
Korku

Joe

Kate

Adrian

Ellen

Matthew

Nina

Scar

Billy

Paul

David
Gece yarısı Londra’dan hareket eden son tren, ormanlık bir alanın ortasında aniden durur. Trenin bir şeye çarptığı düşünülürken, makinistin dışarı çıkıp geri dönmemesi vagondaki yolcular arasında huzursuzluğa yol açar. Tren kondüktörü Joe, bir grup yolcuyu bir arada tutmaya ve sakinleştirmeye çalışsa da, karanlığın içinden gelen vahşi saldırılar durumun sıradan bir teknik arıza olmadığını kısa sürede kanıtlar. Dışarıda, insanüstü bir güce ve açlığa sahip, dolunayla birlikte ortaya çıkan vahşi yaratıklar pusuya yatmıştır.
Trenin içine hapsolan yolcular için gece, tam bir kapana kısılmışlık hissine dönüşür. Dışarı çıkmak ölüm demekken, vagonda beklemek de savunmasız bir hedef haline gelmektir. Grup, birbirine güvenmekle kendi canını kurtarmak arasında gidip gelirken, trenin metal duvarları onları korumak yerine mezarları olmaya başlar. Joe liderliğinde hayatta kalmaya çalışan ekip, şafak sökene kadar bu kanlı kuşatmadan sağ çıkabilmek için ellerindeki kısıtlı imkânlarla ölümcül bir savaşa girişir.
Filmin merkezinde, sorumluluk sahibi kondüktör Joe rolüyle Ed Speleers yer alıyor. Speleers, sıradan bir demiryolu çalışanının, kriz anında mecburi bir lidere dönüşmesini oldukça inandırıcı bir dille yansıtıyor. Ona eşlik eden Holly Weston, grubun hayatta kalma çabasına duygusal bir direnç katarken; performanslar, karakterlerin sadece birer kurban değil, aynı zamanda yaşayan, korkan ve hata yapan gerçek insanlar olduğunu hissettiriyor.
Yardımcı kadroda yer alan tecrübeli isim Sean Pertwee, makinisti canlandırırken filme kısa ama etkili bir ağırlık katıyor. Diğer yolcuların her birinin farklı sosyal sınıflardan ve karakter yapılarından seçilmiş olması, kapalı alandaki gerilimi editoryal bir çatışma zeminine oturtuyor. Oyuncuların korku ve panik anındaki tepkileri, filmin çiğ ve gerçekçi atmosferini destekliyor.
Yönetmen Paul Hyett, Dehşet Treni ile klasik kurt adam mitolojisini modern ve klostrofobik bir mekâna taşıyarak türe taze bir soluk getiriyor. Film, görsel efektlerinde dijitalden ziyade pratik efektlere (makyaj ve kostüm) ağırlık vermesiyle, 80'lerin o unutulmaz korku estetiğini hatırlatıyor. Trenin dar koridorları, loş ışıklar ve dışarıdaki sisli orman, izleyiciye sürekli bir tedirginlik aşılıyor. Tempo, ilk saldırıyla birlikte vites artırıyor ve son ana kadar düşmeyen bir gerilim grafiği sunuyor.
Kurt adam temalı yapımları ve kapalı alan gerilimlerini seven izleyiciler bu filmi listesine mutlaka eklemeli. Eğer korku filmi izlerken klostrofobik atmosferden ve yaratık tasarımlarının gerçekçiliğinden keyif alıyorsanız, Dehşet Treni sizi tatmin edecektir. Ayrıca İngiliz sinemasının o gri, soğuk ve tekinsiz anlatım tarzını sevenler için de ideal bir seyirlik sunuyor.
Film, benzeri yaratık filmlerinin aksine karakterleri sadece "yem" olarak kullanmıyor; onların kriz anındaki bencilce veya kahramanca kararlarına odaklanıyor. Yaratıkların tasarımı, izleyiciye gerçek bir tehdit altında olduklarını hissettirecek kadar ürkütücü ve fiziksel. Mekân seçimi olan trenin, hem koruyucu bir sığınak hem de kaçışı olmayan bir hapis olması, gerilimi katmerleyen en büyük unsur.
Klostrofobi ve Kuşatılmışlık: Kaçacak yerin olmadığı dar bir alanda, görünmez bir düşmanla yüzleşme.
Sosyal Çatışma: Farklı hayat görüşlerine sahip insanların ölüm kalım anında birbirlerine karşı tutumları.
İlkel Hayatta Kalma İçgüdüsü: Medeniyetten kopan insanın, vahşi doğa karşısında ne kadar ileri gidebileceği.
Dönüşüm ve İhanet: Grubun içindeki güvenin, fiziksel ve psikolojik tehditlerle sarsılması.
Bir trende geçen gerilim denilince akla gelen Snowpiercer (karakter çatışmaları açısından) veya zombi temalı Train to Busan bu filmle benzer bir dinamik sunar. Kurt adam mitolojisi açısından ise Dog Soldiers veya The Wolfman (2010), yaratık tasarımları ve atmosfer bakımından yakın türdeşlerdir.
Yönetmen Paul Hyett, aslında bir özel efekt ve makyaj uzmanıdır; bu tecrübesi filmin yaratık tasarımlarındaki başarısının temel sebebidir.
Filmin çekimleri sırasında, oyuncuların o kapalı vagondaki sıkışmışlık hissini gerçekten yaşaması için set tasarımı oldukça dar ve basık tutulmuştur.
Filmde kullanılan yaratıkların çoğu, CGI yerine kostüm giymiş oyuncular ve protez makyajlarla canlandırılmıştır.
Film, klasik kurt adam (werewolf) mitolojisini temel alır. Ancak buradaki yaratıklar daha vahşi, daha hızlı ve insan özelliklerini neredeyse tamamen yitirmiş birer avcı olarak tasvir edilmiştir.
Final, türün geleneklerine uygun şekilde oldukça sert ve sarsıcıdır. Kurtuluşun bir bedeli olduğunu ve dehşetin aslında tam olarak bitmeyebileceğini hissettiren editoryal bir belirsizlikle sona erer.
Evet, Dehşet Treni özellikle saldırı sahnelerinde oldukça vahşi ve kanlı bir görselliğe sahiptir. "Gore" unsurları seven izleyiciler için tatmin edici olsa da, hassas izleyiciler için zorlayıcı olabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...