
Dram, Tarih

Dragan

Tomo Buzov

Milan

Commander

Student
Granddaughter
Grandfather
Train Conductor
Soldier

Soldier
Çovjek koji nije mogao šutjeti (Susamayan Adam), Yugoslavya İç Savaşı’nın en karanlık sayfalarından biri olan 27 Şubat 1993 tarihindeki Strpci katliamını konu alıyor. Belgrad’dan Bar’a giden 671 sefer sayılı yolcu treni, Bosnalı Sırp paramiliter güçler tarafından durdurulur. Kimlik kontrolü yapan askerler, sadece isimleri nedeniyle trendeki Müslüman yolcuları ölüme götürmek üzere trenden indirmeye başlar. O anda, vagondaki yüzlerce yolcu derin bir korku ve sessizliğe gömülmüşken, emekli subay Tomo Buzov bu adaletsizliğe karşı sesini yükseltir.
Film, kolektif bir korku ikliminde tek bir bireyin vicdanının sesini dinleyerek nasıl devleştiğini anlatıyor. Tomo Buzov’un hikayesi, sadece askeri bir disiplinin değil, insan olmanın verdiği temel sorumluluğun bir tezahürüdür. Yönetmen Nebojša Slijepčević, bu dram filmi ile izleyiciyi dar vagonların klostrofobik atmosferinde, "Ben olsam ne yapardım?" sorusuyla baş başa bırakan sarsıcı bir ahlaki sorgulamaya davet ediyor.
Filmin başrolünde, Tomo Buzov karakterine hayat veren usta oyuncu Goran Bogdan yer alıyor. Bogdan, karakterin içsel çatışmasını, sessiz öfkesini ve nihai kararındaki kararlılığı mimikleriyle ve ölçülü oyunculuğuyla muazzam bir şekilde aktarıyor. Onun performansı, filmin duygusal merkezini oluştururken, izleyicide derin bir hayranlık ve hüzün uyandırıyor.
Dragan Mićanović ve Alexis Dumont gibi isimlerin yer aldığı yardımcı oyuncu kadrosu, trendeki diğer yolcuların yaşadığı felç edici korkuyu ve çaresizliği başarıyla yansıtıyor. Oyuncular, rollerini birer "tanık" gibi üstlenerek, o gün o trende yaşanan atmosferin ağırlığını seyirciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye (Kısa Film) ödülüne layık görülen bu yapım, sinematografik açıdan minimalist ama son derece etkili bir dil kullanıyor. Yönetmen Nebojša Slijepčević, şiddeti doğrudan göstermek yerine, şiddetin yarattığı psikolojik yıkımı ve sessizliğin gürültüsünü ön plana çıkarıyor. Tren vagonlarındaki dar alan kullanımı ve ışık oyunları, hikayenin gerilimini ve klostrofobisini artırıyor. Filmin anlatım dili, ajitasyondan uzak durarak gerçekliğin çıplaklığıyla izleyiciyi sarsmayı başarıyor.
Yakın tarihin toplumsal travmalarıyla ilgilenen ve vicdan odaklı hikayeleri seven sinemaseverler bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer bir insanın etik değerleri için neleri feda edebileceğini anlatan güçlü bir dram filmi arıyorsanız, bu film beklentilerinizi karşılayacaktır. Ayrıca Balkan sinemasına ilgi duyan ve kısa sürede derin bir etki bırakan yoğun anlatımları tercih eden izleyiciler için de etkileyici bir deneyim sunuyor.
Bu film, "kötülüğün sıradanlığı" karşısında iyiliğin ve cesaretin ne kadar nadir ama bir o kadar da hayati olduğunu hatırlatıyor. Çoğunluğun sessiz kaldığı yerde yükselen tek bir sesin, tarihin akışını değiştiremese de insanlık onurunu nasıl kurtarabileceğini görmek için izlenmelidir. Tarihsel bir gerçeğe ışık tutarken, evrensel bir ahlaki duruş sergiliyor.
Bireysel Cesaret: Toplu bir korku anında vicdanın sesini dinleyerek öne çıkma cesareti.
Sessizliğin Suç Ortaklığı: Adaletsizlik karşısında susmanın yarattığı ağırlık ve suçluluk duygusu.
İnsan Onuru: Şartlar ne olursa olsun, bir başkasının hayatı için kendi güvenliğini tehlikeye atma erdemi.
Savaşın Anlamsızlığı: Sıradan insanların hayatlarının bir anda nasıl siyasi ve etnik nefretin kurbanı olabileceği.
Bu filmin yarattığı etkiye benzer bir duygu yaşamak için Quo Vadis, Aida? filmini izleyebilirsiniz; o da Balkanlar'daki acı gerçekleri çarpıcı bir şekilde ele alır. Ayrıca bir grup insanın kapalı bir alanda yaşadığı ahlaki sınavı konu alan Schindler's List (Schindler'in Listesi) veya toplumsal duyarsızlığı eleştiren yapımlar da bu filmle benzer filmler arasında gösterilebilir.
Film, 2024 yılında Cannes Film Festivali'nde Kısa Film dalında Altın Palmiye kazanan ilk Hırvat yapımı olmuştur.
Senaryo, 1993 yılında yaşanan gerçek tanıklıklara ve mahkeme kayıtlarına dayanmaktadır.
Gerçek kahraman Tomo Buzov, aslen bir Hırvat’tı ve trenden indirilen Müslüman yolcuları korumaya çalışırken hayatını kaybetti.
Yapım, 2025 yılında pek çok uluslararası platformda ve festivalde özel gösterimlerle izleyiciyle buluşmaya devam etmektedir.
Evet, filmde anlatılan tren baskını ve Tomo Buzov'un gösterdiği kahramanlık tamamen gerçek olaylara dayanmaktadır.
Tomo Buzov, emekli bir Yugoslav Ordusu subayıdır. 1993'teki tren baskınında, askerlere karşı durarak masum yolcuları savunan ve bu uğurda kaçırılıp öldürülen gerçek bir kahramandır.
Film, hikayenin geçtiği coğrafyanın doğal dokusuna uygun olarak Hırvatça/Sırpça dillerinde çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...