

George Newton

Alice Newton

Ryce Newton

Ted

Emily

Regina

Floyd

Taylor

Seth

Janie
Newton ailesinin hayatı, devasa ama bir o kadar nazik St. Bernard köpekleri Beethoven ile her zamanki gibi hareketli geçmektedir. Ancak Beethoven bu kez yalnız değildir; kalbini kendisi gibi bir St. Bernard olan güzeller güzeli Missy’ye kaptırır. Kısa süre sonra bu aşk meyvelerini verir ve Beethoven ile Missy’nin dört tane birbirinden sevimli yavrusu dünyaya gelir.
Ancak ortada bir sorun vardır: Missy’nin sahibi olan kötü niyetli Regina, köpeğini boşanma davasında bir koz olarak kullanmakta ve yavruları bir an önce paraya çevirmek istemektedir. Newton ailesinin çocukları, yavruları Regina’nın elinden kurtarıp evin bodrumunda gizlice beslemeye başlarlar. Başta köpeklerden pek haz etmeyen baba George Newton’ın yavruları keşfetmesi ve Regina’nın onları kaçırma planları, aileyi macera dolu bir yaz tatiline sürükler. Film, sadakat ve dayanışmanın en pati dolu halini anlatıyor.
Filmin insan kadrosunda, ilk filmdeki sıcaklığı koruyan isimler yer alıyor. Charles Grodin, köpek tüyüne ve kaosa karşı alerjisi olan ama kalbi sevgi dolu baba George Newton rolünde yine harikalar yaratıyor. Bonnie Hunt, aileyi bir arada tutan sabırlı anne Alice rolünde ona eşlik ediyor.
Filmin kötü karakteri Regina rolünde Debi Mazar, karikatürize edilmiş kötülüğüyle izleyiciyi hem güldürüyor hem de kendisinden nefret ettirmeyi başarıyor. Ancak filmin asıl yıldızları, profesyonel eğitmenler eşliğinde inanılmaz işler çıkaran köpek oyuncular. Yavru köpeklerin doğallığı ve Beethoven’ın "baba" figürü olarak sergilediği korumacı tavır, bir biyografi karakterinin gelişimini izler gibi izleyiciyi ekrana bağlıyor.
Rod Daniel tarafından yönetilen Beethoven 2, ilk filmin yakaladığı başarıyı devam ettiren ve "devam filmi" lanetine uğramayan nadir aile yapımlarından biridir. 1993 yılının o samimi atmosferini yansıtan film, özel efektlerden ziyade hayvanların doğal yeteneklerine ve fiziksel komediye (slapstick) dayanıyor.
Müzikal açıdan film, James Ingram ve Dolly Parton tarafından seslendirilen ve Oscar adaylığı kazanan "The Day I Fall In Love" şarkısıyla hafızalara kazınmıştır. Bu romantik tema, Beethoven ve Missy’nin aşkını adeta bir masal seviyesine taşır. Teknik olarak basit ama duygusal olarak oldukça güçlü olan yapım, 90’lı yılların çocukları için unutulmaz bir anı niteliği taşır.
Evcil hayvanı olanlar, çocuklarıyla birlikte kaliteli vakit geçirmek isteyen aileler ve 90'lar nostaljisi yaşamak isteyen herkes bu filmi izlemelidir. Hayvan haklarına ve sevgisine dair basit ama etkili mesajlar içeren yapım, her yaştan izleyiciye hitap eden bir aile filmi klasiğidir. Eğer bir platform filmi üzerinden hafta sonu neşesi arıyorsanız, Beethoven’ın yavrularıyla olan mücadelesi sizi gülümsetecektir.
Bu film, karşılıksız sevginin ve aile olmanın sadece insanlarla sınırlı olmadığını gösterdiği için izlenmelidir. Beethoven 2, yavruların o sakar ve sevimli halleriyle moral depolamanızı sağlarken, iyilerin kazandığı ve kötülerin hak ettiği cezayı aldığı huzurlu bir hikaye sunar. Köpeklerin dünyasına onların gözünden bakmak ve sadakatin ne demek olduğunu bir kez daha hatırlamak için bu yapım eşsiz bir fırsattır.
Aile Bağları: Köpeklerin de tıpkı insanlar gibi bir ailesi ve duygusal bağları olduğu gerçeği.
Sorumluluk: Yavru köpeklerin bakımı üzerinden çocuklara verilen sorumluluk bilinci.
Açgözlülük vs. Sevgi: Maddiyatı ön planda tutan Regina ile sevgiyi ön planda tutan Newton ailesinin çatışması.
Sadakat: Beethoven’ın yavrularını ve eşini korumak için sergilediği cesaret.
Eğer bu pati dolu macerayı sevdiyseniz, şu filmlere de göz atmalısınız:
101 Dalmatians (101 Dalmaçyalı): Yavru köpeklerin kötülerin elinden kurtulma mücadelesini anlatan bir başka kült yapımdır.
Homeward Bound (Eve Dönüş): İki köpek ve bir kedinin eve dönmek için çıktıkları zorlu yolculuğu konu alan duygusal bir maceradır.
Marley & Me (Marley ve Ben): Bir köpeğin bir ailenin hayatını nasıl değiştirdiğini anlatan daha modern ve duygusal bir yapımdır.
Filmde Beethoven’ın yavrularını canlandırmak için 100’den fazla yavru köpek arasından seçim yapılmış ve çekimler sırasında yavrular çok çabuk büyüdüğü için sürekli değişim gerekmiştir.
Filmin ana müziği "The Day I Fall In Love", 1994 yılında hem Oscar hem de Altın Küre’de "En İyi Özgün Şarkı" dalında aday gösterilmiştir.
Film, vizyona girdiği yıl dünya çapında yaklaşık 118 milyon dolar hasılat elde ederek büyük bir ticari başarıya imza atmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...