

Shayda
Mona

Joyce

Vi

Hossein

Farhad

Elly

Renee
Cathy

Night Club Member (uncredited)
1990’ların Avustralya’sında geçen hikâyede, İranlı genç bir anne olan Şeyda, kocası Hossein’den gördüğü şiddet sonrası 6 yaşındaki kızı Mona ile birlikte bir kadın sığınma evine yerleşir. Şeyda, bir yandan yabancı olduğu bu ülkede hukuk mücadelesi verirken, diğer yandan yaklaşan Nevruz kutlamalarının heyecanıyla kızına kendi kültürünü ve neşesini aşılamaya çalışır. Ancak mahkemenin, babaya Mona ile sınırlı görüşme hakkı tanımasıyla, Şeyda’nın zar zor inşa ettiği güvenli alan sarsılmaya başlar.
Hossein’in yeniden hayatlarına sızması, Şeyda için sadece fiziksel bir tehdit değil, aynı zamanda kızı üzerindeki etkisini kaybetme korkusunu da beraberinde getirir. Dram filmi türündeki bu etkileyici yapım, bir kadının hem patriyarkal baskılara hem de sistemin boşluklarına karşı verdiği dirençli savaşı odağına alıyor. Şeyda, geçmişin gölgelerinden kurtulup gerçek bir özgürlüğe kavuşmanın bedelini ve cesaretini temsil ediyor.
Filmin kalbinde, Şeyda karakterine hayat veren Zar Amir Ebrahimi yer alıyor. Ebrahimi, karakterin içindeki derin korkuyu ve aynı zamanda sarsılmaz direnci o kadar sahici bir yerden sunuyor ki, izleyici her sahnede onunla birlikte nefes alıyor. Oyuncunun, kızını koruma içgüdüsü ile kendi bireysel varoluşu arasındaki dengeyi kurma biçimi tek kelimeyle hayranlık uyandırıcı.
Mona rolündeki çocuk oyuncu Selina Zahedi, masumiyeti ve babasıyla olan karmaşık ilişkisindeki kafa karışıklığını büyük bir başarıyla yansıtıyor. Hossein rolündeki Osamah Sami ise, manipülatif ve tehditkar tavırlarıyla filmin gerilim dozunu sürekli yukarıda tutarak kadronun editoryal gücünü tamamlıyor.
Yönetmen Noora Niasari, kendi kişisel geçmişinden de izler taşıyan bu ilk uzun metrajlı filminde, sığınma evindeki yaşamı ajitasyona kaçmadan, son derece dürüst bir dille anlatıyor. Filmin temposu, bir anne-kızın gündelik neşesi ile dış dünyadan gelen tehditlerin yarattığı klostrofobi arasında gidip geliyor. Psikolojik gerilim unsurlarının yer yer hissedildiği anlatım, izleyiciyi sadece bir tanık değil, Şeyda’nın vicdani ortağı haline getiriyor.
Kadın hakları, göçmenlik deneyimi ve bireysel özgürlük temalı hikâyelere ilgi duyan her sinemasever bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer bağımsız sinema dünyasının gerçekçi ve dokunaklı örneklerinden hoşlanıyorsanız, Şeyda sizi kalbinizden yakalayacaktır. Bir annenin hayatta kalma mücadelesini ve kültürel kimliğini koruma çabasını odağına alan yapımlar ilginizi çekiyorsa, bu film listenizin başında yer almalı.
Şeyda, benzer "kaçış" hikâyelerinden farklı olarak, sığınma evine girdikten sonra biten değil, asıl orada başlayan zorlu süreci tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Filmi izlemek, sadece bir dramı seyretmek değil, aynı zamanda korkuya rağmen dans edebilmenin ve Nevruz’un simgelediği "yeni gün" umudunun gücüne şahitlik etmektir. Görsel dilindeki sadelik ve hikâyesindeki samimiyet, onu yılın en etkileyici yapımlarından biri kılıyor.
Anne ve Kız Bağı: Tehlikeli bir dünyada birbirine sığınan iki ruhun sarsılmaz dayanışması.
Patriyarkal Baskı: Geleneklerin ve erkek egemen zihniyetin sınır tanımayan kontrol arzusu.
Özgürlük ve Kefaret: Geçmişin travmalarından sıyrılıp kendi kaderini tayin etme gücü.
Kültürel Kimlik: Gurbette Nevruz kutlaması üzerinden köklerine tutunma ve yaşama sevinci.
Bu filmin hissettirdiği o güçlü kadın direnişini sevdiyseniz, yine Zar Amir Ebrahimi’nin rol aldığı Holy Spider (Kutsal Örümcek) filmini izleyebilirsiniz. Benzer bir anne-çocuk hayatta kalma hikâyesi için Room (Gizli Dünya) veya bir göçmenin adalet arayışını anlatan Mustang filmleri de listenizde bulunmalı.
Film, yönetmen Noora Niasari’nin çocukluğunda annesiyle birlikte Avustralya’da bir kadın sığınma evinde yaşadığı anılardan esinlenilmiştir.
2023 Sundance Film Festivali’nde "Dünya Sineması Dramatik" kategorisinde İzleyici Ödülü’nü kazanmıştır.
Filmin yapımcıları arasında dünyaca ünlü oyuncu Cate Blanchett da bulunmaktadır; Blanchett projeyi "evrensel bir cesaret öyküsü" olarak tanımlamıştır.
Evet, film yönetmen Noora Niasari’nin annesinin gerçek yaşam öyküsünden ve kendi çocukluk anılarından yola çıkarak kaleme alınmıştır.
Nevruz, İran kültüründe yeniden doğuşu ve baharı simgeler. Filmde Şeyda için bu kutlama, Hossein’in yarattığı karanlığa karşı bir direniş ve yeni bir hayatın başlangıcını temsil eder.
Hayır, film hikâyenin de geçtiği yer olan Avustralya’da çekilmiştir ve Avustralya’nın 2024 Oscar aday adayı olarak seçilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...