
Kötü Ruh evreninin bu en yeni halkasında, kadim kötülük bu kez terk edilmiş bir çelik dökümhanesinin kasvetli duvarları arasında uyanıyor. Hikâye, geçmişteki travmalarından kaçmaya çalışan bir grup gencin, sığındıkları bu devasa metal yığını içinde yanlışlıkla bir dizi ses kaydını oynatmasıyla başlıyor. Necronomicon’un fısıltıları havada asılı kaldığında, mekanın paslı koridorları kanlı bir av sahasına dönüşüyor.
Film, Deadites olarak bilinen şeytani varlıkların sadece bedenleri değil, mekanın kendisini de bir işkence aletine dönüştürmesini konu alıyor. Karakterler, bir yandan ele geçirilmiş arkadaşlarıyla savaşırken diğer yandan endüstriyel fırınların ve keskin çarkların arasında hayatta kalmaya çalışıyor. Spoilersız bir özetle Evil Dead Burn, klostrofobiyi geniş ama tekinsiz bir alana yayarak izleyiciye modern bir hayatta kalma sınavı sunuyor.
Filmin başrolünde, dramatik derinliğiyle tanıdığımız Sophie Thatcher yer alıyor. Thatcher, kurban psikolojisinden sıyrılıp hayatta kalmak için içindeki vahşi gücü keşfeden karakteriyle filmin duygusal yükünü başarıyla sırtlanıyor. Ona, son yılların yükselen yıldızı Harris Dickinson eşlik ediyor; Dickinson’ın canlandırdığı korumacı ama korkuyla sarsılan figür, izleyiciyle empati kuran bir köprü oluşturuyor.
Kadronun geri kalanında yer alan yan karakterler, serinin geleneğine uygun olarak fiziksel açıdan oldukça zorlayıcı, "beden korkusu" (body horror) temalı performanslar sergiliyor. Özellikle iblisleşme süreçlerindeki protez makyajların başarısı, oyuncuların performansını çok daha tüyler ürpertici bir seviyeye çıkarıyor.
Yönetmen koltuğunda oturan yeni nesil korku dehası, serinin 1981’deki çiğ enerjisini 2013’teki karanlık tonla birleştiriyor. Korku filmi janrında devrim yaratan pratik efekt kullanımı, bu filmde de zirve yapıyor. Metalin soğukluğu ile kanın sıcaklığının yarattığı görsel kontrast, filmin atmosferini benzersiz kılıyor. Temponun bir an bile durmadığı yapım, serinin hayranlarını tatmin edecek kadar vahşi, yeni izleyicileri sarsacak kadar yenilikçi bir dil kullanıyor.
Bu yapım, özellikle yüksek tansiyonlu gerilim filmi arayışında olan ve mide kaldıran görsel efektlerden kaçınmayan izleyiciler için biçilmiş kaftan. Evil Dead külliyatına hakim olanların kaçırmaması gereken film, aynı zamanda endüstriyel korku atmosferini seven yetişkin sinemaseverlere de hitap ediyor. Yoğun şiddet ve rahatsız edici görseller nedeniyle hassas bünyelerin mesafeli durması önerilir.
Evil Dead Burn, seriyi ormandan ve apartman dairesinden çıkarıp çok daha tekinsiz bir endüstriyel dekora taşıdığı için izlenmeli. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, "ateş ve metal" temasını dehşet unsurlarıyla harmanlamadaki başarısıdır. Eğer adrenalin patlaması yaşatacak, görsel olarak çarpıcı ve ruhsal olarak hırpalayıcı bir sinema deneyimi arıyorsanız, bu film beklentinizi fazlasıyla karşılayacaktır.
Endüstriyel Dehşet: İnsan yapımı devasa makinelerin, doğaüstü bir güçle birleşerek ölümcül birer tuzağa dönüşmesi.
Geçmişin Külleri: Karakterlerin kendi içsel travmalarının, iblisler tarafından birer silah olarak kullanılması.
Kolektif Hayatta Kalma: Bireysel korkuların ötesine geçip, mutlak bir yıkıma karşı birlikte durma zorunluluğu.
Bu filmdeki paslı ve kanlı atmosferi sevdiyseniz, bir sanayi tesisinde geçen dehşeti anlatan The Mangler veya serinin bir önceki başarılı halkası olan Evil Dead Rise filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, mekanın bir karaktere dönüştüğü Silent Hill atmosferi de benzer bir tekinsizlik sunmaktadır.
Filmin çekimlerinde dijital efekt yerine %90 oranında pratik efekt ve protez makyaj kullanılmıştır.
Set tasarımı için gerçekten terk edilmiş eski bir dökümhane restore edilerek atmosferin gerçekçiliği artırılmıştır.
Filmin final sahnesinde kullanılan sahte kan miktarı, serinin 2013 yapımı filmiyle yarışacak düzeyde rekor kırmıştır.
Evet, Necronomicon evreninde geçmektedir ancak yeni bir karakter grubuna ve özgün bir mekana odaklanan bağımsız bir hikaye sunar.
Serinin doğasına uygun olarak, film oldukça yoğun grafik şiddet ve kanlı sahneler içermektedir; bu yönüyle serinin en sert halkalarından biri olmaya adaydır.
Geleneksel orman kulübesi temasından uzaklaşan film; soğuk, metalik ve paslı bir sanayi atmosferinde geçen, klostrofobik bir dehşet sunuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...