
Korku

Jack Delroy

June Ross-Mitchell

Carmichael Haig

Christou

Lilly D'Abo

Gus McConnell

Madeleine Piper
Leo Fiske

Szandor D'Abo

Diane
Jack Delroy, 1970’li yılların Amerika’sında uykusuzluk çekenlerin vazgeçilmezi olan "Gece Baykuşları" adlı popüler bir talk show programının sunucusudur. Ancak Jack’in hayatı, eşinin trajik kaybı ve düşen reytingler nedeniyle tepetaklak olmuştur. Kariyerini kurtarmak ve yeniden zirveye tırmanmak için her şeyi riske atmaya kararlı olan Jack, 1977 yılının Cadılar Bayramı gecesinde eşi benzeri görülmemiş bir canlı yayın planlar.
Programın konukları arasında bir medyum, şüpheci bir illüzyonist ve bir parapsikolog ile onun üzerinde çalıştığı, bir tarikat katliamından sağ kurtulan genç Lily vardır. Lily’nin içinde bir iblis barındırdığı iddia edilmektedir. Canlı yayında gerçekleştirilen bu tehlikeli seans, başlangıçta bir reyting hamlesi gibi görünse de, kısa sürede kontrolden çıkar. Kameralar kayıttayken, sadece stüdyodakilerin değil, tüm Amerika’nın oturma odalarına sızacak olan saf bir kötülük serbest kalır. Film, bu korkunç gecenin "kayıp bantları" formatında sunularak gerçekçilik dozajını artırıyor.
Filmin merkezinde, hırslı ve bir o kadar çaresiz sunucu Jack Delroy karakterine hayat veren David Dastmalchian yer alıyor. Dastmalchian, karakterinin o dönemdeki talk show sunucularına has yapay neşesinin altındaki derin kederi ve başarı hırsını mükemmel bir dengeyle yansıtıyor. Oyuncunun kariyerindeki en iyi performanslardan biri olarak gösterilen bu rol, filmin inandırıcılığını sırtlıyor.
Ingrid Torelli, içine iblis kaçmış genç Lily rolünde izleyiciyi huzursuz eden, donuk ve tekinsiz bir performans sergiliyor. Parapsikolog Dr. June rolünde Laura Gordon ve her şeye rasyonel bir açıklama getirmeye çalışan şüpheci Carmichael rolünde Ian Bliss, hikayenin gerilimini tırmandıran çatışmaları başarıyla canlandırıyor. Oyuncu kadrosunun kimyası, 1970'lerin televizyon estetiğiyle birleşince ortaya oldukça organik bir yapım çıkıyor.
Cameron ve Colin Cairnes kardeşler tarafından yönetilen film, "found footage" (buluntu film) türüne taze bir soluk getiriyor. 1970’lerin renk paleti, kostümleri ve televizyon çekim teknikleri o kadar titizlikle uygulanmış ki, izleyici gerçekten o döneme ait bir yayını izlediğine ikna oluyor. Filmin temposu, canlı yayın akışına paralel olarak ağır ama istikrarlı bir şekilde yükseliyor. Özellikle ses tasarımı ve pratik efektlerin kullanımı, dijital efektlerin soğukluğundan uzak, rahatsız edici bir korku atmosferi yaratıyor.
Retro estetiğe ilgi duyanlar ve 70'lerin kültürüne meraklı sinemaseverler için bu film görsel bir şölen sunuyor. The Exorcist gibi klasik şeytan çıkarma temalarından hoşlanan ancak buna daha modern ve yaratıcı bir yaklaşım arayanlar bu yapımı kaçırmamalı. Eğer ağır ilerleyen ama finalinde patlama yaşayan psikolojik ve gerilim dolu hikayeleri seviyorsanız, Şeytanla Bir Gece listelerinizde ilk sırada yer almalı.
Bu yapım, sadece korkutmayı amaçlayan bir film değil; aynı zamanda medyanın reyting uğruna neleri feda edebileceğine dair keskin bir eleştiri sunuyor. David Dastmalchian’ın etkileyici oyunculuğu ve filmin "canlı yayın felaketi" konseptini kusursuz uygulaması, onu son yılların en özgün işlerinden biri yapıyor. Stephen King'in bile övgüyle bahsettiği bu film, izleyiciyi ekrana kilitleyen o tekinsiz "yasaklı görüntü" hissini sonuna kadar yaşatıyor.
Hırs ve Bedel: Başarı için nelerin feda edilebileceği ve yapılan anlaşmaların karanlık sonuçları.
Medya Eleştirisi: Televizyonun ve gösteri dünyasının trajediyi bir eğlence malzemesine dönüştürme arzusu.
İnanç ve Kuşku: Doğaüstü olaylar karşısında rasyonalizm ile inancın çatışması.
Keder ve Travma: Jack’in eşinin kaybıyla başa çıkma şeklinin tüm olayların fitilini ateşlemesi.
Bu filmin sunduğu klostrofobik ve televizyon odaklı gerilimi sevdiyseniz şu yapımlara şans verebilirsiniz:
Ghostwatch: BBC’de yayınlanan ve zamanında izleyicileri gerçek olduğuna inandıran efsanevi televizyon korkusu.
WIVM (The Cleansing Hour): Sosyal medyada canlı yayınlanan bir şeytan çıkarma ayininin kontrolden çıkışını anlatan modern bir örnek.
The Exorcist: Şeytani varlıkların ve ruhani mücadelenin sinemadaki altın standartı.
Film, dünya prömiyerini yaptığı festivallerde büyük ses getirdi ve eleştirmenlerden tam not aldı. Yapım ekibi, 1977 yılının televizyon görselliğini yakalamak için dönemin lenslerini ve çekim tekniklerini kullandı. Ayrıca filmdeki bazı sahnelerde kullanılan görsellerin yapay zeka yardımıyla tasarlandığına dair tartışmalar, vizyon öncesinde sinema dünyasında uzun süre konuşulmuş ve yönetmenler bu durumu sanatsal bir tercih olarak açıklamışlardı.
Hayır, film tamamen kurgusaldır. Ancak 1970’lerin talk show kültüründen ve o dönemdeki bazı tartışmalı televizyon olaylarından esinlenilerek "buluntu film" tarzında çekilmiştir.
Film gerilimi psikolojik olarak tırmandırsa da, özellikle final bölümünde oldukça sert ve çarpıcı görsel efektler ile kanlı sahneler içermektedir.
Evet, oyuncu rolü için dönemin televizyon sunucularının tonlamalarını ve hitabet şeklini özel olarak çalışmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...