
Gerilim, Macera, Dram

Scanlon / "Dominguez"

Victor Manzon / "Serrano"

Nilo

Kassem / "Martinez"

Corlette

Lartigue

"Marquez"

"Carlos"
Bobby del Rios

Spider
Film, geçmişlerinden kaçan ve Güney Amerika’nın ücra bir köyünde saklanan, farklı milletlerden dört suçlunun yollarının kesişmesini anlatır. Bu adamlar, hayatlarını kurtarmak ve oradan kaçabilmek için imkansız bir görevi kabul ederler: İki eski kamyonla, en ufak bir sarsıntıda patlamaya hazır olan bozuk dinamitleri 200 mil ötedeki yanan bir petrol kuyusuna taşımak.
Balta girmemiş ormanlar, çökmek üzere olan asma köprüler ve şiddetli yağmurlar arasında geçen bu yolculuk, sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda karakterlerin kendi vicdanları ve kaderleriyle olan bir hesaplaşmasıdır. Filmin adı olan "Sorcerer" (Büyücü), aslında karakterlerden birinin sürdüğü kamyonun adıdır ve kadere hükmeden, insanı oyuncağı gibi kullanan görünmez bir gücü simgeler.
Başrolde yer alan Roy Scheider, geçmişinin karanlığından kaçan Jackie Scanlon rolünde kariyerinin en sert ve etkileyici performanslarından birini sergiler. Scheider’ın yüzündeki o yorgun ama kararlı ifade, filmin kasvetli atmosferiyle mükemmel bir uyum içindedir.
Ona eşlik eden Bruno Cremer, Francisco Rabal ve Amidou, her biri kendi trajedisini taşıyan bu dörtlü ekibi tamamlar. Filmde çok az diyalog olmasına rağmen, oyuncuların fiziksel performansları ve bakışları, aralarındaki gerilimi ve korkuyu izleyiciye iliklerine kadar hissettirir.
The Exorcist (Şeytan) filminin yönetmeni William Friedkin, bu filmde sinematografik gerçekçiliğin sınırlarını zorlamıştır. Özellikle kamyonun sallanan bir asma köprüden geçtiği sahne, hiçbir dijital efekt kullanılmadan, gerçek mekanlarda ve büyük tehlikeler altında çekilmiş olmasıyla sinema tarihine geçmiştir.
Film, 1953 yapımı Fransız klasiği Le Salaire de la peur (Dehşet Yolcuları) filminin bir yeniden çevrimi olsa da, Friedkin ona çok daha karanlık, nihilistik ve kaotik bir ruh katmıştır. Elektronik müziğin öncüsü Tangerine Dream tarafından hazırlanan soundtrack, filmin tekinsiz ve gergin atmosferini doruğa çıkarır.
Psikolojik derinliği olan gerilim filmleri ve insanın doğaya karşı verdiği amansız mücadeleleri seven izleyiciler için bu film tam bir hazinedir. "Yol filmi" (road movie) türünün en karanlık ve fiziksel örneklerinden birini görmek isteyenler ile 1970'lerin o tavizsiz ve çiğ sinema estetiğini özleyenler bu yapımı mutlaka izlemelidir.
Bu filmi izlemek, sinemanın sadece bir hikâye anlatma aracı değil, fiziksel bir deneyim olduğunu anlamaktır. Ekranda gördüğünüz çamur, yağmur ve ter gerçektir. Film, izleyiciyi karakterlerin bindiği o kamyonun içine hapseder ve her tümsekte, her sarsıntıda yüreğinizi ağzınıza getirir. Vizyona girdiği dönemde Star Wars ile aynı zamana denk geldiği için gişede haksız bir yenilgiye uğramış olsa da, günümüzde sinema tarihinin en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Kader ve Şans: İnsanın ne kadar çabalarsa çabalasın kaçamadığı o "karanlık büyücü."
Kurtuluş Arayışı: Suçluluk duygusundan ve geçmişten arınmak için göze alınan ölümcül riskler.
Doğa vs. İnsan: Modern makinelerin vahşi doğa karşısındaki kırılganlığı.
İzolasyon: Toplumdan dışlanmış insanların, yabancı bir coğrafyada kurduğu mecburi ortaklık.
Bu filmin yarattığı o yoğun gerilimi ve egzotik tehlikeyi sevdiyseniz, orijinal hikâye olan Le Salaire de la peur (1953) filmini ve yönetmen Friedkin'in diğer sert polisiye klasiği The French Connection (Kanunun Kuvveti) filmini mutlaka izlemelisiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...