
Belgesel, ABD tarafından yıllarca Guantanamo'da tutulan ancak hiçbir zaman resmen suçlanmamış Yemenli üç adamın –Mohammed, Ali ve Khalid– hikâyesini takip ediyor. Bu kişiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Muhammed Bin Nayef Bakım ve Danışmanlık Merkezi'ne gönderilirler. Burası, "cihatçıları" sanat terapisi, psikolojik destek ve dini derslerle topluma kazandırmayı amaçlayan lüks ama sıkı denetimli bir rehabilitasyon merkezidir.
Yönetmen Meg Smaker, bu adamların bir yıl boyunca yaşadıkları içsel dönüşümleri, pişmanlıklarını, eve dönme arzularını ve merkezden sonraki belirsiz geleceklerini kamera altına alıyor. Film, "Bir ideolojiden gerçekten vazgeçilebilir mi?" ve "Bu insanlar sadece hayatta kalmaya mı çalışıyor yoksa gerçekten değişiyorlar mı?" gibi zorlu soruların peşinden gidiyor.
Filmin yönetmenliğini, daha önce Yemen'de yaşamış ve bölgeye hakim olan Meg Smaker üstlenmiştir. Bağımsız bir yapım olarak başlayan film, prodüksiyon kalitesiyle dikkat çekmektedir.
Meg Smaker (Yönetmen): 15 ay boyunca merkezde çekim yapma izni alarak eşine az rastlanır bir erişim gücü elde etmiştir.
Mohammed, Ali ve Khalid: Eski Guantanamo mahkûmları olarak hikâyenin merkezindeki, geçmişleri ile gelecekleri arasında sıkışmış ana figürler.
Jihad Rehab, 2022 Sundance Film Festivali'ndeki prömiyerinden sonra modern belgesel tarihinin en büyük etik tartışmalarından birinin fitilini ateşledi. Bir yandan karakterlerin insani yönlerini ortaya koyduğu için övülürken, diğer yandan bazı eleştirmenler ve aktivistler tarafından şu nedenlerle eleştirildi:
Etik Sorunlar: Mahkûmların rızasının tam olarak özgür olup olmadığı sorgulandı.
Güvenlik: Filmdeki detayların karakterlerin hayatını tehlikeye atabileceği iddia edildi.
İsim Seçimi: "Jihad Rehab" ismi bazı çevrelerce İslamofobik bulundu (bu yüzden ismi daha sonra The Unredacted olarak değiştirildi).
Bu tartışmalar öylesine büyüdü ki, Sundance yöneticileri daha sonra filmi programa aldıkları için özür dilemek zorunda kaldılar; ancak birçok sinemacı bu durumu "sansür" olarak nitelendirerek Meg Smaker'a destek verdi.
Tüm tartışmalardan bağımsız olarak bu belgesel, Guantanamo sonrası yaşamın nadir görülen bir portresini sunduğu için izlenmeli. Devletlerin radikalizmle nasıl mücadele ettiğini ve bu sistemin içinde "insan" kalmaya çalışan bireylerin dramını görmek açısından oldukça sarsıcıdır. Filmin sunduğu ham görüntüler, izleyiciyi kolay cevaplar yerine derin etik ikilemlerle baş başa bırakıyor.
Radikalizmden Arınma: İdeolojik bir kimliğin silinip yerine yeni bir hayatın inşa edilme süreci.
Af ve Pişmanlık: Suçluluk duygusu ile toplumsal kabul arayışı arasındaki denge.
Gözetim Altında Özgürlük: Bir cezaevinden çıkıp başka bir kapalı devre sisteme girmenin psikolojik etkisi.
Kültürel Çatışma: Batılı bir yönetmenin gözünden Doğu'nun en hassas meselelerine bakış.
Süre: 1 saat 48 dakikalık uzunluğuyla konuyu oldukça detaylı bir şekilde işliyor.
İsim Değişikliği: Film, gelen tepkiler üzerine daha tarafsız olduğu düşünülen The Unredacted adıyla dağıtılmaya başlandı.
Erişim: Yönetmen Smaker, Suudi yetkilileri bu çekime ikna etmek için uzun yıllar çaba sarf etmiştir.
Belgesel bu konuda net bir "evet" veya "hayır" cevabı vermiyor; daha çok sistemin işleyişini ve bu süreçte karakterlerin yaşadığı şüpheleri, başarıları ve başarısızlıkları göstererek kararı izleyiciye bırakıyor.
Filmin son bölümleri, karakterlerin merkezden mezun olduktan sonra Suudi toplumuna karışma çabalarını ve bu süreçteki zorluklarını göstererek hüzünlü bir final yapıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...