
Under G-d, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Roe v. Wade kararını iptal etmesinin ardından patlak veren hukuk savaşlarını bambaşka bir perspektiften ele alıyor. Film, Florida'daki bir sinagogun ve Yahudi kadınların, eyaletin kürtaj yasaklarına karşı açtığı davayı takip ediyor. Onların argümanı oldukça net ve çarpıcı: Yahudi hukukuna (Halakha) göre kürtaj sadece bir hak değil, bazı durumlarda (annenin sağlığı tehlikedeyse) dini bir zorunluluktur.
Belgesel, kürtaj karşıtı yasaların aslında belirli bir Hristiyan teolojik bakış açısının tüm topluma dayatılması olduğunu savunuyor. Bu yasaların, Yahudilerin ve diğer inanç gruplarının kendi dini inançlarını özgürce yaşama hakkını (Anayasa'nın Birinci Maddesi) ihlal ettiğini gösteriyor. Under G-d, mahkeme salonlarından dini törenlere uzanan yolculuğunda, bedensel özerklik ile inanç özgürlüğünün kesiştiği o kritik noktayı mercek altına alıyor.
Bu bir belgesel olduğu için karşımızda oyuncular değil, bu hukuki mücadelenin gerçek kahramanları yer alıyor. Filmin merkezinde Florida'daki L'Dor Va-Dor Sinagogu'nun hahamı Barry Silver ve davacı kadınlar bulunuyor. Geleneksel "din adamı" profilinin dışındaki enerjik ve aktivist duruşuyla Haham Silver, filmin düşünsel gücünü temsil ediyor.
Katılımcılar arasında yer alan hukukçular, tıp uzmanları ve din bilginleri, kürtaj meselesinin tarihsel ve dini arka planını açıklarken; kişisel hikâyelerini paylaşan kadınlar, meselenin insani boyutunu gözler önüne seriyor. Bu insanların samimiyeti ve hukuki kararlılıkları, belgeseli sadece bir "hak savunuculuğu" videosu olmaktan çıkarıp epik bir direniş hikâyesine dönüştürüyor.
Yönetmen Paula Eiselt, daha önce 93Queen ile gösterdiği toplumsal hassasiyeti ve sanatsal bakış açısını bu filmde zirveye taşıyor. Sundance Film Festivali'nde büyük yankı uyandıran yapım, sadece 24 dakikalık süresine rağmen, yıllardır süregelen bir tartışmayı kökten değiştirecek bir argüman sunuyor. Sinematografisiyle hem dini ritüellerin kutsallığını hem de aktivizmin sertliğini dengeli bir şekilde yansıtıyor.
Hukuk, din sosyolojisi ve insan hakları konularına ilgi duyan herkes bu belgeseli mutlaka izlemeli. Özellikle kürtaj tartışmalarını sadece "muhafazakarlık vs. ilericilik" ekseninde görenler için, din özgürlüğü üzerinden kurulan bu yeni perspektif zihin açıcı olacaktır. Belgesel filmleri içinde kısa ama etkisi çok büyük yapımlar arayanlar için Under G-d sarsıcı bir deneyim vaat ediyor.
Bu film, dinin sadece kısıtlamak için değil, özgürleşmek ve hak aramak için de nasıl bir dayanak noktası olabileceğini kanıtlıyor. Laiklik, din özgürlüğü ve devletin dini tarafsızlığı gibi kavramların günümüz dünyasında ne kadar hayati olduğunu tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Eğer 2023 filmleri ve belgeselleri arasında hem eğitici hem de ilham verici bir platform filmi arıyorsanız, bu yapım size çok şey katacaktır.
Din Özgürlüğü: Belirli bir dini inancın yasalaştırılmasının, diğer inançların yaşanmasını engellemesi.
Bedensel Özerklik: Yahudi inancına göre annenin yaşamının ve sağlığının önceliği.
Hukuki Direniş: Anayasal hakların korunması için başlatılan sivil ve dini seferberlik.
Teokrasi Eleştirisi: Dini dogmaların kamu politikasına ve bilime karşı kullanılmasının riskleri.
Eğer bu belgeselin hukuki ve toplumsal yaklaşımını sevdiyseniz, efsanevi yargıç Ruth Bader Ginsburg'un hayatını anlatan RBG (2018) belgeselini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca kürtaj hakları mücadelesini farklı yönleriyle işleyen Reversing Roe (2018) veya The Janes (2022) benzer bir tarihsel ve sosyal perspektif sunacaktır.
Belgesel, Sundance Film Festivali'nde prömiyerini yapmış ve eleştirmenlerden tam not almıştır.
Filmde yer alan dava, ABD'de din özgürlüğü üzerinden kürtaj yasaklarına meydan okuyan ilk ve en etkili hukuki girişimlerden biridir.
Kısa film kategorisinde olmasına rağmen, Amerika genelinde dini cemaatlerin kürtaj konusundaki tutumlarını sorgulatan bir sosyal hareketin tetikleyicisi olmuştur.
Hayır, film tamamen gerçek kişilerin ve devam eden bir hukuk mücadelesinin anlatıldığı bir belgeseldir.
Evet, belgeselde de anlatıldığı üzere Yahudi hukukunda fetüs, bağımsız bir "insan" (nephesh) olarak ancak doğum anında kabul edilir ve annenin sağlığı her zaman önceliklidir.
Kürtaj ve din özgürlüğü gibi doğası gereği politik olan konuları işlese de, odağında insan hakları ve anayasal ilkelerin din ile uyumu yer almaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...