

Alvin

Rose

Dorothy
Bud
Sig

Nurse

Doctor Gibbons
Brenda
Pete

Apple
Alvin Straight, yetmişli yaşlarının ortasında, sağlığı giderek bozulan ancak inadından ödün vermeyen bir adamdır. Iowa’nın küçük bir kasabasında kızıyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Bir gün, yıllardır konuşmadığı kardeşi Lyle’ın felç geçirdiği haberini alır. Alvin, aralarındaki buzları eritmek ve kardeşini son bir kez görmek ister; ancak önünde aşılması zor bir engel vardır: Ne ehliyeti vardır ne de uzağı görebilmektedir.
Alvin, çevresindekilerin tüm itirazlarına rağmen imkansız görünen bir karar alır. Eski model bir çim biçme makinesinin arkasına taktığı küçük bir römorkla, yüzlerce kilometre ötedeki Wisconsin’e doğru yola çıkar. Bu ağır aksak ilerleyen yolculuk, sadece fiziksel bir mesafe katetme hikayesi değil, aynı zamanda geçmişle yüzleşme ve bir ömrün muhasebesidir.
Yol boyunca karşılaştığı yabancılarla kurduğu bağlar, Alvin’in bilgeliğini ve hayat derslerini ortaya çıkarırken, izleyiciyi de Amerikan kırsalının huzurlu ama melankolik atmosferine davet eder. Bu biyografi temelli hikaye, sabrın ve aile bağlarının kutsallığını en yalın haliyle beyaz perdeye taşır.
Filmin kalbinde, Richard Farnsworth’un unutulmaz ve Oscar adayı olan performansı yer alıyor. Farnsworth, Alvin karakterine öyle bir sükunet ve derinlik katıyor ki, sadece bakışlarıyla bile karakterin tüm geçmişini ve yorgunluğunu hissettirebiliyor. Canlandırdığı karakterin fiziksel zorluklarını kendi hayatındaki gerçek hastalık süreciyle birleştiren oyuncu, sinema tarihinin en samimi performanslarından birini sergiliyor.
Alvin’in kızı Rose rolünde izlediğimiz Sissy Spacek, zihinsel engelleri olan ama babasına derinden bağlı bir kadını muazzam bir hassasiyetle canlandırıyor. Filmin sonunda kısa ama vurucu bir rolle karşımıza çıkan Harry Dean Stanton ise, Lyle karakteriyle söze gerek duymadan hikayenin duygusal finalini tamamlıyor.
David Lynch denildiğinde akla gelen sürrealizm ve karanlık atmosfer, bu filmde yerini uçsuz bucaksız mısır tarlalarına ve güneş batışlarına bırakıyor. Ancak Lynch’in yönetmenlik dehası, bu denli basit bir hikayeyi epik bir destana dönüştürmesinde yatıyor. Filmin temposu, tıpkı Alvin’in makinesi gibi yavaş; ancak bu yavaşlık izleyiciyi sıkmak yerine, hayatın ayrıntılarını fark etmeye zorluyor. Angelo Badalamenti’nin eşsiz müzikleriyle birleşen geniş açılı çekimler, dram türünün en saf hallerinden birini sunuyor.
Hızlı kurgudan ve gürültülü aksiyondan yorulan, ruhunu dinlendirmek isteyen herkes bu filmi izlemeli. Özellikle aile bağlarını, yaşlılığı ve affetmenin erdemini konu alan yapımlardan hoşlananlar için bu aile filmi gerçek bir hazine niteliğindedir. Hayatın son demlerinde verilen kararlara ve karakter odaklı derin anlatılara ilgi duyan sinemaseverler, bu sessiz başyapıtı kaçırmamalıdır.
Bu film, "az aslında çoktur" felsefesinin sinemadaki karşılığıdır. Büyük efektler veya karmaşık olay örgüleri olmadan da bir insanın kalbine dokunulabileceğini kanıtlar. İnatçı bir yaşlı adamın, sadece 5 mil hızla giden bir araçla çıktığı bu yolculuk, modern dünyanın hızına karşı verilmiş bir başkaldırıdır. İnsanın içini ısıtan ve bittiğinde uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir huzur vaat ettiği için izlenmelidir.
Bağışlama: Yıllarca süren bir dargınlığın, ölümün gölgesinde nasıl anlamsızlaştığı.
Azim: Fiziksel yetersizliklere rağmen hedefe ulaşma kararlılığı.
Yaşlılık ve Onur: Yaşlı bir adamın bağımsızlığını koruma ve kendi şartlarıyla hareket etme isteği.
İnsan Nezaketi: Yol boyunca karşılaşılan yabancıların gösterdiği karşılıksız iyilik.
Eğer bu naif yolculuktan keyif aldıysanız, benzer atmosferlere sahip şu filmlere de göz atabilirsiniz:
Nebraska: Yaşlı bir babanın oğluyla çıktığı siyah-beyaz bir yol hikayesi.
Into the Wild: Doğaya ve kendi iç dünyasına yolculuk yapan bir gencin hikayesi.
The Bucket List: Ölümden önce yapılması gerekenler listesini tamamlamaya çalışan iki adamın macera dolu öyküsü.
Filmin başrol oyuncusu Richard Farnsworth, çekimler sırasında aslında ciddi bir kanserle mücadele ediyordu ve filmdeki fiziksel zorlanmalarının birçoğu gerçekti. Ayrıca film, David Lynch’in "G" (General Audience) derecelendirmesi alan, yani her yaş grubuna uygun olan tek filmidir. Gerçek Alvin Straight, bu yolculuğu 1994 yılında gerçekten gerçekleştirmiştir.
Evet, film 1994 yılında Iowa’dan Wisconsin’e çim biçme makinesiyle giden Alvin Straight’in gerçek yaşam öyküsüne dayanmaktadır.
Hayır, bu film Lynch’in en doğrusal ve anlaşılır hikayesidir; yönetmen burada sürrealizm yerine saf gerçekçiliği tercih etmiştir.
Alvin’in gözleri çok zayıf olduğu için ehliyet alamamaktadır ve tek çaresi, yasal olarak kullanabildiği bu yavaş aracı bir ulaşım aracına dönüştürmektir.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...