Sünnet Çocuğu, Yeşilçam’ın o nev-i şahsına münhasır karakterlerinden biri olan Sami’nin çalkantılı hayat hikâyesini merkezine alıyor. Eskiden başarılı bir film prodüktörü olan Sami, at yarışı ve her türlü kumar tutkusuna yenik düşerek elindeki her şeyi kaybetmiştir. Şimdilerde ise günübirlik işlerle ve bitmek bilmeyen borçlarıyla boğuşurken, hayatını bir şekilde idame ettirmeye çalışmaktadır. Sami’nin bu karmaşık hayatındaki en büyük dayanağı ise uzatmalı sevgilisi Meloş’tur.
Sami, Meloş’u "seni büyük bir film yıldızı yapacağım" vaadiyle yıllarca oyalamış, ancak bu vaatlerini bir türlü gerçekleştirememiştir. Bu durum ikili arasında sürekli bir didişmeye ve komik tartışmalara yol açsa da, aralarındaki bağ her türlü zorluğa göğüs gerecek kadar güçlüdür. Borçlarını kapatmak ve Meloş’un hayallerini gerçekleştirmek için son bir şans arayan Sami, kendisini tahmin bile edemeyeceği absürt ve bir o kadar da eğlenceli olayların içinde bulur.
Filmin başrolünde, Türk sinemasının efsane ismi Aydemir Akbaş yer alıyor. Akbaş, canlandırdığı Sami karakteriyle hem enerjisinden hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlıyor hem de karakterin o karakteristik "fırlama" ve sempatik hallerini ustalıkla sergiliyor. Sami’nin kumar tutkusu ve kurnazlıkları, Akbaş’ın eşsiz oyunculuğuyla birleşince seyirciye klasik bir komedi filmi lezzeti sunuyor.
Meloş karakterine hayat veren Tuğba Daşdan, Sami ile olan çekişmelerindeki doğallığıyla dikkat çekerken, Mehmet Çepiç ise hikâyeye kattığı ağırlıkla kadroyu tamamlıyor. Özgür Aksoy, Ferdi Atuner ve Bülent Pelit gibi isimlerin yer aldığı geniş kadro, yan karakterlerin derinliği sayesinde filmi bir mahalle ve sektör eleştirisi tadına kavuşturuyor.
Bülent Pelit ve Aydemir Akbaş’ın birlikte yönettiği film, Türk sinemasının o eski, samimi ve gürültülü komedi geleneğini günümüze taşıyor. Filmin temposu, Sami’nin borçlulardan kaçtığı ve yeni planlar kurduğu sahnelerde oldukça yükseliyor. Anlatım dili, sektörel bir hiciv barındırırken aynı zamanda bir adamın vazgeçemediği alışkanlıkları üzerinden insan psikolojisine de dokunuyor. Yönetmenlik, karakterlerin içtenliğini ön plana çıkararak izleyiciyi hikâyeye ortak ediyor.
Aydemir Akbaş sinemasına aşina olan ve o eski "fırlama" komedi tarzını özleyen her yaştan izleyici bu yapımı keyifle izleyebilir. Özellikle Yeşilçam estetiğinin modern bir yorumunu görmek isteyenler ve karakter odaklı bir aile filmi tadında eğlence arayanlar için ideal bir seçenek. Kumardan ağzı yanmış ama neşesinden bir şey kaybetmemiş insanların hikâyeleri ilginizi çekiyorsa bu yapımı kaçırmamalısınız.
Bu film, sadece bir gülmece vaat etmiyor; aynı zamanda bitmek bilmeyen umudun ve her şeye rağmen kopmayan sevgi bağlarının altını çiziyor. Sami’nin düştüğü her durumdan bir şekilde sıyrılma çabası, izleyiciye "asla pes etme" mesajını en eğlenceli yoldan veriyor. Aydemir Akbaş’ın ustalığını konuşturduğu sahneler ve Meloş ile olan samimi ilişkisi, filmi benzer projelerden ayıran en güçlü yönler olarak öne çıkıyor.
Kumar ve Bedelleri: Yanlış tutkuların hayatın akışını nasıl değiştirdiği.
Eskimeyen Aşk: Vaatler yerine gelmese de süregelen sadakat ve sevgi.
Umut ve Kurnazlık: En kötü durumda bile bir çıkış yolu arama içgüdüsü.
Sinema Sektörü Eleştirisi: Bir prodüktörün gözünden film dünyasının ışıltılı ama zorlu yüzü.
Eğer Aydemir Akbaş’ın bu enerjik performansını sevdiyseniz, sanatçının klasikleşmiş yapımları olan Kolpaçino serisindeki karakterine veya benzer bir dolandırıcılık ve şans teması işleyen Şanslı S’ye göz atabilirsiniz. Ayrıca, yine bir karakterin absürt maceralarını konu alan ve yüksek tempolu bir macera filmi hissi veren Abuzer Kadayıf da ilginizi çekebilir.
Filmin çekimleri boyunca Aydemir Akbaş’ın setteki enerjisi tüm ekibe ilham kaynağı olmuştur. Senaryo aşamasında bizzat Akbaş’ın da katkıları bulunduğu ve bazı diyalogların çekimler sırasında doğaçlama geliştiği bilinmektedir. Film, uzun bir aradan sonra usta oyuncuyu sevenleriyle beyaz perdede buluşturan duygusal bir değere de sahiptir.
Filmin adı, Sami karakterinin içine düştüğü zor durumlardan kurtulmak için girdiği absürt kılıkları ve yaşadığı çocuksu heyecanları simgeleyen ironik bir başlıktır.
Hayır, usta isim bu projede Bülent Pelit ile birlikte yönetmen koltuğunu paylaşmış ve senaryoya önemli katkılar sunmuştur.
Sünnet Çocuğu’nun çekimleri, hikâyenin ruhuna uygun olarak İstanbul'un tarihi ve renkli semtlerinde gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...