
Tourrettes, vücut korkusu (body horror) türünün öncüsü David Cronenberg’in kariyerinin başında, insan fizyolojisinin ve sinir sisteminin kontrol edilemez doğasına odaklandığı kısa metrajlı, deneysel bir çalışmadır. Film, isminden de anlaşılacağı üzere, Tourette sendromunun fiziksel yansımalarını, tikleri ve kontrol dışı vokal patlamaları merkeze alır. Ancak Cronenberg bunu klinik bir belgesel gibi değil, bireyin kendi bedeni içindeki yabancılaşmasını anlatan tekinsiz bir deneyim olarak sunar.
Hikâye, medikal bir gözlem ile sanatsal bir kabus arasında gidip gelen bir atmosfere sahiptir. Yönetmen, insan zihninin bedene hükmetme çabasının başarısız olduğu anları yakalayarak, izleyiciyi biyolojik bir kaosun ortasına bırakır. Film boyunca süregelen bu ritmik ve sarsıcı devinim, Cronenberg’in daha sonraki büyük yapımlarında karşımıza çıkacak olan "bedenin ihaneti" temasının en saf ve çiğ örneklerinden biridir.
Filmin odak noktasında yer alan performanslar, fiziksel bir adanmışlık gerektiren zorlu bir süreçten geçer. Oyuncular, Tourette sendromunun beraberinde getirdiği istemsiz hareketleri ve ani tepkileri canlandırırken, sadece bir hastalığı taklit etmekle kalmaz, aynı zamanda bu durumun yarattığı varoluşsal sancıyı da yansıtırlar. Cronenberg’in bu dönemdeki oyuncu yönetimi, doğallıktan ziyade belirli bir ritim ve mekaniklik üzerine kuruludur.
Bu yapımda yer alan isimler, yönetmenin o dönemdeki çevresinden ve deneysel tiyatro gruplarından gelen figürlerdir. Karakterlerin kamera karşısındaki savunmasızlığı, filmin taşıdığı bağımsız film ruhunu en üst seviyeye taşır. Oyuncuların sergilediği bu nörolojik dans, izleyicide hem bir rahatsızlık hem de derin bir merak uyandırır.
David Cronenberg bu kısa filmde, bilimin soğukluğu ile sanatın provokatif gücünü birleştiriyor. 1971 yapımı bu eser, yönetmenin biyolojik anomaliye duyduğu saplantılı ilginin görsel bir manifestosu niteliğindedir. Işıklandırma ve montaj teknikleri, izleyicinin karakterlerle kurduğu empatiyi zorlayan bir ritme sahiptir. Cronenberg, insanın en mahrem ve kontrol edilemez hallerini bir sanat nesnesine dönüştürme becerisini burada da sergilemiştir.
Bu yapım, özellikle David Cronenberg’in filmografisindeki "body horror" kökenlerini merak edenler için kaçırılmaması gereken bir eserdir. Tıp ve sinema arasındaki kesişim kümeleriyle ilgilenenler, deneysel sinema tutkunları ve insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan dram örneklerini sevenler bu filme vakit ayırmalıdır. Sıradan anlatı yapılarının dışına çıkmak isteyen izleyiciler için benzersiz bir deneyim sunar.
Tourrettes, modern sinemanın en önemli yönetmenlerinden birinin, insan anatomisine olan felsefi yaklaşımını anlamak için izlenmelidir. Sadece birkaç dakika içinde, bedenin nasıl bir "yabancıya" dönüşebileceğini anlatan film, sinemanın sadece hikâye anlatmak değil, bir duygu veya durumu iliklere kadar hissettirmek olduğunu kanıtlar. Cronenberg’in dehasını ham ve işlenmemiş haliyle görmek isteyenler için bu sanat filmi oldukça değerlidir.
Bedenin Kontrolsüzlüğü: Zihin ve kas sistemi arasındaki iletişimin kopması.
Tıbbi Gözlem: İnsan halinin bir laboratuvar nesnesi gibi incelenmesi.
Biyolojik Kaos: Doğanın ve genetiğin birey üzerindeki öngörülemez etkisi.
Yabancılaşma: Kişinin kendi fiziksel varlığına karşı duyduğu şaşkınlık ve korku.
Eğer bu filmdeki nörolojik ve biyolojik gerilim ilginizi çektiyse, Cronenberg’in benzer temaları işleyen Stereo veya insanın mutasyonunu ele alan The Fly gibi klasiklerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bedenin sınırlarını zorlayan modern korku filmlerinden olan Crimes of the Future (2022), bu erken dönem çalışmasının felsefi bir devamı niteliğindedir.
Film, Cronenberg'in Toronto’da sinema çevresini yeni yeni oluşturduğu bir dönemde çekilmiştir. Yönetmenin tıp dünyasına duyduğu ilgi (babasının bir bilim yazarı olmasıyla da bağlantılı olarak) bu filmde kendini açıkça belli eder. Tourrettes, dönemine göre oldukça cesur ve rahatsız edici bir görsel dil kullandığı için uzun süre sadece özel gösterimlerde kendine yer bulabilmiştir.
Hayır, gerçek bir sendromdan ilham alsa da bu bir sanat filmidir ve yönetmenin estetik vizyonuyla şekillenmiş kurgusal bir atmosfer sunar.
Film daha çok vokal tikler, ani sesler ve fiziksel hareketlerin ritmi üzerine kuruludur; klasik anlamda doğrusal bir diyalog yapısı içermez.
Yönetmen, insan bedeninin rasyonel kontrolün ötesinde, tamamen biyolojik ve mekanik bir sistem olduğunu izleyiciye hissettirmeyi amaçlamıştır.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...