
Stairs, modern mimarinin soğuk ve geometrik mükemmelliği içinde geçen, sürrealist ögelerle bezeli bir hayatta kalma hikâyesidir. Film, prestijli bir şirkette çalışan başarılı bir iş insanının, mesai bitiminde asansörlerin bozulmasıyla merdivenleri kullanmaya karar vermesiyle başlar. Ancak bu sıradan karar, kısa süre içinde mantık sınırlarını zorlayan bir kabusa dönüşür. Katlar birbirini izledikçe, merdiven boşluğu zamandan ve mekandan bağımsız, sonu gelmeyen bir döngüye evrilir.
Karakterin yukarı mı çıktığı yoksa aşağı mı indiği konusundaki algısı yitip giderken, merdivenlerin her sahanlığı onun geçmişindeki bir pişmanlık veya bastırılmış bir korkuyla yüzleştiği birer durak haline gelir. Stairs, izleyiciyi "başarı basamaklarını tırmanma" metaforunu fiziksel ve ruhsal bir işkenceye dönüştüren, anlatı yapısıyla zihinleri zorlayan özgün bir psikolojik gerilim deneyimine davet ediyor.
Filmin başrol oyuncusu, tek mekanda geçen bu zorlu yapımda, karakterin özgüvenli duruşundan tam bir çaresizlik ve delilik eşiğine geçişini muazzam bir yetkinlikle canlandırıyor. Oyuncunun, fiziksel yorgunluğu ve mental çöküşü senkronize bir şekilde yansıtması, filmin inandırıcılığını en üst seviyeye çıkarıyor. Yan rollerde, merdiven boşluğunda karşılaşılan ve gerçek olup olmadıkları tartışılan figürler, hikâyeye tekinsiz bir derinlik katıyor.
Oyuncu kadrosu, sınırlı alanda büyük duygular yaratmanın zorluğunu, minimalist ama etkileyici performanslarla aşıyor. Bu yeni çıkan filmler arasında Stairs, özellikle tek kişilik dev bir performansın bir filmi nasıl sürükleyebileceğine dair ders niteliğinde sahneler barındırıyor. Her bir oyuncu, ana karakterin zihnindeki farklı bir sesi temsil edercesine editoryal bir titizlikle seçilmiş.
Stairs, yönetmenlik tercihlerindeki dikey odaklı kamera açıları ve ses tasarımıyla izleyicide fiziksel bir baş dönmesi yaratmayı hedefliyor. Filmin temposu, ilk sahnelerdeki hafiflikten sona doğru yaklaşan boğucu bir yoğunluğa doğru ustalıkla tırmanıyor. Renk paletinin gri ve beton tonlarından, karakterin ruh haline göre değişen çiğ ışıklara geçişi, görsel anlatımı güçlendiriyor. Film, modern dünyanın "her zaman daha fazlasına ulaşma" hırsını sert bir dille eleştiren bir alegori niteliğinde.
Tek mekanda geçen gerilimlerden hoşlanan, sürrealist sinemaya ilgi duyan ve metaforik anlatımları çözmeyi seven izleyiciler Stairs için en uygun kitleyi oluşturuyor. Özellikle bağımsız sinema örneklerini takip edenler ve insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan yapımları tercih edenler, bu filmin yarattığı atmosferden oldukça etkilenecektir. Klostrofobisi olan izleyiciler için ise bu film, gerçek anlamda sınırları zorlayan bir meydan okuma olabilir.
Stairs, çok basit bir konseptten (bir merdiven boşluğu) nasıl devasa bir dram ve gerilim yaratılabileceğinin en taze örneği. Filmi benzerlerinden ayıran yönü, izleyiciyi sadece bir gözlemci olarak tutmayıp, karakterle birlikte o bitmek bilmeyen basamakları tırmanıyormuş gibi hissettirmesidir. Zekice kurgulanmış senaryosu ve çarpıcı finaliyle, 2026 sinema yılında üzerine en çok konuşulacak yapımlardan biri olmayı hak ediyor.
Sonsuz Döngü ve Rutin: Günlük hayatın monotonluğunun ve hırsların insanı içine hapsettiği kısır döngü.
Vicdan ve Hesaplaşma: Her katın karakterin geçmişindeki bir hatayı simgelemesi.
Zaman Algısının Yitimi: Mekanın tekdüzeliği içinde zamanın göreceli hale gelmesi.
Modern Kölelik: Başarı odaklı yaşam tarzının bireyi kendi inşa ettiği hapishanelere kapatması.
Eğer Stairs’ın yarattığı o sıkışmışlık hissini ve gizem dolu atmosferi sevdiyseniz, şu öneriler ilginizi çekebilir:
The Platform (El Hoyo): Dikey bir yapıda sosyal sınıfların ve insan doğasının sert bir eleştirisi.
Cube: Tuzaklarla dolu bir küpün içinde uyanan insanların hayatta kalma mücadelesi.
Buried: Dar bir alanda geçen yüksek gerilimli ve karakter odaklı bir gerilim filmi örneği.
Filmin çekimleri için özel olarak inşa edilen 15 katlı devasa bir merdiven seti kullanıldı ve bu set, çekimler boyunca sürekli modifiye edilerek sonsuzluk hissi yaratıldı. Başrol oyuncusunun, çekimler sırasında karakterin gerçekçiliğini korumak adına her gün yüzlerce basamak tırmandığı ve set aralarında bile asansör kullanmadığı belirtiliyor. Ayrıca filmin müzikleri, gerçek bir merdiven boşluğunda kaydedilen eko ve metalik seslerin işlenmesiyle oluşturuldu.
Filmin sonu izleyiciye birden fazla yorum şansı tanıyor; bu bir ölüm anı halüsinasyonu olabileceği gibi, sistemin içindeki sonsuz çıkmazın bir temsili de olabilir.
Evet, giriş sahnesi hariç filmin neredeyse tamamı o klostrofobik merdiven boşluğunda ve sahanlıklarda geçiyor.
Stairs klasik bir "jump scare" korku filmi değil, izleyicinin sinirlerini bozan ve onu düşünmeye iten saf bir psikolojik gerilimdir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...