

Ali
Fuat

Aliye

Macit
İsmail

-

Hafız

Hasan

Rıza

Zahide
Film, henüz küçük bir çocuk olan Ahmet’in hikayesini anlatır. Ahmet, annesini kaybettikten sonra babasıyla birlikte yaşayan, sessiz ve hayal dünyası geniş bir çocuktur. Babası, Ahmet’i korumak ve ona iyi bir gelecek sunmak için çabalasa da, dönemin sosyal ve ekonomik zorlukları bu süreci oldukça zorlaştırır.
Ahmet’in hayatındaki en büyük dayanak noktalarından biri, babasının ona her fırsatta yaptığı ve ismini Balkanlar'ın o meşhur tatlısından alan "Trileçe"dir. Bu tatlı, Ahmet için sadece bir yiyecek değil; anne özlemini, babasının sevgisini ve kaybettiği mutluluğu simgelemektedir. Film, bir ailenin ayakta kalma mücadelesini, çocukluğun masumiyetini ve geçmişin geçmek bilmeyen izlerini spoilersız bir dille, Balkan rüzgarları eşliğinde işliyor.
Filmin başrolünde, çocuk oyuncu olarak sergilediği performansla büyük beğeni toplayan Emirhan Akbaba yer alıyor. Ahmet karakterinin içsel dünyasını ve sessiz çığlıklarını izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı. Babası rolünde ise tecrübeli oyuncu Derda Yasir Yenal karşımıza çıkıyor; bir babanın çaresizliğini ve şefkatini dengeli bir şekilde yansıtıyor.
Kadronun en dikkat çeken isimlerinden biri olan Gökhan Atalay, hikayeye derinlik katan karakterlerden biri olarak performans sergiliyor. Oyuncu kadrosu, bir dönem draması için gereken o eski dünya samimiyetini ve karakterlerin yaşadığı coğrafi aidiyet hissini izleyiciye başarıyla aktarıyor.
Yönetmenliğini Ahmet Sönmez’in üstlendiği Trileçe, görsel dili ve atmosferiyle öne çıkan bir yerli film. Film, hızla akıp giden modern sinema örneklerinin aksine, daha duru, daha yavaş ve duygulara hitap eden bir tempo tercih ediyor. Balkan coğrafyasının hüzünlü tarihini arka plana alarak, bireysel bir hikaye üzerinden büyük acılara dokunuyor.
Sinematografik açıdan 1930'lu yılların dekor ve kostüm tasarımı, izleyiciyi o döneme götürmekte oldukça başarılı. Teknik anlamda ışık kullanımı ve renk paleti, filmin melankolik havasını destekler nitelikte. Bir platform filmi olarak da değerlendirilebilecek bu yapım, Türk sinemasında nadir rastlanan Balkan hikayelerine dürüst ve estetik bir yaklaşım sunuyor.
Eğer dönem filmlerini, çocuk dünyasına odaklanan naif hikayeleri ve Balkan kültürünü seviyorsanız Trileçe tam size göre. Aksiyon ve hızdan ziyade duygu yoğunluğu arayan, bir çocuğun dünyasındaki sembollerin (bir tatlı gibi) ne kadar büyük anlamlar ifade edebileceğini görmek isteyen izleyiciler bu yapımı keyifle izleyebilir. Aynı zamanda bir aile filmi olarak, çocukluk anılarını tazelemek isteyen yetişkinlere de hitap ediyor.
Trileçe, bize "mutluluğun tadının" bazen çok basit bir şeyde saklı olabileceğini hatırlatıyor. Kayıplarla başa çıkmanın ve hayata tutunmanın en masum yolu olan çocuk hayallerine bir pencere açıyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o tavizsiz sertliğinin aksine, bu filmde kırılganlığın ve yumuşaklığın getirdiği bir güç var. İnsanın içini ısıtan ama bir yandan da burkan, şiirsel bir anlatım için izlenmeli.
Anne Özlemi: Kaybedilen bir ebeveynin boşluğunun çocuk dünyasındaki yansıması.
Balkan Kimliği: Coğrafyanın ve kültürün insan karakteri üzerindeki etkisi.
Baba-Oğul İlişkisi: Zor zamanlarda birbirine tutunan iki insanın sessiz dayanışması.
Semboller ve Hafıza: Bir tatlının (Trileçe) sevgi ve geçmişle olan sarsılmaz bağı.
Eğer bu tarz duygusal ve çocuk odaklı dönem dramalarını seviyorsanız, bir Türk klasiği olan Babam ve Oğlum veya Balkan sinemasından Babam İş Gezisinde (When Father Was Away on Business) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca gerilim filmleri yerine daha sakin ve derinlikli yapımları tercih ediyorsanız, Mommo: Kız Kardeşim de benzer bir hissiyat uyandıracaktır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...