
Dram, Komedi

Philip Emmenthal

Storey Emmenthal

Kito

Simato

Griselda

Amelia, Philip's Wife

Palmira

Beryl

Celeste

Simon
Peter Greenaway’in kendine has görsel diliyle inşa ettiği film, karısının ölümünden sonra derin bir yas sürecine giren varlıklı iş adamı Philip Emmenthal ve oğlu Storey’nin hikâyesini merkezine alıyor. Yas sürecini atlatmak ve hayatın anlamını yeniden bulmak için ilginç bir yönteme başvuran ikili, Cenevre’deki malikanelerini özel bir harem haline getirmeye karar verirler. Federico Fellini’nin 8 1/2 filminden ilham alarak, kendi fantezi dünyalarını yansıtan birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip "sekiz buçuk" kadını bir araya getirirler.
Bu kadınların her biri, sinema tarihinden, mitolojiden veya kişisel arzulardan süzülen birer arketipi temsil eder. Ancak zamanla bu yapay cennet, baba ve oğulun arasındaki ilişkiyi sorgulatan, güç dengelerinin değiştiği ve arzunun bir hapishaneye dönüştüğü kaotik bir ortama evrilir. Dram filmi ve kara mizahın iç içe geçtiği yapım, izleyiciyi cinsellik, mülkiyet ve erkek fantezileri üzerine oldukça kışkırtıcı ve felsefi bir yolculuğa çıkarıyor.
Filmin başrolünde, Philip karakterine hayat veren usta oyuncu John Standing, yaslı bir adamdan takıntılı bir harem sahibine dönüşen karakteri oldukça vakur ve etkileyici bir performansla sunuyor. Oğlu Storey rolünde izlediğimiz Matthew Delamere ise, babasıyla girdiği bu tehlikeli oyunda hem suç ortağı hem de rakip olan genç adamın karmaşık ruh halini başarıyla yansıtıyor.
Filmin asıl gücü, her biri kendi hikâyesini ve gizemini taşıyan kadın karakterlerden geliyor. Vivian Wu, Toni Collette ve Amanda Plummer gibi yetenekli isimler, bu sürrealist dünyada sadece birer nesne değil, her biri farklı birer duygu durumunu temsil eden güçlü performanslar sergiliyorlar. Özellikle Toni Collette’in sergilediği karakter derinliği, filmin editoryal kalitesini artıran en önemli unsurlardan biri.
Yönetmen Peter Greenaway, her zamanki gibi resimsel sahneler ve simetrik kompozisyonlarla dolu bir sinema dili kullanıyor. Film, klasik bir olay örgüsünden ziyade, görsel bir tablo silsilesi gibi ilerliyor. Greenaway, Fellini’nin sinemasına ve kadın imgesine dair hem hayranlık uyandıran hem de eleştirel bir perspektif sunuyor. Sinematografik olarak her karesi bir sanat eseri titizliğiyle işlenmiş olan yapım, temposuyla sabır istese de sunduğu entelektüel derinlikle izleyiciyi ödüllendiriyor.
Sanat sinemasına, auteur yönetmenlere ve Peter Greenaway’in sıra dışı tarzına ilgi duyanlar için bu film bir zorunluluk. Sinema tarihinde referanslar arayan, felsefi ve provokatif alt metinleri seven izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Ancak bunun ana akım bir komedi filmi veya basit bir dram olmadığını, oldukça deneysel ve yetişkinlere yönelik bir sanat eseri olduğunu belirtmek gerekir.
Fantezi ve gerçeklik arasındaki çizginin nasıl bulanıklaştığını görmek ve Greenaway’in büyüleyici görsel dünyasına tanıklık etmek için izlenmeli. Film, erkek bakış açısını ve arzunun mülkiyetle olan ilişkisini oldukça cesur bir şekilde masaya yatırıyor. Fellini hayranları için ise bu film, usta yönetmene yapılmış en ilginç ve tartışmalı saygı duruşlarından biri olarak ayrı bir öneme sahip.
Yas ve Kaçış: Ölüm acısıyla başa çıkmak için yaratılan yapay ve hedonist dünyalar.
Erkek Fantezileri: Kadının bir imge ve koleksiyon nesnesi olarak algılanışı.
Baba ve Oğul Çatışması: Aynı arzu nesneleri üzerinden şekillenen güç mücadelesi.
Sinema ve Gerçeklik: Fellini’nin hayali dünyasının gerçek hayata empoze edilme çabası.
Greenaway’in bu tarzını sevdiyseniz, onun bir diğer başyapıtı olan Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca Federico Fellini’nin bizzat kendisinin yönettiği 8 1/2 ve Kadınlar Şehri (La città delle donne) bu filmi anlamlandırmak adına izlenmesi gereken temel yapıtlardır.
Peter Greenaway, filmin senaryosunu bizzat Federico Fellini’ye olan hayranlığının bir ürünü olarak yazmıştır.
Film, Lüksemburg, İtalya ve Japonya gibi çok farklı lokasyonlarda çekilerek kültürel bir çeşitlilik sunar.
"Sekiz buçuk" kadın ifadesi, haremdeki sekiz ana kadına ek olarak, hamile olan bir karakterin yarım sayılmasından gelen bir ironidir.
Hayır, bu film Fellini’nin başyapıtına bir saygı duruşu niteliğinde olan, tamamen farklı bir hikâyeye sahip bağımsız bir sanat filmidir.
Her bir kadın; rahibe, fahişe, anne gibi farklı toplumsal ve mitolojik kadın arketiplerini temsil ederek erkeğin fantezi dünyasındaki farklı yönleri simgeler.
Evet, içerdiği yoğun çıplaklık ve cinsellik üzerine kurulu temalar nedeniyle film, yetişkin bir izleyici kitlesine hitap etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...