

Julien Janvier

Sophie Kowalsky

8-year-old Julien

8-year-old-Sophie

Julien's Mother

Julien's Father

Sophie's Sister

Sergei Nimov Nimovitch

Aurélie Miller

Igor
Julien (Guillaume Canet) ve Sophie (Marion Cotillard), çocukluklarından beri birbirlerine ayrılmaz bir bağla bağlıdırlar. Ancak bu bağ, romantik bir bağdan ziyade, birbirlerine meydan okudukları bitmek bilmeyen bir "cesaret" oyunu üzerine kuruludur. Elinde paslı bir teneke kutu tutan kişi, diğerine bir görev verir: "Cesaretin var mı?"
Bu oyun çocuklukta okul müdürünün önünde idrar yapmak gibi masumca başlasa da, yaşları ilerledikçe oyunun dozu artar. Birbirlerini düğün günlerinde terk etmekten, on yıl boyunca görüşmemeye kadar giden bu yıkıcı rekabet, aslında birbirlerine olan devasa aşklarını itiraf edememelerinin bir kılıfıdır. "Seviyor musun, sevmiyor musun?" sorusu, yerini her zaman "Cesaretin var mı?" sorusuna bırakır. Film, bu iki "yetişkin çocuğun" hayatını mahveden ama aynı zamanda hayatlarına anlam katan o muazzam tutkunun trajikomik zirvesine doğru ilerler.
Canet ve Cotillard Kimyası: Filmin çekimleri sırasında birbirine aşık olan ve gerçek hayatta da birlikteliklerini sürdüren çiftin arasındaki kimya, filmin inandırıcılığını en üst seviyeye taşıyor.
Görsel Dil: Yönetmen Yann Samuell, filmi bir masal kitabını andıran canlı renkler, hızlı kurgu ve gerçeküstü sahnelerle donatıyor. Amélie tarzını andıran bu görsel şölen, filmin çocuksu ruhunu destekliyor.
"La Vie en Rose": Edith Piaf’ın bu ölümsüz eseri, filmin farklı sahnelerinde farklı versiyonlarla (bazen neşeli, bazen hüzünlü) karşımıza çıkarak hikâyenin ruhunu tamamlıyor.
Sarsıcı Final: Sinema tarihinin en çok konuşulan, en tartışmalı ve en romantik (ya da en yıkıcı) finallerinden birine sahip olmasıyla bilinir.
Sıradışı Bir Aşk Hikâyesi İçin: "Seni seviyorum" demenin binbir türlü zorluğunu ve bu duygunun nasıl bir çılgınlığa dönüşebileceğini görmek adına.
Fransız Sineması Estetiği: Kendine has mizahı, dramı ve görselliğiyle tipik bir Fransız şaheseri solumak için.
Duygusal Bir Rollercoaster: Bir sahnede kahkahalarla gülerken, bir sonraki sahnede karakterlerin acımasızlığına öfkelenmek ve sonunda gözyaşlarına boğulmak için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...