
Dram

Serap

Adil
Alix

Dina

Bulut
Yasemin

Mehmet C

Erdal

Esra

Sitki
Umut, alzheimer teşhisi konulan efsanevi bir yazarın zihnindeki sis perdesi aralanırken, okyanus ötesinden gelen bir emanetin ve yıllardır saklanan sarsıcı sırların kesişme noktasını anlatıyor.
Edebiyat dünyasında derin izler bırakan başyapıtının üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa da, yazar Adil Deniz bir türlü yeni kitabını tamamlayamamıştır. Kariyerindeki bu tıkanıklık, kendisine konulan alzheimer teşhisiyle trajik bir boyuta taşınır. Adil’in zihni geçmişin tozlu sayfaları arasında kaybolmaya başlarken, ailesinin yıllardır habersiz olduğu büyük bir sır da gün yüzüne çıkmaya başlar. Adil’in kızı Serap için ise hayat zaten yeterince zordur; ilgisiz sevgilisi Taşkın’dan hamile kaldığını öğrenmesiyle babasının hastalığı, yaşayacağı zorlu günlerin sadece başlangıcı olur.
Öte yandan Amerika’da yaşayan ünlü editör Dina, kızı Alix’i büyük bir yalanın gölgesinde büyütmüştür. Kanser hastalığının son evresine geldiğinde, Alix’e tüm gerçekleri itiraf eder ve ölmeden önce ona bir vasiyet bırakır: Hayatları değiştirecek gizemli bir emaneti Türkiye’ye götürüp Adil Deniz’e ulaştırmak. Hiç bilmediği bir ülkeye, tanımadığı insanların arasına düşen Alix’in gelişi, Adil ve Serap’ın kaotik hayatında bir bomba etkisi yaratır. Adil, hafızasını ele geçiren hastalığa rağmen ailesini ve kariyerini bir arada tutmayı başarabilecek midir?
Filmin başrolünde, alzheimer ile mücadele eden yazar Adil Deniz karakterine hayat veren Mehmet Ali Erbil yer alıyor. Erbil, dramatik derinliği yüksek bu rolüyle bir sanatçının zihinsel çöküşünü ve vicdani hesaplaşmalarını perdeye taşıyor. Amerika'dan gelen gizemli kız Alix rolünde Alix Kermes, yabancı olduğu bir kültürde var olma mücadelesini başarıyla yansıtıyor.
Adil'in kızı Serap karakterini canlandıran Gizem Denizci, hamilelik ve babasının hastalığı kıskacındaki bir kadının çaresizliğini etkileyici bir performansla sunuyor. Kadronun zenginleştiği diğer noktalarda ise Şebnem Schäfer, Wilma Elles, Orçun İynemli, Ümit Okur, Esra Sönmezer, Ezgi Wood, Ecmel İs ve Tolga Yüce gibi isimler, bu çok katmanlı aile dramının farklı halkalarını oluşturuyorlar.
Servet Aksoy’un yönetmen koltuğunda oturduğu ve senaryosunu Ebru Cengiz Ergen ile birlikte kaleme aldığı Umut, alzheimer gibi yıkıcı bir hastalığı merkezine alırken aslında bir "geç kalmışlık" öyküsü anlatıyor. Film, bir yazarın yaratım sancılarıyla hafıza kaybını paralel bir dille işleyerek edebi bir atmosfer kuruyor. Özgür Köy’ün hüzünlü melodileri, İstanbul ve Amerika arasında mekik dokuyan hikâyenin duygusal ritmini güçlendiriyor. Yapım, sırların bir aileyi nasıl parçalayabileceğini ya da beklenmedik bir "vasiyetin" nasıl yeniden birleştirebileceğini sorgulayan güçlü bir yerli dram örneği olarak dikkat çekiyor.
Aile bağları, gizli kalmış geçmişler ve hastalıkla mücadele temalı duygusal filmler izlemekten hoşlanan sinemaseverler için Umut oldukça sarsıcı bir deneyim. Özellikle alzheimer sürecini yaşayan ailelerin duygusal durumlarını ve nesiller arası çatışmaları işleyen aile filmi kategorisindeki yapımları takip edenler bu hikâyede kendilerinden bir parça bulacaklardır.
Film, hafızanın sadece kişisel bir depo değil, aynı zamanda başkalarının hayatını şekillendiren bir hakikat olduğunu hatırlatıyor. Mehmet Ali Erbil’in alışılagelmişin dışındaki dramatik performansı ve Alix karakterinin Türkiye’deki yabancılaşma süreci, filmi benzerlerinden ayıran özgün noktalar. "Umut", en karanlık hastalıkların ve en büyük yalanların bile sevgiyle nasıl evrilebileceğine dair naif ama gerçekçi bir bakış sunuyor.
Hafıza ve Unutuş: Alzheimer hastalığının hem birey hem de çevre üzerindeki yıkıcı etkisi.
Sırlar ve İtiraf: Yıllarca saklanan bir gerçeğin, ölüm döşeğindeki bir vasiyetle gün yüzüne çıkması.
Aidiyet: Hiç bilmediği bir ülkede köklerini ve kendini kabul ettirmeye çalışan bir gencin arayışı.
Babalık ve Sorumluluk: Hatalarla dolu bir geçmişin gölgesinde evlatlarına tutunmaya çalışan bir yazarın dramı.
Hafıza kaybı ve aile dramı denince akla gelen The Father veya yerli sinemada alzheimer temasını başarıyla işleyen Şahsiyet (dizi olsa da tematik benzerlik taşır) gibi yapımlara ilgi duyanlar Umut’u beğenecektir. Ayrıca uzaklardan gelen bir misafirin aile dengelerini değiştirdiği Babam ve Oğlum tarzındaki sıcak romantik dram ve aile hikâyeleri de benzer bir tat sunacaktır.
Filmin senaryo aşamasında alzheimer hastalığının evreleri üzerine tıbbi gözlemler yapılmış ve Adil karakterinin yazarlık kimliği için edebi bir dil oluşturulmuştur. Mehmet Ali Erbil’in bu filmdeki performansı, kariyerindeki en ciddi dramatik rollerden biri olarak kabul edilmektedir. Çekimler, hikâyenin ruhuna uygun olarak hem Amerika’nın modern dokusunu hem de Türkiye’nin geleneksel ve hüzünlü atmosferini yansıtacak şekilde iki farklı kıtada planlanmıştır.
Film, Adil’in kariyerinin zirvesindeyken Amerika’daki editörü Dina ile yaşadığı ve tüm hayatını derinden etkileyen gizli bir bağın ve bu bağdan doğan sonuçların etrafında dönmektedir.
Vasiyet edilen emanet, fiziksel bir nesne olmanın ötesinde, Adil’in zihnindeki boşlukları dolduracak ve Serap ile Alix’in kardeşlik bağlarını sarsacak manevi bir hakikati temsil eder.
Hayır, Erbil bu yapımda tamamen dramatik bir karakteri canlandırmaktadır; alzheimer hastası bir yazarın yaşadığı acıları ve kafa karışıklığını ciddiyetle yansıtır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...