Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)

Dram, Savaş

Michael Vronsky

Nikanor "Nick" Chevotarevich

Stan

Steven Pushkov

Linda

John

Angela
Julien

Bridesmaid

Linda's Father
Guatemala’nın tozlu ve sefalet içindeki bir kasabasında mahsur kalmış, hayattan hiçbir beklentisi olmayan bir grup göçmen, Amerikalı bir petrol şirketinin tehlikeli teklifiyle karşı karşıya kalır. Şirketin uzak bir bölgesindeki petrol kuyusu kontrolden çıkmıştır ve yangını söndürmenin tek yolu nitrogliserin kullanmaktır. Ancak bu kimyasal o kadar hassastır ki, yapılacak en küçük sarsıntı bile devasa bir patlamaya neden olabilir.
Hava yoluyla taşınamayacak kadar riskli olan bu yükü, derme çatma iki kamyonla, uçurumlarla dolu dağ yollarından ve bataklıklardan geçirmek için gönüllü olan dört adam; Mario, Jo, Bimba ve Luigi yola koyulur. Her kilometrede ölümle burun buruna gelen bu ekip için yolculuk, sadece fiziksel bir sınav değil, aynı zamanda dostluğun, korkunun ve insan onurunun sorgulandığı psikolojik bir savaşa dönüşür. Yol boyunca karşılaştıkları her engel, izleyiciyi koltuğuna çivileyen bir gerilim fırtınası yaratır.
Fransız sinemasının efsane ismi Yves Montand, Mario karakteriyle kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Montand, başlangıçtaki hırslı ve gamsız tavrının yerini giderek dehşet ve hayatta kalma azmine bırakışını muazzam bir doğallıkla yansıtıyor. Ona eşlik eden Charles Vanel ise, sert ve tecrübeli Jo rolüyle, korkunun en cesur adamları bile nasıl yıkabileceğini gösteren unutulmaz bir portre çiziyor.
Folco Lulli ve Peter van Eyck, ekibin diğer üyeleri olarak hikâyeye farklı kültürel derinlikler katarken; kadronun tamamı, yönetmen Henri-Georges Clouzot’nun klostrofobik ve baskıcı atmosferine mükemmel uyum sağlıyor. Oyuncuların yüzündeki ter, toz ve çaresizlik, filmin realizmini zirveye taşıyan unsurlar arasında yer alıyor.
"Fransız Hitchcock" olarak anılan Henri-Georges Clouzot, bu başyapıtıyla sinema tarihinin en saf gerilim örneklerinden birini sunmuştur. Film, ilk yarısında karakterlerin çaresizliğini ve sosyal adaletsizliği ilmek ilmek işlerken, ikinci yarısında temposu hiç düşmeyen bir "zamanla yarış" hikâyesine evrilir. Siyah-beyaz sinematografinin gücü, özellikle petrol göllerinin ve dar virajların yarattığı tehlikeyi hissettirmede ustalıkla kullanılır. Film, Cannes’da kazandığı Altın Palmiye ile sanatsal başarısını tescillemiştir.
Saf aksiyonun ötesinde, psikolojik derinliği olan ve izleyiciyi sürekli diken üstünde tutan gerilimlerden hoşlanan herkes bu filmi izlemelidir. Eğer kaderin cilvesini ve insanın doğa karşısındaki amansız mücadelesini konu alan hikâyeleri seviyorsanız, Dehşet Yolcuları sizin için bir başyapıttır. Klasik sinemanın teknik imkanlarla değil, atmosfer ve kurguyla nasıl devleştiğini görmek isteyen sinefiller için bu kült film olmazsa olmazdır.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, "gerilim" kavramının sinemada nasıl inşa edildiğini en çıplak haliyle görmektir. Modern sinemadaki CGI destekli patlamaların aksine, burada hissedilen tehlike tamamen gerçektir; nitrogliserin dolu kamyonun her sarsıntısında izleyici de aynı korkuyu damarlarında hisseder. Ayrıca filmin nihilizme varan karamsar sonu ve kapitalizmin insan hayatını hiçe sayan yapısına getirdiği eleştiri, onu zamansız bir klasik kılar.
Kaderin İronisi: İnsanın kurtuluşu için çıktığı yolun, kendi sonunu hazırlaması.
Korku ve Cesaret: En sert maskelerin bile mutlak ölüm korkusu karşısında nasıl düştüğü.
Sınıf Sömürüsü: Büyük şirketlerin, çaresiz insanları "harcanabilir" piyonlar olarak kullanması.
Bu filmin sunduğu yüksek tansiyonu sevdiyseniz, aynı hikâyenin 1977 yılında William Friedkin tarafından çekilen yeniden çevrimi Sorcerer (Dehşet Yolu) ilginizi çekebilir. Benzer bir atmosferik gerilim için Clouzot’nun bir diğer şaheseri olan Diabolique (Şeytanca) veya bir başka yol hikâyesi ve hayatta kalma mücadelesi olan Mad Max: Fury Road (modern bir alternatif olarak) izlenebilir.
Film, Georges Arnaud'un aynı adlı romanından uyarlanmıştır ancak yönetmen Clouzot hikâyeye kendi karanlık vizyonunu katarak sonu değiştirmiştir.
Çekimler sırasında oyuncular gerçekten ağır koşullar altında çalışmış, bataklık ve petrol sahneleri stüdyo yerine zorlu dış mekanlarda çekilmiştir.
Film, 1953 yılında hem Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı hem de Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanarak nadir görülen bir başarıya imza atmıştır.
Evet, nitrogliserin sıvı formdayken şoka ve sarsıntıya karşı aşırı hassastır. Filmdeki "en küçük sarsıntıda patlama" vurgusu, kimyasalın o dönemdeki bilinen fiziksel özelliklerine dayanmaktadır.
Hikâye Orta Amerika'da geçse de, çekimlerin çoğu Güney Fransa'da, özel olarak inşa edilen ve Guatemala kasabasını andıran devasa setlerde gerçekleştirilmiştir.
Clouzot'nun tercih ettiği final, klasik Hollywood sinemasının "mutlu son" anlayışına tamamen zıt, sarsıcı ve oldukça nihilist bir tondadır; bu da filmin uzun yıllar hafızalarda yer etmesini sağlamıştır.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...