

David

Gigolo Joe

Monica Swinton

Henry Swinton

Martin Swinton

Prof. Hobby

Teddy (voice)

Dr. Know (voice)

Specialist (voice)

Blue Mecha (voice)
Geleceğin dünyasında, küresel ısınma sonucu kıyı şehirleri sular altında kalmış ve insanlık, sınırlı kaynaklarla yaşamak zorunda kalmıştır. Bu teknolojik düzende, insanların her türlü ihtiyacını karşılayan gelişmiş robotlar üretilmektedir. Ancak Cybertronics firması, benzeri görülmemiş bir projeye imza atarak sevmeye programlanmış ilk robot çocuk olan David’i yaratır. David, çocuğu ölümcül bir hastalıkla uyutulan Monica ve Henry çiftine evlatlık olarak verilir.
Monica’nın "mühürleme" prosedürünü gerçekleştirmesiyle David, ona sarsılmaz ve sonsuz bir sevgiyle bağlanır. Ancak ailenin gerçek oğlu iyileşip eve döndüğünde, bir makine ile bir insan arasındaki uçurum tehlikeli bir hal alır. Terk edilen David, tıpkı Pinokyo masalındaki gibi, eğer "gerçek bir çocuk" olmayı başarırsa annesinin sevgisini yeniden kazanabileceğine inanır. Bu inanç, onu dünyanın sonuna kadar sürecek, varoluşsal ve dokunaklı bir arayışa sürükler.
Filmin kalbinde, çocuk robot David rolündeki Haley Joel Osment yer alıyor. Genç oyuncu, mekanik bir hassasiyetle derin insani duyguları harmanlayarak sinema tarihinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. David’in bu yolculuktaki yoldaşı olan "Gigolo Joe" karakterine hayat veren Jude Law ise, zarif hareketleri ve yapay karizmasıyla robotiğin farklı bir yüzünü temsil ediyor.
Anne Monica rolünde Frances O'Connor, bir makineye karşı hissettiği şefkat ve suçluluk duygusu arasındaki sıkışmışlığı başarıyla yansıtıyor. Ayrıca, David’in yaratıcısı Profesör Hobby rolünde William Hurt, yaratıcı ile yaratılan arasındaki felsefi bağı güçlendiren bir duruş sergiliyor. Oyuncu kadrosu, bir makinenin ruhu olup olamayacağı sorusuna can verdikleri karakterlerle yanıt arıyor.
Bu yapım, sinemanın iki dev ismi Stanley Kubrick ve Steven Spielberg’ün vizyonlarının birleştiği benzersiz bir eserdir. Projeyi yıllarca geliştiren Kubrick’in soğuk, felsefi ve analitik yaklaşımı; Spielberg’ün duygusal, masalsı ve görsel dehasıyla harmanlanmıştır. Bilim kurgu türünün en melankolik örneklerinden biri olan film, sadece teknolojik bir geleceği değil, sevginin doğasını ve insan olmanın ne anlama geldiğini sorgular. Görsel efektleri ve Janice Williams imzalı sanat yönetimiyle, izleyiciyi hem görkemli hem de ürkütücü bir gelecek tasarımına hapseder.
Felsefi derinliği olan ve izledikten sonra üzerinde uzun süre düşünmek isteyen sinemaseverler için bu film tam bir başyapıttır. İnsan psikolojisi, yapay zekânın etik sınırları ve ebeveynlik bağları üzerine kurulu hikâyelerden etkilenenler bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer "Blade Runner" gibi distopik bir atmosferle "Pinokyo" gibi hüzünlü bir masalın birleşimini merak ediyorsanız, bu platform filmi sizin için doğru tercih olacaktır.
Yapay Zekâ, bir makinenin sadece komutları yerine getiren bir araç değil, reddedilemez bir arzuyla sevebilen bir varlık olma ihtimalini işler. Filmin finali, sinema tarihinin en çok tartışılan ve duygusal açıdan en ağır sahnelerinden birine sahiptir. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, "Yarattığımız varlıklara karşı sorumluluklarımız nelerdir?" sorusunu sorması, filmi her geçen yıl daha da güncel kılmaktadır. Görsel bir şölen eşliğinde ruhsal bir yıkım yaşatması, onu unutulmaz kılan en büyük etkendir.
Koşulsuz Sevgi: Bir makinenin programlanmış sevgisinin, insan sevgisinden daha saf olup olamayacağı.
Varoluşsal Arayış: Kişinin kendi kimliğini bulma ve kabul görme çabası.
Yaratıcı ve Yaratılan: İnsanlığın tanrı rolüne soyunması ve yarattığı bilincin kaderi üzerindeki etkisi.
Zaman ve Hafıza: Binlerce yıl geçse de değişmeyen tek şeyin anılar ve özlem olduğu gerçeği.
Bu derinlikli atmosferi ve yapay zekâ temasını sevdiyseniz, şu önerilerimize göz atabilirsiniz:
Bicentennial Man (1999): İnsan olmak isteyen bir robotun iki yüz yıllık hikâyesini anlatan bir diğer biyografi tadındaki kurgu.
Her (2013): Modern dünyada yapay zekâ ile kurulan duygusal bağın yalnızlık üzerindeki etkisi.
Ex Machina (2014): Yapay zekânın bilinci ve manipülasyon yeteneği üzerine karanlık bir gerilim.
Stanley Kubrick, filmi 70'li yıllarda planlamış ancak teknolojinin David karakterini gerçekçi kılmaya yetmeyeceğini düşünerek projeyi yıllarca bekletmiştir.
Filmde David’in hiç göz kırpmaması planlanmıştı; Haley Joel Osment çekimler boyunca bu zorlu tekniği başarıyla sürdürdü.
Oyuncak ayı Teddy, animatronik teknolojisinin o dönemdeki en ileri örneklerinden biri olarak sete canlı bir karaktermiş gibi dahil edilmiştir.
Hayır, onlar filmin finalinde açıklandığı üzere, insanlığın soyu tükendikten sonra hayatta kalan ve evrimleşmiş çok gelişmiş robotlardır.
Film, Brian Aldiss'in "Supertoys Last All Summer Long" adlı kısa öyküsünden yola çıkılarak senaryolaştırılmıştır.
David, bir kuklayken gerçek çocuğa dönüşen Pinokyo’nun hikâyesini kendine rehber edinir; çünkü sadece "gerçek" olursa annesi tarafından sonsuza dek sevileceğine inanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...