
Abou Keïss
Assaad
Marouane

Abou Kheizarane

Om Keïss

-
-
-
-
-
Aldatılmışlar (The Dupes), Modern Arap edebiyatının en güçlü kalemlerinden Ghassan Kanafani’nin "Güneşteki Adamlar" romanından uyarlanan, sinema tarihinin en etkileyici politik dramlarından biridir. Film, 1948 yılındaki "Nakba" felaketinin ardından vatanlarından koparılan ve farklı jenerasyonları temsil eden üç Filistinli mültecinin; yaşlı Ebu Kays, genç Esad ve çocuk denilecek yaştaki Mervan’ın kesişen kaderlerini konu alır. Her biri, sefalet içindeki mülteci kamplarından kurtulup Kuveyt’te iş bularak ailelerine bakabilmek gibi ortak bir umudun peşindedir.
Bu üç adamın yolu, kendisi de savaşta erkekliğini kaybetmiş eski bir asker olan kaçakçı Ebu Hayzuran ile kesişir. Hayzuran, onları kızgın çöl sıcağında boş bir su tankeri içerisinde sınırın öbür tarafına geçirmeyi vadeder. Ancak bu yolculuk, sadece fiziksel bir sınırı aşma çabası değil; aynı zamanda aşağılanmanın, çaresizliğin ve Arap dünyasının kendi içindeki duyarsızlığının bir metaforuna dönüşür. Çölün kavurucu güneşi altında geçen saatler, karakterlerin geçmişlerini ve uğradıkları ihanetleri sorguladıkları klostrofobik bir hayatta kalma mücadelesine evrilir.
Filmin başarısının arkasında, amatör ruhla profesyonelliği birleştiren oyuncu kadrosunun doğal performansları yatmaktadır. Ebu Kays karakterini canlandıran Mohamed Kheir-Halouani, kaybettiği toprağının yasını tutan yaşlı kuşağın hüznünü derin bakışlarıyla izleyiciye geçirir. Genç Mervan rolünde Bassam Lofti, ailesinin sorumluluğunu omuzlayan bir gencin ürkekliğini ve mecburiyetini başarıyla yansıtırken, Saleh Khelifi ise siyasi bir aktivist olan Esad karakterine gerekli sertliği ve şüpheyi katar.
Filmin en karmaşık figürü olan kaçakçı Ebu Hayzuran rolündeki Abderrahman Alrahy, hem bir kurban hem de bir cellat portresi çizer. Alrahy, karakterinin yaşadığı içsel yıkımı ve trajediyi, mültecilere karşı takındığı pragmatik tavrın arkasına gizleyerek sinema tarihinin en unutulmaz performanslarından birini sergiler.
Mısırlı usta yönetmen Tewfik Saleh tarafından yönetilen bu siyah beyaz şaheser, sadece bir dönem filmi değil, evrensel bir insanlık tragedyasıdır. Saleh, Kanafani’nin edebi dilini sinematografik bir deha ile birleştirerek, mülteciliğin yarattığı boşluk ve hiçlik duygusunu izleyicinin iliklerine kadar hissettirir. Filmin kurgusu, flashbackler (geriye dönüşler) aracılığıyla karakterlerin motivasyonlarını ustalıkla işlerken, finaldeki sessiz çığlık sinema tarihinin en güçlü sonlarından biri olarak kabul edilir.
Eğer Orta Doğu tarihine, Filistin meselesine veya politik sinema örneklerine ilgi duyuyorsanız bu filmi mutlaka izlemelisiniz. İnsan onurunun ekonomik zorunluluklar karşısında nasıl test edildiğini görmek isteyenler ve festival filmi seven sinefiller için bu yapım bir başvuru kaynağıdır. Özellikle mülteci krizinin güncel olduğu dünyamızda, bu tarihi dram bugüne dair de çok şey söylemektedir.
Aldatılmışlar, sadece anlatılan hikâyeyle değil, bu hikâyenin anlatılış biçimiyle de bir devrim niteliğindedir. Arap dünyasının kendi içindeki bürokrasiye, yolsuzluğa ve mültecilere olan ilgisizliğine yönelttiği cesur eleştiri, filmi "propaganda" tuzağından kurtarıp gerçek bir sanat eserine dönüştürür. Çöl sahnelerindeki klostrofobi ve gerilim, en modern gerilim filmlerine taş çıkartacak seviyededir.
Vatan Hasreti: Toprağından koparılmış insanın yaşadığı köksüzlük ve kimlik kaybı.
İhanet: Hem siyasi otoritelerin hem de bireylerin birbirine karşı duyarsızlığı.
Zaman ve Bekleyiş: Su tankerinin içindeki o kritik dakikaların yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiye dönüşmesi.
Erkeklik ve Güç Kaybı: Savaşın fiziksel ve ruhsal olarak bıraktığı derin yaralar.
Filistin sinemasının bu kök eserinden sonra, daha modern bir perspektif için Hany Abu-Assad imzalı Ömer (Omar) veya Vaat Edilen Cennet (Paradise Now) filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca, mülteci psikolojisini farklı bir coğrafyada işleyen Cennetin Rengi gibi dramatik derinliği yüksek yapımlar da listenize eklenebilir.
Film, Suriye Ulusal Sinema Organizasyonu tarafından finanse edilmiş ancak vizyona girmesi çeşitli siyasi engellerle karşılaşmıştır.
Yazar Ghassan Kanafani, film tamamlandıktan kısa bir süre sonra Beyrut'ta bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.
Filmin finalindeki değişim, romandan farklıdır ve yönetmen Tewfik Saleh'in toplumsal bir uyarı niteliğindeki sanatsal tercihidir.
Film, Ghassan Kanafani'nin kendi gözlemlerinden ve bölgedeki mültecilerin gerçek yaşam mücadelelerinden esinlenerek yazdığı kurgusal bir romandan uyarlanmıştır.
1972 yapımı olan film, hem dönemin teknik şartları hem de çölün yakıcı atmosferini ve trajedinin ciddiyetini vurgulamak adına sanatsal bir tercih olarak siyah beyazdır.
İsim, karakterlerin sadece kaçakçılar tarafından değil, aynı zamanda kaderleri, siyasi liderler ve onları bu yolculuğa zorlayan koşullar tarafından uğratıldıkları büyük ihaneti temsil eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...