
Sir-Ayet: Ölü Doğan, beş yıl önce eşini kaybeden ve bu travmanın etkisinden kurtulamayan Doktor sakini bir kadının, kızıyla birlikte yaşadığı sıra dışı olayları merkezine alıyor. Hikâye, kadının ölü doğan bebeğiyle ilgili saklı kalan gerçeklerin ve yapılan bir büyünün etkisiyle evin içine sızan karanlık varlıkların etrafında şekillenir. Karakterler, sadece fiziksel bir tehditle değil, aynı zamanda inançlarını ve akıl sağlığını zorlayan metafiziksel bir kuşatmayla karşı karşıya kalırlar.
Film, geleneksel Türk korku sinemasının sevdiği "musallat" ve "büyü" temalarını, modern bir görsellik ve psikolojik derinlikle harmanlıyor. Korku filmleri türündeki yapım, izleyiciyi klostrofobik mekanlar ve ani korku öğeleriyle (jump scare) gerilimin doruğuna çıkarırken, aynı zamanda bir annenin evladı için neleri göze alabileceğini de sorguluyor.
Filmin başrollerinde Ece Ertan ve Onur Lale gibi isimler yer alıyor. Ece Ertan, yaşadığı korku ve çaresizliği izleyiciye geçirme konusunda oldukça etkileyici bir performans sergileyerek filmin editoryal gücünü artırıyor. Karakterin içindeki şüpheyi ve anne şefkatini aynı anda yansıtması, hikâyenin duygusal zeminini güçlendiriyor.
Yardımcı oyuncu kadrosu, özellikle gizemli olayların çözümü noktasında devreye giren karakterlerle gerilimi destekliyor. Sir-Ayet: Ölü Doğan oyuncuları, türün gerektirdiği o tekinsiz ve huzursuz atmosferi jest ve mimikleriyle başarıyla tamamlıyorlar.
Yönetmen koltuğunda oturan isim, yerli korku sinemasında sıkça gördüğümüz dini motifleri, daha karanlık ve sanatsal bir görsellikle işlemeyi tercih etmiş. Filmin sinematografisi, düşük ışıklı sahneler ve gölge oyunlarıyla izleyicide sürekli bir "izlenme" hissi yaratıyor. Ses tasarımı ve müzikler, atmosferin tekinsizliğini pekiştirirken; kurgu, gizemi son ana kadar koruyacak şekilde tasarlanmış.
Bu yapım, özellikle yerli korku türüne (Dabbe, Siccin vb.) ilgi duyan, cin ve büyü temalı hikâyelerden etkilenen izleyiciler için biçilmiş kaftan. Karanlık atmosferlerden, doğaüstü olaylardan ve gerilimi yüksek sahnelerden hoşlanan sinemaseverler bu filmde aradıklarını bulacaklardır. Eğer gece lambası açık uyumanıza neden olacak türden bir gerilim arıyorsanız, bu film listenizde olmalı.
Film, Anadolu'nun kadim ve korkutucu masallarını modern bir sinema diliyle anlatıyor. Sadece korkutmayı amaçlamıyor, aynı zamanda aile içi sırlar ve vicdan azabı gibi insani duyguları da hikâyenin içine yediriyor. Makyaj ve özel efektlerin inandırıcılığı, türün meraklıları için tatmin edici bir görsel deneyim sunuyor.
Mistik Sırlar: Aile geçmişinde saklanan ve nesiller boyu süren karanlık bedeller.
Anne ve Çocuk: Koruma içgüdüsünün doğaüstü tehditler karşısındaki sınavı.
İnanç ve Korku: Metafizik varlıkların insan iradesi üzerindeki etkisi.
Vicdan Azabı: Yapılan hataların ve başvurulan karanlık yolların geri dönüşü olmayan sonuçları.
Eğer bu filmin yarattığı tekinsiz atmosferi ve konusu beğendiyseniz, Türk korku sinemasının mihenk taşlarından olan Siccin serisi veya Üç Harfliler gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, benzer bir aile dramı ve korku harmanı sunan Musallat da ilginizi çekebilir.
Filmin çekimleri, atmosferin doğal bir gerilim sunması için ıssız ve tarihi dokusu olan mekanlarda gerçekleştirilmiştir. Yapım sürecinde kullanılan makyajlar, karakterlerin "insan dışı" formlarını vurgulamak adına profesyonel ekiplerce hazırlanmıştır. Film, vizyona girdiği dönemde türün hayranlarından özellikle atmosfer kurgusu noktasında olumlu yorumlar almıştır.
Film, Anadolu'da anlatılan çeşitli efsanelerden ve "yaşanmış olduğu iddia edilen" paranormal olaylardan esinlenerek kurgulanmış bir senaryoya sahiptir.
Film daha çok "psikolojik korku" ve "atmosferik gerilim" üzerine kurulu olsa da, korku türünün gerektirdiği bazı sert ve rahatsız edici görsel sahneler mevcuttur.
Film, "Sir-Ayet" markası altında çıksa da, bağımsız bir hikâye ve farklı karakter arkları sunduğu için önceki filmleri izlemeden de rahatlıkla anlaşılabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...