
Dram

Edna Spalding

Margaret Lomax

Mr. Will

Moze

Wayne Lomax

Sheriff Royce Spalding

Viola Kelsey

Buddy Kelsey

Tee Tot Hightower

W.E. Simmons
Places in the Heart, 1930'lu yılların ortasında, ekonomik buhranın ve ırkçılığın gölgesindeki Teksas’ın kurgusal Waxahachie kasabasında geçer. Hikâye, kasabanın şerifi olan kocasını trajik bir kaza sonucu kaybeden Edna Spalding’in etrafında şekillenir. İki çocuğuyla bir başına kalan Edna, sadece yas tutmakla kalmaz, aynı zamanda bankanın borçları yüzünden el koymaya çalıştığı aile çiftliğini kurtarmak gibi imkansız bir görevle karşı karşıya kalır.
Edna, pamuk tarlalarını işleyebilmek için toplumun dışladığı iki yabancıyla güçlerini birleştirir: İş arayan siyahi bir gezgin olan Moze ve görme engelli bir pansiyoner olan Bay Will. Bu üç benzersiz karakter; doğa olaylarına, ekonomik çöküşe ve Ku Klux Klan gibi ırkçı yapılanmaların yarattığı tehlikelere karşı direnirken, aralarında sarsılmaz bir bağ oluşur. Film, insan ruhunun en zor şartlar altında bile nasıl birleşebileceğini gösteren destansı bir anlatı sunar.
Filmin başrolünde, Edna Spalding karakterine hayat veren Sally Field yer alıyor. Field, karakterinin içindeki direnci ve anne şefkatini o kadar güçlü bir performansla sergilemiştir ki, bu rolüyle kariyerindeki ikinci Oscar ödülünü kazanmıştır. Danny Glover, Moze rolünde hem gururlu hem de hayatta kalmaya çalışan bir adamı derinlikli bir şekilde canlandırırken, John Malkovich görme engelli Bay Will karakterine kattığı gizem ve hassasiyetle sinema kariyerindeki ilk büyük çıkışını gerçekleştirmiştir.
Ed Harris ve Amy Madigan, kasabanın ahlaki ve sosyal karmaşasını yansıtan yan hikâyelerle kadroyu zenginleştirir. Oyuncuların her biri, o dönemin çaresizliğini ve dayanışma ihtiyacını oldukça edebi bir dille izleyiciye aktarmayı başarır.
Yönetmen Robert Benton, kendi çocukluk anılarından esinlenerek çektiği bu filmde, izleyiciyi 1930'ların tozlu ve sert Teksas atmosferine götürüyor. Film, tipik bir biyografi hissiyatı veren gerçekçi dokusuyla, dönemin sosyo-ekonomik yapısını bir belgesel titizliğiyle işler. Benton’ın yönetmenliği, karakterlerin sessiz çığlıklarını ve küçük zaferlerini abartısız ama vurucu bir şekilde ekrana yansıtır. Nestor Almendros'un görüntü yönetimi, pamuk tarlalarını ve fırtına sahnelerini adeta birer tabloya dönüştürürken, filmin final sahnesi sinema tarihinin en tartışılan ve duygusal zirvelerinden biri olarak kabul edilir.
İnsan iradesinin sınırlarını zorladığı, umudun en karanlık anlarda bile yeşerdiği hikâyeleri sevenler için bu yapım bir başyapıttır. Tarihi dramalara ve toplumsal adalet temalı filmlere ilgi duyan izleyiciler, filmin ırkçılık ve yoksulluk karşısındaki duruşundan etkileneceklerdir. Eğer Sally Field’ın devleştiği o meşhur Oscar konuşmasına ilham veren performansı merak ediyorsanız, bu etkileyici dram filmi mutlaka listenizde olmalı.
Places in the Heart, sadece bir hayatta kalma öyküsü değil, aynı zamanda bağışlama ve toplumsal dayanışma üzerine yazılmış bir şiir gibidir. Filmi benzerlerinden ayıran en önemli yönü, ırkçılık ve engellilik gibi ağır konuları karakterlerin kişisel onuru üzerinden, ajitasyona kaçmadan işlemesidir. Özellikle o meşhur kilise sahnesi ve finalindeki sürrealist dokunuş, izleyicinin zihninde uzun süre tazeliğini koruyacak bir sinematik deneyim sunar.
Dayanışma: Toplumun farklı kesimlerinden gelen insanların ortak bir amaç uğruna birleşmesi.
Kadın Gücü: Eril bir dünyada ve zor şartlarda bir kadının bağımsızlığını ilan etme çabası.
Irkçılık ve Adalet: Dönemin güney eyaletlerindeki ağır ırkçı baskıların bireysel hayatlar üzerindeki etkisi.
İnanç ve Bağışlama: Acılara rağmen hayata tutunma ve ruhsal bir arınma yaşama süreci.
Bu filmin yarattığı o nostaljik ve direnç dolu atmosferi sevdiyseniz, şu yapımlara da göz atabilirsiniz:
The Color Purple: Benzer bir dönemde geçen, kadın dayanışması ve ırkçılık temalı sarsıcı bir dram.
To Kill a Mockingbird: Güneydeki ırkçılığı ve adaleti bir çocuk ile babasının gözünden anlatan kült eser.
Grapes of Wrath: Büyük Buhran döneminin ekonomik yıkımını ve göç eden insanların mücadelesini işleyen bir diğer klasik.
Film, yönetmen Robert Benton'ın doğduğu kasaba olan Waxahachie, Teksas'ta ve bizzat kendi ailesinin geçmişinden gelen bazı detaylar kullanılarak çekilmiştir.
Sally Field, bu filmle Oscar kazandığında yaptığı "Beni seviyorsunuz, gerçekten beni seviyorsunuz!" (You like me, you really like me!) konuşması popüler kültürün en unutulmaz anlarından biri olmuştur.
John Malkovich, görme engelli karakterini canlandırabilmek için özel lensler takmış ve çekimler boyunca karakterin fiziksel kısıtlamalarını benimsemek için yoğun çaba sarf etmiştir.
Film tamamen biyografik bir eser olmasa da, yönetmen Robert Benton'ın kendi ailesinin Büyük Buhran sırasında Teksas'ta yaşadığı gerçek anılardan ve aile tarihindeki olaylardan yola çıkarak kurgulanmıştır.
Filmin sonundaki kilise sahnesi, sadece yaşayanları değil, ölenleri ve düşmanları da aynı masada birleştiren ruhsal ve sembolik bir "bağışlama" ve "ebedi barış" tasviridir.
Evet, film 1930'ların Teksas'ındaki toplumsal gerilimi ve KKK'nın o dönemdeki yerel halk üzerindeki korkutucu etkisini tarihsel gerçeklere uygun bir sertlikte yansıtır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...