

Vincent

Margaux

Le père de Vincent
Le DRH

Audrey
Le stagiaire
Yves
Le policier

Le collègue
Le jeune fille du bar
Vincent, bir grafik tasarım ofisinde çalışan, kendi halinde ve oldukça sıradan bir adamdır. Ancak bir gün, hiç tanımadığı bir stajyerin ona aniden saldırmasıyla hayatı geri dönülemez bir şekilde değişir. Bu saldırı münferit bir olay değildir; Vincent ile göz göze gelen her yabancı, kontrol edilemez bir öfkeyle onu öldürmeye çalışmaktadır. Sebepsiz ve açıklanamayan bu kolektif şiddet dalgası, Vincent’ın tüm sosyal bağlarını kopararak onu kaçmaya zorlar.
Toplumun her kesiminden insanın birer "suikastçıya" dönüştüğü bu kaotik dünyada, Vincent hem hayatta kalmak hem de bu durumun nedenini anlamak zorundadır. Şehir merkezinden kaçıp ıssız bir eve sığınmaya çalışırken, kendisi gibi "hedef" olan başkalarıyla tanışması, hikâyeyi daha derin ve toplumsal bir boyuta taşır. Gerilim filmi türünün sınırlarını zorlayan yapım, izleyiciye "Neden ben?" sorusunun ağırlığını iliklerine kadar hissettiriyor.
Vincent karakterini canlandıran Karim Leklou, karakterin şaşkınlığını, korkusunu ve hayatta kalma içgüdüsünü son derece etkileyici bir minimalizmle sunuyor. Seyirci, Vincent’ın neden nefret objesi haline geldiğini bilmezken, Leklou’nun performansı sayesinde onun çaresizliğine ortak oluyor.
Yardımcı rollerde ona eşlik eden oyuncu kadrosu, özellikle "saldırgan yabancı" rollerindeki donuk ve ürpertici tavırlarıyla filmin tekinsiz atmosferini besliyor. Vincent’ın bu süreçte tanıştığı ve aralarında kırılgan bir bağ oluşan garson kadın karakteri ise, hikâyeye ihtiyaç duyulan insani dokunuşu sağlıyor.
Yönetmen Stéphan Castang, ilk uzun metrajlı filminde toplumsal cinnet halini ustalıkla işliyor. Film, kara komedi ile saf dehşet arasında gidip gelen tonuyla, izleyiciyi sürekli bir tetikte olma haline hapsediyor. Müzik kullanımı ve dar açılı kamera tercihleri, Vincent’ın dünyasının ne kadar daraldığını ve her köşe başının bir ölüm tuzağına dönüşebileceğini vurguluyor. Psikolojik gerilim öğelerinin, fiziksel aksiyonla kusursuz uyumu dikkat çekiyor.
Sıradışı senaryolardan ve türler arası geçiş yapan yapımlardan hoşlanan izleyiciler için bu film tam bir hazine. Eğer toplumsal eleştiri dozu yüksek, metaforik bir korku filmi arıyorsanız, Vincent Ölmeli beklentinizi karşılayacaktır. Özellikle "göz teması" gibi en temel insani iletişimin bir tehdide dönüştüğü distopik senaryolar ilginizi çekiyorsa bu yapımı mutlaka izlemelisiniz.
Vincent Ölmeli, modern dünyadaki yabancılaşmayı ve artan toplumsal öfkeyi en uç noktaya taşıyan bir ayna görevi görüyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, başkarakterin "özel" bir gücü veya büyük bir günahı olmamasına rağmen bu şiddete maruz kalmasıdır. Bu durum, şiddetin rastgeleliğini ve dehşetini daha sarsıcı kılıyor. Hem düşündüren hem de nabzı sürekli yüksek tutan bir sinema deneyimi sunuyor.
Toplumsal Öfke: Bireylerin birbirine karşı beslediği gizli ve ani patlamaya hazır nefret.
Yabancılaşma: Modern insanın toplumdan izole olması ve güven duygusunun yitimi.
Göz Teması: En samimi bağ kurma biçiminin bir saldırı tetikleyicisine dönüşmesi.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: Medeniyetin çöktüğü bir noktada bireyin etik değerlerini koruma çabası.
Eğer bu filmin yarattığı klostrofobik ve paranoyak atmosferi sevdiyseniz, bir körlük salgınını işleyen Blindness filmine göz atabilirsiniz. Toplumsal cinnetin daha geniş çaplı işlendiği The Crazies veya insanların birbirine sebepsiz saldırdığı Mayhem da benzer bir gerilim sunacaktır. Ayrıca türün daha dramatik bir örneği olarak It Comes at Night listenizde bulunmalı.
Film, prömiyerini 2023 Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenler Haftası (Semaine de la Critique) bölümünde yapmıştır.
Senaryo, sosyal medyadaki linç kültürünün ve "iptal edilme" durumunun fiziksel bir metaforu olarak kurgulanmıştır.
Çekimler sırasında oyuncu Karim Leklou'nun gerçekçiliği artırmak adına birçok aksiyon sahnesinde dublör kullanmadığı bilinmektedir.
Film bu durumu bilimsel bir temele oturtmak yerine, durumu "açıklanamayan bir fenomen" olarak bırakıyor. Bu, izleyicinin şiddetin anlamsızlığına ve rastgeleliğine odaklanmasını sağlıyor.
Film şiddet içerikli bir yapım olsa da, bu sahneler stilize edilmiş bir vahşetten ziyade çiğ, gerçekçi ve sarsıcı bir şekilde sunuluyor.
Hikâye, mutlak bir çözümden ziyade bu yeni ve korkunç dünya düzeninde nasıl bir yaşam kurulabileceğine dair karanlık ve düşündürücü bir son vaat ediyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...