
Dram

Lamia
Saeed
Bibi
Jasim
Muthanna
Musa
Majdi
Rahma
Izzat
Hiyam
The President’s Cake, baskıcı bir yönetimle yönetilen isimsiz bir ülkede, mütevazı bir fırıncı olan Ahmad'ın hikayesini odağına alıyor. Ahmad, ülkenin en yetenekli pastacısı olarak bilinmektedir ve bu ünü, onun hayatının en zorlu görevini almasına neden olur: "Yüce Lider"in 70. doğum günü için tarihin en görkemli pastasını hazırlamak. Ancak bu görev, sadece bir mutfak becerisi değil, aynı zamanda bir ölüm kalım meselesidir.
Sarayın soğuk ve tekinsiz mutfağına kapatılan Ahmad, bir yandan mükemmel malzemelere ulaşmaya çalışırken bir yandan da dışarıda açlıkla boğuşan halkın ve direnişçilerin fısıltılarını duymaya başlar. Rejimin acımasızlığı mutfağın kapılarına dayandığında, Ahmad hazırladığı pastanın sadece bir tatlı değil, bir güç sembolü olduğunu anlar. Film, tek bir mekanın klostrofobik atmosferinde, bir sanatçının diktatörlük karşısındaki ahlaki ikilemlerini sarsıcı bir dille işliyor.
Filmin başrolünde, Ahmad karakterine hayat veren ve sessiz performansıyla devleşen Navid Mohammadzadeh yer alıyor. Mohammadzadeh, karakterin içindeki korkuyu, hüznü ve fırıncılık zanaatına duyduğu saygıyı mimikleriyle editoryal bir ustalıkla yansıtıyor. Oyuncunun hamur yoğururken sergilediği disiplin, karakterin disiplinli yaşam tarzı ile rejimin kaosu arasındaki zıtlığı vurguluyor.
Liderin özel güvenlik şefi ve Ahmad'ın mutfaktaki gölgesi rolünde ise Mads Mikkelsen büyüleyici bir performans sergiliyor. Mikkelsen, nezaketinin altında gizlenen tehditkar tavrıyla filmin gerilim dozunu her sahnede yukarı taşıyor. Kadronun diğer önemli ismi olan Golshifteh Farahani, Ahmad'ın dış dünyayla olan tek bağı olan gizemli bir saray görevlisini canlandırarak hikayeye duygusal bir derinlik ve umut kırıntısı katıyor.
Yönetmen koltuğunda oturan ve politik sinemaya getirdiği yeni solukla tanınan Mohammad Rasoulof, bu filmde minimalizmi görkemle birleştiriyor. The President’s Cake, bir mutfakta geçmesine rağmen izleyiciye koca bir ülkenin panoramasını sunmayı başarıyor. Filmin temposu, pastanın yapım aşamalarıyla paralel olarak ağır ama gergin bir şekilde ilerliyor. Görsel dil, pastanın üzerindeki şekerlemelerin parlaklığı ile saray koridorlarının karanlığı arasındaki uçurumu kullanarak rejimin ikiyüzlülüğünü ustalıkla eleştiriyor.
Politik gerilim ve psikolojik dram türlerinden hoşlanan, tek mekan filmlerinin yarattığı klostrofobik atmosferi seven izleyiciler bu yapımı mutlaka görmeli. Eğer toplumsal eleştiri içeren ve bireyin sistem karşısındaki duruşunu sorgulayan sanat filmi örneklerine ilgi duyuyorsanız, The President’s Cake size derin bir sinemasal deneyim vaat ediyor. Ayrıca Mads Mikkelsen ve Navid Mohammadzadeh gibi usta isimlerin karşılıklı oyunculuk şölenini izlemek isteyenler için bu yapım kaçırılmamalıdır.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, diktatörlüğü savaş meydanlarından değil, bir mutfak tezgahı üzerinden anlatmasıdır. Pastanın her katmanı, rejimin çürümüşlüğünü ve halkın fedakarlığını temsil eden bir metafor olarak tasarlanmıştır. Sanatın ve emeğin, zalim bir otoritenin emrine girdiğinde nasıl bir silaha ya da isyana dönüşebileceğini göstermesi, filmi 2025 yılının en etkileyici ve cesur yapımlarından biri haline getiriyor.
Ahlaki İkilem: Hayatta kalmak için zalime hizmet etmek ile vicdanın sesi arasındaki çatışma.
Görünürlük ve İhtişam: Bir pastanın mükemmelliği üzerinden halkın sefaletinin gizlenmesi.
Sanatın Onuru: Bir zanaatkarın, işini en kötü şartlarda bile onuruyla yapma çabası.
Korku İklimi: Otoritenin en küçük detaylarda (bir gram un, bir damla krema) bile kurduğu baskı.
Bu filmin politik alt metnini ve gerilimini sevdiyseniz, bir şefin ve misafirlerinin sınırlarını zorlayan The Menu veya bir hapishane sistemini yemek üzerinden eleştiren The Platform ilginizi çekebilir. Ayrıca baskıcı bir rejimi bir berberin gözünden anlatan The Fencer da bu filmle benzer bir ruhsal akrabalık taşır.
Filmde kullanılan devasa doğum günü pastası, gerçek bir sanat ekibi ve profesyonel pastacılar tarafından çekimler boyunca her gün yeniden hazırlandı.
Yönetmen Mohammad Rasoulof, senaryoyu yazarken çeşitli ülkelerdeki gerçek diktatörlüklerin "mutfak alışkanlıkları" ve protokolleri üzerine derinlemesine bir araştırma yaptı.
Çekimler, atmosferin gerçekçiliğini korumak adına tamamen izole edilmiş bir kalede gerçekleştirildi.
Evet, çekimler sırasında kullanılan pastalar gerçek malzemelerle hazırlandı; ancak dekoratif sahneler için bazı polimer modellemelerden de destek alındı.
Film, bu ihtimali izleyicinin zihninde bir gerilim unsuru olarak sürekli diri tutuyor ancak ana odak Ahmad'ın bir katile dönüşüp dönüşmeyeceğinden ziyade karakterinin yaşadığı içsel çöküş.
Filmin finali, doğrudan bir eylemden ziyade sembolik bir tercih üzerinden izleyiciyi büyük bir ahlaki sorgulamayla baş başa bırakacak şekilde tasarlanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...