
Film, babalarından kalma bir oto tamirhanesini işleten Yılmaz ve Müjdat’ın hikâyesini odağına alır. İşleri pek de yolunda gitmeyen bu ikilinin hayatı, bir gün yaşlı bir adamın tamirhaneye gelmesi ve orada geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu hayatını kaybetmesiyle altüst olur.
Cesetten kurtulmaya çalışırken panikleyen Yılmaz ve Müjdat, adamın cesedini bir asit variline atarak eritmeye karar verirler. Ancak asit ve cesedin birleşimiyle ortaya çıkan karışım, oto boyama işinde mucizevi bir sonuç verir: Bu karışımla boyanan arabalar, kusursuz ve eşsiz bir görünüme kavuşur. Bu "kanlı" formül sayesinde tamirhane bir anda ünlenip müşteri akınına uğrar. Ancak her gelen yeni müşteri, yeni bir ceset ihtiyacı demektir. İkili, zengin olma hayalleri ile vicdanları arasında sıkışırken kendilerini absürt ve tehlikeli bir suç ağının içinde bulurlar.
Filmin başarısındaki en büyük pay, Türkiye’nin en yetenekli oyuncularından oluşan kadrosuna ait:
Nejat İşler (Yılmaz): Soğukkanlı ama bir o kadar da çaresiz Yılmaz karakterinde, dram ve komediyi ustalıkla dengeliyor.
Rıza Kocaoğlu (Müjdat): Panik atak halleri ve enerjisiyle filmin mizah yükünü sırtlıyor.
Merve Dizdar (Aynur): Karakterine kattığı derinlik ve doğallıkla hikâyeye farklı bir boyut kazandırıyor.
Bülent Şakrak, Ali Yoğurtçuoğlu ve Engin Günaydın: Kadrodaki diğer usta isimler, filmin absürt atmosferini tamamlayan ikonik performanslar sergiliyor.
Yönetmen koltuğunda oturan Erkan Kolçak Köstendil, ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesinde karanlık komedi (kara mizah) türüne taze bir soluk getiriyor. Film, görsel dili ve temposuyla geleneksel Türk komedi filmlerinden ayrılıyor. Özellikle tamirhane içindeki klostrofobik hava ile dış dünyadaki parıltılı yükseliş arasındaki tezat, editoryal bir başarıyla sunulmuş. Senaryo, izleyiciyi hem güldürmeyi hem de "Ben olsam ne yapardım?" sorusuyla etik bir ikileme sürüklemeyi başarıyor.
Eğer Guy Ritchie veya Quentin Tarantino tarzı, suç ve mizahın iç içe geçtiği "kara komedi" türünü seviyorsanız, Tamirhane tam size göre. Yerli sinemada alışılagelmişin dışında, zekice kurgulanmış ve absürt esprilerle dolu bir yapım arayan izleyiciler bu filmden büyük keyif alacaktır.
Film, paranın insanı ne kadar ileriye götürebileceğini ve "başarı" uğruna nelerin feda edilebileceğini hiciv dolu bir dille anlatıyor. Oyunculuk performanslarının kalitesi ve yönetmenlikteki özgün tercihler, Tamirhane’yi son yılların en dikkat çekici yerli yapımlarından biri kılıyor. Sürprizlerle dolu sonu ve akıcı diyaloglarıyla sıkılmadan izlenecek bir yapım.
Hırs ve Etik: Zenginlik uğruna insani değerlerin nasıl yitirilebileceği.
Absürt Kader: Küçük bir kazanın nasıl devasa bir suç zincirine dönüşebileceği.
Dostluk: Zor durumlarda iki arkadaşın birbirine tutunma (veya birbirini batırma) çabası.
Suç ve Ceza: Bedeli ödenmeyen başarının getirdiği huzursuzluk.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...