
Dram

Angelo 'Tetro' Tetrocini

Bennie Tetrocini

Miranda

Carlo

Silvana

José

Ana

Abelardo
Young Tetro
Ángela
On sekiz yaşındaki Bennie, bir yolcu gemisinde çalışırken Buenos Aires’e geldiğinde, yıllardır haber alamadığı ağabeyi Angelo’yu (yeni adıyla Tetro) bulmaya karar verir. Tetro, dahi bir orkestra şefi olan baskıcı babalarının gölgesinden kaçmış, yazarlık kariyerini ve geçmişini terk ederek kendine yeni bir hayat kurmuştur. Ancak Bennie’nin gelişi, Tetro’nun özenle sakladığı travmaları ve aile içi rekabetin küllenmiş ateşini yeniden alevlendirir.
Bennie, ağabeyinin yarım bıraktığı bir tiyatro oyununu gizlice bulup tamamlamaya çalışırken, ailenin sanatsal mirasının ardındaki trajik gerçekleri de bir bir keşfeder. İki kardeş arasındaki bağ, hem bir sığınak hem de yıkıcı bir çatışma alanına dönüşür. Film, bir ailenin birbirine duyduğu sevginin nasıl zehirli bir rekabete evrilebileceğini ve sanatın bu yaraları iyileştirme ya da derinleştirme gücünü işler. Coppola’nın bu kişisel drama filmi, izleyiciyi görsel bir şiirselliğin içine davet ederken, sırlar üzerine kurulu bir aile portresi çizer.
Vincent Gallo (Tetro): Gallo, karakterinin içsel huzursuzluğunu, öfkesini ve gizli dehasını son derece yoğun bir performansla sergiliyor. Tetro’nun hem itici hem de büyüleyici yanlarını dengelerken filmin melankolik ruhunu sırtlıyor.
Alden Ehrenreich (Bennie): Kariyerinin çıkış noktalarından birini yaşayan Ehrenreich, Bennie’nin saflığını ve ağabeyine duyduğu hayranlığın zamanla gerçeği arama tutkusuna dönüşmesini başarıyla yansıtıyor. Genç yaşına rağmen Gallo karşısında güçlü bir duruş sergiliyor.
Maribel Verdú (Miranda): Tetro’nun hayat arkadaşı rolünde Verdú, iki kardeş arasındaki gerilimi yumuşatan, şefkatli ve akılcı bir liman görevi görüyor.
Klaus Maria Brandauer (Carlo): Baba figüründe Brandauer, sahnede görünmediği anlarda bile baskısını hissettiren, narsisistik bir otoriteyi mükemmel bir soğukkanlılıkla canlandırıyor.
Francis Ford Coppola, Youth Without Youth ile başladığı kişisel sinema yolculuğunu Tetro ile zirveye taşır. Tamamen orijinal bir senaryoya dayanan bu yapım, yönetmenin kendi aile köklerinden ve sanatsal sancılarından izler taşır. Filmin büyük bölümünde kullanılan yüksek kontrastlı siyah-beyaz görsellik, flashback sahnelerindeki canlı renklerle tezat oluşturarak hafızanın ve duyguların gücünü vurgular. Sinematografi, İtalyan Neorealizm akımına selam gönderirken, operatik sahneler ve dans sekansları filmi stilize bir sanat eserine dönüştürür.
Aile bağları, sanatçı egosu ve geçmişle yüzleşme temalı psikolojik dramlar ilginizi çekiyorsa Tetro sizin için biçilmiş kaftandır. Klasik Hollywood anlatısının dışına çıkan, görsel estetiği hikâyenin önüne koyan deneysel yapımlardan hoşlanan sinemaseverler bu filmde derin bir tatmin bulacaktır. Ayrıca, bir yönetmenin en kişisel ve özgün dünyasına tanıklık etmek isteyen Coppola hayranları için bu film bir zorunluluktur.
Bu film, görselliğin hikâye anlatımındaki gücünü kanıtlayan büyüleyici bir atmosfer sunar. Işık ve gölge oyunları, Buenos Aires’in bohem sokaklarıyla birleşerek izleyiciyi hipnotize eder. Sanatın bir kaçış mı yoksa bir lanet mi olduğunu sorgulayan Tetro, Vincent Gallo’nun uçlarda gezen oyunculuğuyla birleşince unutulmaz bir deneyime dönüşür. Coppola’nın olgunluk döneminde, hiçbir ticari kaygı gütmeden çektiği bu yapım, sinemanın saf halini temsil eder.
Baba-Oğul Çatışması: Otoriter bir babanın çocuklarının ruhunda bıraktığı silinmez izler.
Kardeşlik ve Rekabet: Aynı yetenek kaynağından beslenen iki kardeşin birbirini var etme ve yok etme süreci.
Kimlik Arayışı: Geçmişi reddederek yeni bir isim ve hayat kurma çabası.
Sanatın İyileştirici Gücü: Yarım kalan hikâyelerin tamamlanmasıyla gelen ruhsal arınma (katarsis).
Siyah-beyaz estetiği ve aile içi gerilimi odağına alan benzer bir atmosfer için Alfonso Cuarón’un Roma filmi veya yine Coppola’nın bir diğer siyah-beyaz başyapıtı olan Rumble Fish ideal seçeneklerdir. Ayrıca sanatçı krizlerini işleyen Federico Fellini klasiği 8½, bu filmin ruhsal akrabası sayılabilir.
Francis Ford Coppola, bu filmi kendi kurduğu Zoetrope stüdyolarının bağımsız imkanlarıyla finanse etmiş ve yaratıcı kontrolün tamamen kendisinde olmasını sağlamıştır.
Filmin çekimleri sırasında Vincent Gallo’nun senaryo dışına çıkan doğaçlamaları, Coppola tarafından karakterin dengesiz ruh halini desteklediği için desteklenmiştir.
Filmdeki dans sahneleri, karakterlerin geçmişteki mutluluklarını ve hayallerini simgeleyen birer sürreal pencere olarak tasarlanmıştır.
Siyah-beyaz tercih, şimdiki zamanın melankolisini ve durağanlığını simgelerken; renkli olan flashback sahneleri, geçmişin canlılığını, duygusal yoğunluğunu ve unutulamayan anıları temsil eder.
Coppola, senaryonun tamamen kurgu olduğunu söylese de, kendi ailesindeki sanatsal rekabetlerden ve İtalyan kökenli aile dinamiklerinden ilham aldığını kabul etmiştir.
Filmin sonu, Tetro’nun neden ailesinden kaçtığına dair sarsıcı bir sırrı açığa çıkarırken, aslında Bennie ile olan ilişkisinin göründüğünden çok daha derin ve trajik bir temele dayandığını gösterir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...