
Komedi

Yunus

Ahmet

Nazlı

Dursun

Hatice

Ahmet'in Karısı
Yunus'un Babası

Dursun'un Karısı

Köfteci

Muhabir
Davacı, Anadolu’nun küçük bir köyünde yaşayan iki komşu olan Yunus ve Memet’in, aslında incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele yüzünden birbirlerine düşman kesilmelerini anlatır. Bir hayvanın diğerinin bahçesine girmesiyle başlayan bu basit gerginlik, tarafların gurur yapmasıyla mahkeme salonlarına taşınır. Ancak olaylar hiç de bekledikleri gibi hızlı ilerlemez; adliye koridorları, ertelemeler ve bürokrasi, bu iki inatçı komşuyu yıllarca sürecek bir girdabın içine çeker.
Film, davanın yıllar boyu sürmesiyle birlikte karakterlerin saçlarının ağarmasına, çocuklarının büyümesine ve hatta hayatın akıp gitmesine rağmen bitmeyen bir inatlaşmayı resmeder. Davacı ve davalı rollerindeki bu iki adam, adaleti ararken aslında kendi hayatlarını nasıl boşa harcadıklarını fark edemezler. Hikâye, Türk adalet sistemindeki hantallığı ve toplumun inatçı yapısını spoilersız bir şekilde, trajikomik bir perspektifle izleyiciye sunar.
Filmin başrollerini, Türk sinemasının iki dev ismi Kemal Sunal ve Abramurrahman Palay paylaşıyor. Kemal Sunal, canlandırdığı Yunus karakteriyle saf ama inatçı köylü tiplemesine yeni bir boyut kazandırıyor. Karşısındaki rakibi Memet rolündeki Abramurrahman Palay ile aralarındaki o bitmek bilmeyen çekişme ve mahkeme kapılarındaki yaşlanma sahneleri, filmin en etkileyici anlarını oluşturuyor.
Kadronun bir diğer parlayan ismi ise kurnaz arzuhalci rolüyle Erdal Özyağcılar’dır. Özyağcılar, davanın bitmemesinden beslenen, her iki tarafı da idare eden bu karakterle adaletin çevresindeki yan faktörleri harika bir şekilde temsil eder. Savaş Dinçel, Güzin Özipek ve Necati Bilgiç gibi usta oyuncular da mahalle ve adliye ortamının o kendine has dokusunu tamamlayan performanslar sergilerler.
Zeki Ökten’in yönetmenliğini üstlendiği Davacı, Umur Bugay’ın ustalıklı senaryosuyla birleşince ortaya muazzam bir sistem eleştirisi çıkıyor. Film, sadece iki kişinin kavgası değil, hantal bürokrasinin ve "haklıyım" inadının insan ömründen neler çalıp götürdüğünün bir kanıtıdır. Hızlı kurgusu ve zaman atlamalarıyla izleyiciye davanın ne kadar uzun sürdüğünü hissettiren yapım, Kemal Sunal sinemasının en nitelikli ve mesajı olan işlerinden biridir.
Hukuk sistemine dair mizahi eleştirilerden hoşlananlar ve Kemal Sunal filmleri içinde daha sosyal mesajlı olanları arayanlar bu yapımı kaçırmamalıdır. İnsan ilişkilerindeki anlamsız inatlaşmaların sonuçlarını görmek isteyen her yaştan izleyici için film, ders niteliğinde sahneler barındırır. Aynı zamanda sıcak bir taşra atmosferi ve kaliteli bir komedi filmi arayanlar için de Davacı, biçilmiş kaftandır.
Film, izleyiciyi hem güldürürken hem de "Hayatta gerçekten neyin davasını güdüyoruz?" sorusuyla baş başa bırakır. Mahkeme sahnelerindeki o meşhur "Yine ertelendi" replikleri, adalet arayışının bazen nasıl bir absürtlükler silsilesine dönüştüğünü gösterir. Şener Şen ve Kemal Sunal filmlerindeki o toplumsal derinliği bu yapımda, bireyin sistemle olan imtihanı üzerinden iliklerinize kadar hissedersiniz.
Adaletin Gecikmesi: "Geciken adalet, adalet değildir" sözünün sinematik bir yansıması.
İnat ve Gurur: Basit bir meselenin, insanın tüm ömrünü mahvedebilecek bir takıntıya dönüşmesi.
Bürokrasi Eleştirisi: Resmi kurumların hantallığı ve bu süreçten çıkar sağlayan ara figürler.
Bu filmdeki sistem eleştirisini ve taşra mizahını sevdiyseniz, bir ağanın modern dünya karşısındaki çöküşünü anlatan Züğürt Ağa filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca bürokrasiyi ve rüşveti eleştiren Namuslu veya yine bir hukuk karmaşasını mizahi bir dille işleyen Selamsız Bandosu, Davacı ile benzer bir sosyolojik derinliğe sahip en iyi komedi filmleri arasındadır.
Film, 1980'li yıllarda gerçek hayatta yaşanmış ve onyıllarca sürmüş bazı uç mahkeme davalarından esinlenilerek senaryolaştırılmıştır.
Kemal Sunal ve diğer oyuncuların film boyunca yaşlandırıldığı makyaj teknikleri, o dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen oldukça başarılı bulunmuştur.
Çekimler, Anadolu'nun doğal dokusunu yansıtan köylerde ve gerçek bir adliye binasının atmosferinde gerçekleştirilmiştir.
Film, Türk sinemasında toplumsal gerçekçiliğin mizahla en iyi harmanlandığı yıllardan biri olan 1986 yılında vizyona girmiştir.
Filmin senaryosu, Türk televizyon ve sinema tarihine "Bizimkiler" gibi dev yapıtları kazandıran usta yazar Umur Bugay tarafından kaleme alınmıştır.
Dava, bir komşunun bahçesindeki ağaca diğer komşunun hayvanının zarar vermesi gibi çok küçük bir mülkiyet tartışmasıyla başlar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...