
1990'lı yılların kaotik İstanbul'unda geçen hikayede, Meridian adında bir punk grubunun solisti olan Ozan, Türkiye'nin siyasi ve sosyal ikliminden bunalmıştır. Tek bir hayali vardır: California’ya gitmek ve orada müziğini özgürce yapabilmek.
Ozan, bir gece tesadüfen bir gemi bileti bulabileceğine dair bir duyum alır. Sevgilisi Lara ile birlikte, o gizemli bileti bulabilmek için İstanbul'un izbe sokaklarından yeraltı kulüplerine, plakçılardan tuhaf partilere kadar uzanan bir "gece yolculuğuna" çıkar. Zamanı kısıtlıdır ve sabah olmadan o bileti bulması gerekmektedir.
Film, o dönem gerçek hayatta da birlikte olan iki yetenekli ismi başrolde buluşturuyor:
Burak Deniz (Ozan): Punk ruhunu, öfkesini ve hayallerini karakterine büyük bir enerjiyle yansıtıyor.
Büşra Develi (Lara): Ozan’ın bu çılgın yolculuğundaki en büyük destekçisi ve dengeleyicisi olarak duru bir performans sergiliyor.
Eriş Akman: Filmde önemli bir karakteri canlandırmasının yanı sıra, yönetmenin babasıdır ve hikayeye nostaljik bir bağ katar.
Selim Bayraktar ve Ceren Moray: Yan rollerde filme renk katan ve yeraltı dünyasının tuhaflığını pekiştiren isimler.
Yönetmenliğini ve senaristliğini Mu Tunç’un üstlendiği yapım, yönetmenin kendi aile geçmişinden ve 90'ların İstanbul punk sahnesinden izler taşır. Film, klasik sinema anlatımının dışına çıkarak; hızlı kurgusu, neon ışıkları ve sarsıcı müzikleriyle bir müzik klibi estetiği sunar.
Sinematografik açıdan İstanbul’un hiç görülmemiş, karanlık ama bir o kadar da çekici "arka sokak" manzarasını yansıtıyor. Bir bağımsız film olarak, ana akım Türk sinemasından çok farklı bir yerde duruyor. Bir platform filmi olarak dijital mecralarda, özellikle alternatif kültürlere ve punk müziğe ilgi duyan gençler tarafından bir kült olarak kabul ediliyor.
Punk, rock ve yeraltı müzik kültürüne ilgi duyanlar.
"Gitmek mi zor kalmak mı?" ikilemini hayatının bir döneminde yaşamış olanlar.
90'ların İstanbul atmosferini, nostaljik ama modern bir dille yeniden solumak isteyenler.
Film, sadece bir gençlik hikayesi değil, aynı zamanda bir şehrin ruhuna yapılan bir yolculuktur. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o fiziksel çöküşünün aksine; Arada, ruhsal bir sıkışmışlığın dışavurumunu anlatıyor. Burak Deniz ve Büşra Develi arasındaki kimya, filmin sürükleyiciliğini artırıyor. Ayrıca filmin müzikleri (soundtrack), yerli sahnenin başarılı isimlerinin dokunuşlarıyla tam bir işitsel şölen sunuyor.
Araf (Arada Kalmak): İki kıta, iki hayal ve iki karar arasında sıkışmışlık.
Punk Alt Kültürü: Otoriteye başkaldırı ve müziğin bir kaçış yolu olması.
İstanbul: Geceleyin dönüşen, hem tehlikeli hem de ilham verici bir şehir.
Gençlik ve Özgürlük: Sınırları aşma arzusu.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...