

Mike Lowrey

Marcus Burnett

Kelly

Dorn

Rita

McGrath

Lockwood

Armando

Christine

Theresa
Miami’nin en ünlü dedektifleri Mike ve Marcus için işler bu kez hiç olmadığı kadar sarpa sarıyor. Önceki filmlerde hayatını kaybeden sevgili Kaptan Howard, ölümünden sonra yolsuzlukla ve kartellerle iş birliği yapmakla suçlanır. Ancak Mike ve Marcus, akıl hocalarının masumiyetinden emindir. Kaptan’ın kendilerine bıraktığı gizli bir video mesajı, emniyet teşkilatının derinliklerine sızmış devasa bir komployu işaret etmektedir.
Gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan ikili, kurulan bir kumpas sonucu kendilerini bir anda "arananlar" listesinde bulur. Artık hem polis teşkilatı hem de azılı suçlular bu "kötü çocukların" peşindedir. Miami sokaklarından bataklıklara uzanan bu kovalamacada, Mike ve Marcus masumiyetlerini kanıtlamak için yasanın dışına çıkmak ve kime güveneceklerini çok iyi seçmek zorundadır. Bu sefer mesele sadece suçluları yakalamak değil, Kaptan’ın onurunu temizlemek ve hayatta kalmaktır.
Will Smith ve Martin Lawrence, ikonik karakterlerine her zamanki enerjileriyle geri dönüyorlar. Will Smith (Mike Lowrey), bu filmde panik ataklarla baş etmeye çalışan, daha kırılgan ama hâlâ ölümcül bir kahramanı canlandırırken; Martin Lawrence (Marcus Burnett), geçirdiği bir ölüm kalım tecrübesinin ardından "ölümsüz" olduğuna inanan, filmin tüm komedi yükünü sırtlayan haliyle karşımıza çıkıyor.
Kadroda ayrıca önceki filmden tanıdığımız Paola Nuñez (Rita), Vanessa Hudgens (Kelly) ve Alexander Ludwig (Dorn) AMMO ekibi olarak yer alıyor. Filmin asıl sürprizi ise Mike’ın oğlu Armando rolündeki Jacob Scipio’nun hikâyeye dahil olması. Kötü adam rolünde Eric Dane, soğukkanlı ve acımasız performansıyla dikkat çekerken, Rhea Seehorn da hikâyeye kritik bir karakterle güç katıyor.
Yönetmenler Adil El Arbi ve Bilall Fallah, serinin dördüncü filminde aksiyon sinemasına adeta bir "masterclass" sunuyorlar. Özellikle birinci şahıs (FPS) kamera açıları ve dron çekimleriyle desteklenen çatışma sahneleri, izleyiciyi mermilerin tam ortasına bırakıyor. Film, serinin klasikleşmiş mizahını korurken, karakter gelişimine de önem veriyor. Mike ve Marcus’un yaşlanma, aile ve sadakat üzerine kurdukları diyaloglar, aksiyonun arasında nefes aldırıyor. Bad Boys: Ya Hep Ya Hiç, bir devam filminden beklenecek her şeyi (ve fazlasını) sunan bir yapım.
Serinin önceki filmlerini severek izleyenler için bu film tam bir "saygı duruşu". Yüksek tempolu aksiyon filmleri hayranları, yenilikçi kamera tekniklerini görmek isteyen sinemaseverler ve "buddy-cop" türünün en iyi örneğini arayanlar bu yapımı kaçırmamalı. Hem nostalji hem de modern aksiyonu bir arada sunan bu sinema filmi, heyecan dolu bir seyirlik arayan yetişkinler için ideal.
Filmi izlemek için en büyük neden, Will Smith ve Martin Lawrence arasındaki o sönmek bilmeyen kimyadır. Otuz yıla yaklaşan bu dostluğun beyaz perdedeki yansıması, filmi sadece bir aksiyon yapımı olmaktan çıkarıp bir fenomen haline getiriyor. Ayrıca, filmin son 30 dakikasındaki devasa aksiyon sekansı, son yıllarda çekilmiş en iyi koreografilerden birine sahip. Kaptan Howard’ın gizemini çözme süreci ise hikâyeye sürükleyici bir polisiye derinlik katıyor.
Onur ve Miras: Ölen bir dostun itibarını korumak için her şeyi göze almak.
Aile Bağları: Kan bağı olanlar ile seçilmiş aile (dostlar) arasındaki sarsılmaz sadakat.
Kaçak Olmak: Adaleti savunanların, adaletten kaçarken doğruyu bulma çabası.
Bu filmin temposunu ve mizahını sevdiyseniz, serinin bir önceki halkası olan Bad Boys: Her Zaman Çılgın’ı mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir suç ve aksiyon atmosferi için Hızlı ve Öfkeli serisi veya komedi-polisiye türünün bir diğer klasiği olan Bitirim İkili (Rush Hour) serisi harika seçenekler olacaktır.
Film, 1995’te başlayan serinin dördüncü ve en güncel halkasıdır.
Filmdeki bazı çatışma sahneleri, video oyunlarını andıran yenilikçi bir kamera aparatı (SnorriCam) ile çekilmiştir.
Film, serinin yaratıcısı Michael Bay’e yine küçük ama eğlenceli bir sahnede (cameo) yer vererek geleneklerini sürdürüyor.
Hayır, aksine birbirlerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyorlar; ancak bu kez tüm dünya onlara düşman kesilmiş durumda.
Hayır, Kaptan Howard önceki filmde hayatını kaybetmişti; ancak bu filmde bıraktığı gizli videolar ve ipuçlarıyla hikâyenin merkezinde yer alıyor.
Hapiste olan Armando, babası ve Marcus'un komplonun arkasındaki isimleri bulmasına yardım etmek için ekibe dışarıdan (ve riskli bir şekilde) dahil oluyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...