

Suzy Bannion

Sara

Daniel

Mark

Olga

Sonia

Pat Hingle

Prof. Milius

Dr. Frank Mandel

Miss Tanner
Amerikalı genç balerin Suzy Bannion, prestijli bir bale akademisine katılmak üzere fırtınalı bir gecede Almanya'nın Freiburg kentine gelir. Okula adım attığı andan itibaren tekinsiz bir atmosferle karşılaşır; öğrenciler birer birer vahşi cinayetlere kurban gitmekte ve okul yönetimi bu olayları örtbas etmeye çalışmaktadır. Suzy, okuldaki gizemli olayları araştırdıkça, bale akademisinin aslında antik ve karanlık bir cadılar meclisi için paravan olarak kullanıldığını keşfeder.
Argento, klasik bir korku hikâyesini "Giallo" tarzıyla birleştirerek, gerçekliğin bittiği ve sürrealizmin başladığı bir dünya yaratır. Film, bir dedektiflik hikâyesi gibi başlasa da, kısa sürede görsel bir ayine dönüşür. Korku filmleri içinde stilin içerikten daha önemli hale geldiği nadir örneklerden biri olan Suspiria, izleyiciyi mantığıyla değil, duyularıyla bir yolculuğa çıkarır.
Başrolde Suzy Bannion karakterine hayat veren Jessica Harper, kocaman gözleri ve masum ifadesiyle izleyicinin bu kabus dolu dünyadaki rehberi olur. Harper'ın kırılgan ama kararlı duruşu, filmin doğaüstü dehşetiyle tezat oluşturarak gerilimi artırır.
Okulun otoriter yöneticileri rollerinde izlediğimiz Joan Bennett (Madame Blanc) ve Alida Valli (Miss Tanner), buz gibi performanslarıyla okulun gizlediği karanlık sırların canlı birer temsilcisidir. Ayrıca, sinemanın efsanevi isimlerinden Udo Kier de küçük ama etkili bir rolde karşımıza çıkarak filmin kült değerini pekiştirir.
Suspiria, her şeyden önce görsel ve işitsel bir zaferdir. Argento'nun Technicolor tekniğini kullanarak yarattığı aşırı doygun kırmızı, mavi ve yeşil ışıklar, filmi bir rüya tablosuna dönüştürür. Giallo sineması mirasını taşıyan yapım, şiddeti estetik bir sanat formuna sokar. "Goblin" grubunun hazırladığı kulak tırmalayan ve hipnotize eden müzikler, korku sineması tarihinin en ikonik temalarından biri olarak kabul edilir. Film, sadece bir korku hikâyesi değil, sinematografinin sınırlarını zorlayan bir deneyimdir.
Görsel estetiği hikâyenin önünde tutan, "atmosfer korkusu" (atmospheric horror) türünü seven ve sinemada stilize yönetmenliğe hayran olan herkes Suspiria'yı izlemeli. Eğer Dario Argento’nun dünyasına yabancıysanız, bu film başlamak için en doğru noktadır. Sadece korkmak için değil, ışığın, rengin ve müziğin bir filmde nasıl başrole dönüştüğünü görmek için bile bu eser izlenmeye değerdir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, bugünkü korku sinemasının (örneğin Luca Guadagnino'nun 2018 versiyonu veya Nicolas Winding Refn filmleri) estetik kökenlerini anlamaktır. Sinema tarihinin en ünlü cinayet sahnelerinden bazılarına ev sahipliği yapan Suspiria, korkuyu "güzel" kılmayı başarabilen nadir yapımlardandır. Kült filmler listesinde her zaman en üst sıralarda yer alması, zamanın ötesindeki sanatsal başarısının bir kanıtıdır.
Okültizm ve Cadılık: Gizli toplulukların kadim ve karanlık güçleri.
Renklerin Dili: Korkunun, şiddetin ve masumiyetin renk paleti üzerinden anlatılması.
Mekânın Ruhu: Bale akademisinin labirenti andıran koridorlarının yarattığı klostrofobi.
Büyüme ve Hayatta Kalma: Bir genç kızın, saf masumiyetten vahşi bir hayatta kalma mücadelesine geçişi.
Suspiria'nın o hipnotik atmosferini sevdiyseniz, Argento’nun "Üç Anne" üçlemesinin diğer filmleri olan Inferno ve The Mother of Tears'ı izleyebilirsiniz. Ayrıca yine bir bale dünyasındaki psikolojik çöküşü işleyen Black Swan (Siyah Kuğu) veya Argento’nun bir diğer başyapıtı Deep Red (Profondo Rosso) benzer tatlar sunacaktır.
Filmdeki renk doygunluğunu elde etmek için Argento, o dönemde artık kullanılmayan eski Technicolor baskı makinelerini özel olarak buldurmuştur.
Filmdeki bale okulunun dış çekimleri için Almanya'daki gerçek tarihi yapılar kullanılmıştır.
Goblin grubunun müzikleri çekimler sırasında setlerde çalınmış, böylece oyuncuların o gergin ve tekinsiz atmosfere girmesi sağlanmıştır.
Filmde şiddet sahneleri oldukça stilize ve "sanatsal" bir şekilde sunulur; ancak bazı sahnelerin dönemin şartlarına göre oldukça sarsıcı ve kanlı olduğunu belirtmek gerekir.
Luca Guadagnino'nun 2018 yapımı Suspiria'sı, orijinal filmin renkli ve masalsı dünyasından farklı olarak daha gri, politik ve bedensel korku odaklı bir yeniden yorumdur; ikisi de kendi tarzında birer şaheserdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...