

Ed Bloom (young)

Ed Bloom (senior)

Will Bloom

Sandra Bloom (senior)

Jenny (young & senior) / The Witch

Sandra Bloom (young)

Dr. Bennett (senior)

Josephine

Karl the Giant

Don Price (age 18-22)
Büyük Balık, ömrünü fantastik hikâyeler anlatarak geçirmiş olan Edward Bloom ile bu hikâyelerin içinde babasını asla gerçekten tanıyamadığına inanan oğlu Will’in çatışmasını odağına alıyor. Edward Bloom’un anlattığına göre hayatı; devlerle tanıştığı, sirklerde çalıştığı, cadılardan geleceğini öğrendiği ve eşine kavuşmak için imkansız görevleri üstlendiği destansı bir serüvendir. Ancak ölüm döşeğindeki Edward için bu hikâyeler bir kaçış değil, hayatın kendisine kattığı birer renktir.
Will, babasının cenazesi yaklaşırken onun anlattığı efsanelerin ötesindeki "gerçek" adama ulaşmaya çalışır. Bu arayış, izleyiciyi Edward’ın gençliğine, o masalsı kasabalara ve devasa balıkların yüzdüğü nehirlere geri götürür. Film, bir babanın mirasının sadece gerçekler değil, bıraktığı hikâyeler olduğunu savunan, duygu yüklü ve görsel bir şölene dönüşüyor.
Ewan McGregor, genç Edward Bloom rolünde bitmek bilmeyen bir iyimserlik ve macera tutkusuyla ışıldıyor. Karakterin karizmasını ve dünyayı bir çocuk gözüyle görme yetisini izleyiciye mükemmel yansıtıyor. Yaşlı Edward rolünde ise efsanevi oyuncu Albert Finney, inatçı ama sevgi dolu bir baba figürüyle hikâyeye derinlik katıyor.
Billy Crudup, rasyonel ve babasına kırgın Will karakterinde dengeli bir performans sergilerken, Jessica Lange ve Marion Cotillard filmin duygusal dokusunu tamamlıyor. Ayrıca Danny DeVito sirk sahibi Amos rolüyle, Helena Bonham Carter ise hem yaşlı bir cadı hem de hüzünlü bir aşık rolleriyle filmin masalsı atmosferini zirveye taşıyorlar.
Vizyoner yönetmen Tim Burton, bu filmde kendine has gotik ve karanlık tarzını bir kenara bırakıp, daha parlak, renkli ve duygusal bir masal dünyası kuruyor. Daniel Wallace’ın romanından uyarlanan yapım, yönetmenin filmografisindeki en "insani" ve yüreğe dokunan eser olarak kabul edilir. Görüntü yönetimi ve sanat tasarımı, her kareyi birer tabloya dönüştürürken, Danny Elfman’ın müzikleri izleyiciyi hüzün ve neşe arasında gezdiriyor. Dram filmleri içinde yaratıcılığı ve felsefi derinliğiyle ayrı bir yerde duran bu başyapıt, hikâye anlatıcılığının gücüne bir övgü niteliğindedir.
Hayal gücünün sınırlarını zorlayan ama ayakları yere sevgiyle basan bir hikâye arayan herkes bu filmi izlemeli. Baba-oğul ilişkilerine, aile bağlarına ve "hayatın anlamı" gibi derin sorulara masalsı bir perspektifle bakmak isteyenler için Büyük Balık eşsiz bir tercih olacaktır. Tim Burton hayranlarının yanı sıra, iç ısıtan ama aynı zamanda ağlatmayı başaran kaliteli dram filmleri listesi yapan sinemaseverler için kaçırılmaması gereken bir klasiktir.
Bu film, gerçeğin sadece çıplak olaylardan ibaret olmadığını, bazen bir yalanın veya abartılı bir hikâyenin gerçeğin ta kendisinden daha anlamlı olabileceğini kanıtlıyor. Edward Bloom’un dünyası, gri ve sıkıcı gerçeklikten bir kaçış değil, o gerçekliği yaşanılır kılan bir sanattır. Final sahnesiyle sinema tarihinin en unutulmaz ve duygusal kapanışlarından birini sunan yapım, izleyiciye kendi hayat hikâyesini nasıl anlatmak istediğini sorgulatıyor.
Hikâye Anlatıcılığı: Bir insanın anlattığı hikâyelerle ölümsüzleşmesi.
Baba-Oğul Çatışması: Kuşaklar arası anlayış farkı ve geç kalmış bir uzlaşma çabası.
Gerçek vs. Hayal: Hayatın gerçekliği ile hayal gücünün yarattığı büyülü dünya arasındaki denge.
Aşk ve Bağlılık: İmkansız görünen bir aşkın peşinde koşan sarsılmaz bir irade.
Eğer Büyük Balık’ın yarattığı o büyülü atmosferden etkilendiyseniz, şu filmler de ilginizi çekebilir:
Forrest Gump: Hayatı bir dizi inanılmaz olayla şekillenen saf bir adamın epik hikâyesi.
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi: Zamanın ve hayatın akışına dair masalsı ve dramatik bir yolculuk.
Amélie: Dünyayı kendi küçük ve sihirli penceresinden gören bir kadının ilham verici dramı.
Yönetmen Tim Burton, bu filmi babasını kaybettikten kısa bir süre sonra çekmiştir; bu nedenle filmdeki baba-oğul ilişkisi yönetmen için son derece kişisel ve duygusal bir anlam taşır. Filmde kullanılan ve Edward’ın eşine aldığı nergis çiçekleri sahnesi için gerçekten binlerce canlı nergis kullanılmıştır. Ayrıca dev karakteri Karl’ı canlandıran Matthew McGrory, gerçek hayatta da dünyanın en uzun boylu aktörlerinden biriydi ve bu rol onun için özel olarak yazılmıştı.
Film boyunca bu sorunun cevabı askıda kalır; ancak Will’in araştırmaları, babasının anlattığı her abartılı hikâyenin ardında daha sade ama gerçek bir dayanak olduğunu ortaya koyar.
"Büyük Balık" hem Edward’ın yakalanamayan meşhur balık hikâyesine bir göndermedir hem de küçük bir havuzda (kasabada) kalmak istemeyen, büyük dünyaların adamı olan Edward’ın kendisini simgeler.
Film genel olarak bir dram olsa da, mizah ve fantezi unsurlarıyla dengelenmiştir. Ancak final sahneleri izleyiciyi derinden etkileyen, gözyaşlarını tutmanın zor olduğu bir yapıdadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...