Morrissey hayranları başta olmak üzere; müzik tarihine, İngiliz alt kültürüne ve sanatçıların yetişme süreçlerine ilgi duyan herkes bu filmi izlemeli. Eğer "kendini dünyaya ait hissetmeme" temalı, ağır tempolu ve edebi yönü güçlü dramlardan hoşlanıyorsanız, England Is Mine size hitap edecektir. Bağımsız sinema sevenler için de estetik ve anlatım açısından doyurucu bir seçenek.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, gelmiş geçmiş en etkileyici söz yazarlarından birinin o sarsıcı cümlelerinin hangi yalnızlıklardan doğduğunu keşfetmektir. Film, hayallerinin peşinden gitmekle sıradan bir hayat sürmek arasında sıkışmış tüm gençler için evrensel bir hikâye anlatıyor. Ayrıca, Jack Lowden’ın yükselen kariyerindeki en samimi performanslarından birini görmek için de iyi bir fırsat.
Yalnızlık ve Yabancılaşma: Topluma uyum sağlayamayan bir gencin iç dünyasına sığınışı.
Yaratıcılık Sancıları: Yeteneğin, özgüvensizlik ve korkuyla olan savaşı.
Manchester Ruhu: Endüstriyel bir şehrin sanatsal üretim üzerindeki etkisi.
Dostluk ve İlham: Doğru insanların, bir yeteneğin ortaya çıkmasındaki hayati rolü.
Bu melankolik müzik yolculuğunu sevdiyseniz, yine Manchester müzik sahnesini ve Ian Curtis’in hayatını anlatan Control (Kontrol) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, müzisyenlerin ilk adımlarını konu alan Nowhere Boy (John Lennon'ın gençliği) veya punk dünyasına farklı bir bakış sunan 24 Hour Party People da listenizde olmalı.
Filmin adı, bir The Smiths şarkısı olan "Still Ill"ın meşhur dizesinden ("England is mine and it owes me a living") gelmektedir.
Filmde Morrissey’nin rızası veya resmi bir onayı alınmamıştır; bu yüzden hikâye daha çok kişisel bir perspektif ve gözlem sunar.
Jack Lowden, rolüne hazırlanırken Morrissey’nin gençlik yıllarında okuduğu tüm kitapları ve dinlediği tüm plakları incelemiştir.
Hayır, film Morrissey'nin grupla tanışmasından hemen önceki ana odaklandığı için The Smiths şarkılarına yer verilmez; bunun yerine Morrissey'i etkileyen dönemin müzikleri (60'lar kız grupları, glam rock vb.) kullanılır.
Evet, film tam da müzik tarihinin en önemli ortaklıklarından birinin başladığı o "kapı çalma" sahnesiyle sona ererek, efsanenin başlangıcına selam verir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...