
Robin Campillo tarafından yönetilen Les Revenants, alışılagelmiş zombi filmlerinin aksine, dram ve gerilimi çok daha psikolojik bir zeminde işliyor. Film, dünya genelinde milyonlarca ölü insanın aniden canlanıp kasabalarına geri dönmesini konu alıyor. Ancak bu geri dönüş, parçalanan vücutlar veya beyin yiyen yaratıklarla değil; donuk bakışlar ve derin bir sessizlikle gerçekleşiyor. Les Revenants, izleyiciyi "Sevdikleriniz gerçekten geri dönseydi ne yapardınız?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
Geri dönenlerin sayısı hayatta olanların kapasitesini zorlamaya başladığında, belediye ve yerel halk büyük bir lojistik ve duygusal sınavla karşı karşıya kalıyor. Les Revenants, bu kitlelerin topluma nasıl entegre edileceğini, iş gücüne katılıp katılamayacaklarını ve aile bağlarının kaldığı yerden devam edip edemeyeceğini soğukkanlı bir dille anlatıyor. Filmde korku, dışsal bir tehditten ziyade, geri gelenlerin yabancılığı ve yaşayanların kabullenme sürecindeki çaresizliğinden besleniyor.
Atmosferik çekimleri ve ağır ilerleyen temposuyla Les Revenants, türün meraklılarına farklı bir deneyim sunuyor. Geri dönenlerin neden geldiği veya ne istedikleri tam bir muamma olarak kalırken, film boyunca süregelen tekinsiz hava izleyiciyi ekran başına kilitliyor. Modern bir klasik sayılan bu yapım, daha sonra dünyaca ünlü bir diziye de ilham kaynağı olarak başarısını kanıtladı. Eğer klişelerden uzak, derinlikli bir hikaye arıyorsanız, Les Revenants mutlaka listenizde olmalı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...