
Kuzey Osetya'da, eski bir maden kasabasında yaşayan Ada, kendisini adeta bir hapishanede gibi hissetmektedir. Babası, çocuklarını aşırı korumacı bir tavırla, sevgiyle karışık bir baskı altında tutmaktadır. Ada’nın üzerindeki bu denetim o kadar sıkıdır ki, babası onun her hareketini kontrol eder, hatta fiziksel yakınlığını bir tahakküm aracına dönüştürür. Ada, bir yandan ailesine olan bağlılığıyla boğuşurken, diğer yandan bu klostrofobik dünyadan kaçmanın ve kendi hayatını kurmanın yollarını arar.
Film, bir genç kadının büyüme sancılarını değil, adeta bir kafesten kurtulma çabasını sarsıcı bir realizmle işliyor. Abisinin şehre gidişiyle iyice yalnızlaşan Ada için özgürlük, sadece coğrafi bir yer değişikliği değil, aynı zamanda babasının o hiç gevşemeyen yumruklarından sıyrılabilme mücadelesidir. Kira Kovalenko, bu trajik hikâyeyi anlatırken izleyiciyi nefessiz bırakan bir atmosfer kuruyor.
Filmin kalbinde, Ada karakterine hayat veren Milana Aguzarova’nın devleşen performansı yer alıyor. Aguzarova, karakterinin içindeki o sessiz çığlığı, öfkeyi ve çaresizliği kelimelere dökmeden, sadece bedeniyle yansıtmayı başarıyor. Babası rolündeki Alik Karaev ise, "kötü" bir adam olmaktan ziyade, sevgisini nasıl göstereceğini bilemeyen ve bu sevgiyi bir zulme dönüştüren trajik bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Oyuncu kadrosunun geri kalanı, maden kasabasının gri ve sert dokusuna uyum sağlayan isimlerden oluşuyor. Profesyonel olmayan oyuncuların da yer aldığı bu kadro, filmin belgeselvari gerçekliğini pekiştiriyor. Karakterler arasındaki fiziksel temasın yoğunluğu, oyuncuların birbirleriyle kurdukları gerilimli bağın ne kadar sahici olduğunu kanıtlıyor.
Yönetmen Kira Kovalenko, bu yapımda modern Rus sinemasının en çarpıcı örneklerinden birine imza atıyor. 2021 Cannes Film Festivali'nde "Belirli Bir Bakış" ödülünü kazanan film, temposuyla izleyiciyi sürekli bir gerilim içinde tutuyor. Kamera kullanımı, Ada'nın sıkışmışlığını hissettirmek için karakterlere çok yakın duruyor ve bu da izleyicide bir gözlemciden ziyade bir oda arkadaşı hissi yaratıyor. Dram türündeki bu eser, sevgiyi bir pranga olarak tanımlayan cesur bir anlatım diline sahip.
Sert, ödün vermeyen ve psikolojik derinliği yüksek hikâyelerden hoşlananlar bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer yabancı film kategorisinde dünya sinemasının yeni yeteneklerini keşfetmeyi seviyorsanız, Kira Kovalenko’nun bu yönetmenlik başarısı sizi etkileyecektir. Aile içi travmalar, özgürlük mücadelesi ve toplumsal baskı konularına ilgi duyan her sinemasever için Yumrukları Gevşetmek hafızalardan silinmeyecek bir deneyim vaat ediyor.
Film, sevginin her zaman "iyileştirici" olmadığını, bazen yıkıcı bir güce dönüşebileceğini gösterdiği için izlenmeli. Kuzey Osetya gibi sinemada pek rastlamadığımız bir coğrafyanın sosyokültürel yapısını bir kadının gözünden görmek oldukça sarsıcı. Ayrıca, görsel dilindeki sertlik ve hikâyesindeki dürüstlük, filmi son yılların en önemli bağımsız yapımlarından biri haline getiriyor.
Zehirli Sevgi: Babalık korumacılığının bireyi yok eden bir baskıya dönüşmesi.
Özgürlük Arzusu: Fiziksel ve ruhsal sınırlardan kurtulma içgüdüsü.
Beden ve Kimlik: Ada’nın kendi bedeni üzerindeki kontrolünü geri kazanma savaşı.
Taşra Klostrofobisi: Kaçacak yerin olmadığı, geçmişin her köşede pusuya yattığı bir kasaba hayatı.
Bu filmin yarattığı yoğun atmosferi ve aile içi gerilimi sevdiyseniz, Kantemir Balagov imzalı Beanpole veya Closeness filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca, bir genç kadının baskıcı bir ortamdaki varoluş mücadelesini anlatan Mustang de benzer bir duygusal tona sahiptir.
Film, 74. Cannes Film Festivali'nin Belirli Bir Bakış bölümünde büyük ödülü kazanmıştır.
Yönetmen Kira Kovalenko, çağdaş Rus sinemasının usta ismi Alexander Sokurov’un öğrencisidir.
Filmin çekimleri, hikâyenin geçtiği Kuzey Osetya’nın gerçek mekanlarında ve yerel halkın katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Orijinal isim tam olarak "Yumrukları Gevşetmek" anlamına gelir ve babanın çocukları üzerindeki sıkı denetimini bırakmasını simgeler.
Hayır, film daha çok görsel anlatım, karakterlerin jestleri ve fiziksel temasları üzerinden ilerleyen bir yapıya sahiptir.
Filmde Ada'nın geçmişte yaşadığı bir travmadan kaynaklanan fiziksel bir rahatsızlığı olduğu ima edilir; bu durum onun babasına olan bağımlılığını artıran unsurlardan biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...