

Stanley Crawford

Sophie Baker

Brice

Mrs. Baker

Grace

Caroline

Aunt Vanessa

Howard Burkan

Olivia

George
Stanley Crawford, dünya çapında ün salmış, egoist ve son derece kuşkucu bir sihirbazdır. Sahne dışında ise her türlü doğaüstü olaya savaş açmış, spiritüalizmin bir kandırmaca olduğuna inanan katı bir rasyonalisttir. Eski bir dostu, Güney Fransa'daki zengin bir aileyi etkisi altına alan ve kendisinin gerçek bir medyum olduğunu iddia eden Sophie Baker’ın maskesini düşürmesi için Stanley’den yardım ister.
Stanley, bu "sahtekarı" saniyeler içinde deşifre edeceğinden emin bir şekilde malikaneye gider. Ancak Sophie, sadece Stanley’nin en gizli sırlarını bilmekle kalmaz, aynı zamanda sergilediği "mucizelerle" adamın tüm mantık silsilesini altüst eder. Stanley, hayatı boyunca inandığı katı gerçekçiliğin Sophie’nin büyüleyici dünyası karşısında erimeye başladığını fark ederken; ikili arasında mantık ile gizem, bilim ile inanç arasında gidip gelen romantik bir çekim filizlenir.
Colin Firth, Stanley Crawford rolünde, karakterinin o küstah, entelektüel ve biraz da çekilmez olan "her şeyi bilen adam" tavrını muazzam bir karizmayla sergiliyor. Firth’ün İngiliz asaletini yansıtan oyunculuğu, Stanley’nin yaşadığı içsel sarsıntıyı izleyiciye çok net geçiriyor. Emma Stone ise Sophie rolünde, 1920'lerin o duru güzelliğini ve gizemli enerjisini karakterine mükemmel bir şekilde yediriyor. Gözlerindeki o saf ama kurnaz bakışlar, Sophie’nin gerçekten bir medyum olup olmadığı sorusunu filmin sonuna kadar canlı tutuyor.
Yardımcı kadroda yer alan Eileen Atkins, Stanley’nin bilge teyzesi Vanessa rolünde filmin felsefi derinliğini sağlarken; Marcia Gay Harden, Sophie’nin pragmatik annesi olarak hikâyeye farklı bir boyut katıyor. Oyuncuların arasındaki uyum, 1920'lerin o naif ve şık atmosferini bir peri masalı tadında sunuyor.
Woody Allen’ın yönetmen koltuğunda oturduğu film, yönetmenin Avrupa temalı romantik dönem filmlerinin en şık örneklerinden biri. Sinematografisiyle Fransız Rivierası’nın gün batımlarını ve Art Deco stilini bir görsel şölene dönüştüren yapım, editoryal anlamda "mucizelere inanmak" üzerine derin bir sorgulama sunuyor. Tempo, zekice yazılmış ve hızıyla hayran bırakan diyaloglar sayesinde bir an bile düşmüyor. Allen, sinizm ile romantizm arasındaki o ince çizgide yürürken, izleyiciyi hem güldürmeyi hem de hayatın gizemleri üzerine düşündürmeyi başarıyor.
Klasik dönem filmlerini, nostaljik atmosferleri ve zeki diyaloglara dayalı romantik öyküleri seven herkes bu filmi izlemeli. Eğer komedi ve dramın hafif, güneşli bir tonda harmanlandığı yapımlardan keyif alıyorsanız, Magic in the Moonlight sizin için ideal bir platform filmi olacaktır. Özellikle rasyonalizm ile spiritüalizm arasındaki tartışmalara ilgi duyan ve Woody Allen sinemasının o kendine has dilini seven izleyiciler bu filme bayılacaktır.
Film, izleyiciye "Gerçek ne kadar katı olmalı?" sorusunu sorduruyor. Colin Firth ve Emma Stone arasındaki yaş farkına rağmen yakaladıkları o entelektüel kimya, filmi alışılmış aşk hikâyelerinden ayırıyor. 1920'lerin kostümleri, caz müzikleri ve büyüleyici mekanları, günlük hayatın stresinden kaçmak isteyenler için adeta bir terapi niteliğinde. Mantığın bittiği yerde kalbin nasıl devreye girdiğini görmek, filmin en etkileyici yönlerinden biri.
İnanç ve Mantık Çatışması: Bilimsel rasyonalizm ile açıklanamayan doğaüstü olaylar arasındaki savaş.
Sinizm vs. İyimserlik: Hayata sadece gerçekler üzerinden bakmanın yarattığı kuraklık ve mucizelerin getirdiği renkler.
Maskeler ve Gerçeklik: İnsanların toplum önünde takındıkları kimlikler ile gerçek benlikleri arasındaki fark.
Nostalji: 1920'lerin zarafeti üzerinden geçmişe duyulan özlem.
Bu filmin 1920'ler atmosferini ve fantastik dokunuşunu sevdiyseniz, bir diğer Woody Allen şaheseri olan Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı) mutlaka listenizde olmalı. Eğer bir sihirbazın dünyasına daha dramatik bir bakış atmak isterseniz The Prestige (Prestij) harika bir seçimdir. Emma Stone’un dönem filmlerindeki başarısını daha modern bir tonda izlemek için ise La La Land güzel bir gençlik filmi ve müzikal alternatifi sunabilir.
Filmdeki sihirbazlık numaralarının bir kısmı, dönemin ünlü illüzyonisti Howard Thurston’ın tekniklerinden esinlenilerek tasarlanmıştır.
Çekimler boyunca Emma Stone ve Colin Firth, karakterlerinin arasındaki çatışmayı güçlendirmek için sahneler dışında da yoğun provalar yapmıştır.
Filmde kullanılan mekanlar, Fransız Rivierası’nın en seçkin ve tarihi villaları arasından seçilmiştir.
Woody Allen, bu senaryoyu yazarken Harry Houdini’nin sahte medyumlara karşı açtığı gerçek savaştan ilham almıştır.
Filmde görülen numaralar, dönemin sihirbazlık tekniklerine sadık kalınarak hazırlanmış sinematografik hilelerdir ancak hikâye gereği Stanley Crawford karakteri dünya çapında bir sihirbaz olarak tasvir edilir.
Hayır, film bir "medyum" temasını işlese de kesinlikle bir korku filmi değildir. Tamamen romantizm, felsefi tartışmalar ve komedi unsurları üzerine kurulu bir dönem filmidir.
Film, izleyiciyi Sophie'nin gerçekliği konusunda sürekli şüphede bırakan gizemli bir kurguya sahiptir ve bu durum hikâyenin finaline kadar merak unsurunu canlı tutar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...