
Yaşarken Ölmek, sıradan bir öğretmenin hayatının, anlık bir öfke patlaması ve ardından gelen vicdan azabıyla nasıl geri dönülemez bir yola girdiğini konu alır. İlkokul müdürü olan Celal öğretmen, okula gelen müfettişin öğrencisi Ali’de bit bulması üzerine otoritesini sarsılmış hisseder ve sinirlerine hakim olamayarak küçük çocuğu döver. Bu olay Ali’nin okuldan tamamen soğumasına ve eğitimi bırakmasına neden olur.
Yaptığı hatanın ağırlığı altında ezilen Celal, durumu telafi etmek ve Ali’nin babasıyla görüşmek için çocuğun evine gider. Ancak evde Ali’nin yıllar önce terk edilmiş annesi Gülbahar ile karşılaşır. Zaten Elmas ile mutsuz ya da rutin bir evliliği olan Celal, Gülbahar’ın yalnızlığı ve hüznünden etkilenir. Pişmanlıkla başlayan bu ziyaretler, zamanla Celal ve Gülbahar arasında toplumun ve ahlakın sınırlarını zorlayan yasak bir aşka dönüşür. Film, bir hatanın başka bir hayatı nasıl doğurduğunu ve bedellerini sorgulayan ağır bir dram sunar.
Filmin kadrosu, Türk sinemasının karakter oyuncuları ve dönemin parlayan isimlerinden oluşuyor:
Halil Ergün (Celal): Vicdan azabı, otorite figürü ve yasak aşkın yarattığı ikilemleri ustalığıyla canlandıran Ergün, karakterin içsel çöküşünü izleyiciye çok net hissettiriyor.
Perihan Savaş (Gülbahar): Terk edilmiş, gururlu ama sevgiye aç bir anneyi zarafetiyle canlandırarak filmin duygusal merkezini oluşturuyor.
Fulden Uras: Dönemin genç yeteneklerinden biri olarak kadroda yer alıyor.
Bülent Polat (Ali): Filmin kırılma noktasını oluşturan küçük Ali rolünde karşımıza çıkıyor.
Gülen Kıpçak: Kadronun deneyimli isimlerinden biri olarak hikayeye derinlik katıyor.
Ahmet Ündağ’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği bu film, 1988 yılının Türkiye panoramasına da ışık tutuyor. Okuldaki disiplin anlayışından, aile yapısındaki çatlaklara kadar birçok sosyal meseleye değiniyor. Görüntü yönetmeni Halit Aysan’ın kamerası, karakterlerin ruh halindeki boğuntuyu ve Anadolu’nun (veya taşranın) melankolik havasını başarıyla yansıtıyor. Kadri Yurdatap’ın yapımcılığını üstlendiği film, döneminin "yasak aşk" temalı dramaları arasında karakter derinliğiyle ayrışıyor.
Bu yapım, özellikle 80’li yılların toplumsal dramlarını seven, insan psikolojisi ve hataların hayatımızdaki zincirleme etkisini merak eden sinemaseverler için ideal. Halil Ergün ve Perihan Savaş’ın o kendine has ağır ve etkileyici oyunculuk tarzını özleyenler bu filme mutlaka şans vermeli. Aile içi çatışmalar ve sadakat kavramını sorgulayan hikayeler ilginizi çekiyorsa, Yaşarken Ölmek sizi derinden etkileyecek.
Film, "iyi bir insan" olduğunu düşünen birinin, kontrol edemediği bir anlık öfkeyle hayatının nasıl altüst olabileceğini gösteren etkileyici bir örnek. Şiddetin çocuk psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini ve yetişkinlerin bu boşlukları doldurma çabalarının bazen daha büyük karmaşalara yol açtığını görmek için izlenmeli. Sinemamızın iki dev ismini bir arada izlemek ise nostalji tutkunları için başlı başına bir sebep.
Vicdan ve Pişmanlık: Celal’in bir çocuğu dövmesiyle başlayan vicdan muhasebesi.
Yasak Aşk: Evli bir erkeğin, suçluluk duygusuyla girdiği bir evde bulduğu yeni ve tehlikeli heyecan.
Eğitim Sistemi ve Şiddet: Okullardaki otorite ve disiplin anlayışının birey üzerindeki etkileri.
Yalnızlık: Gülbahar üzerinden işlenen, terk edilmiş bir kadının hayata tutunma çabası.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...