

Samira

Eric

Reuben

Henri

Zena

Osahar

Max

Young Sister

Marvin Monroe

Cashier
Sam, New York’un bitmek bilmeyen uğultusunda kendi içsel sessizliğiyle mücadele eden bir kadındır. Tedavi gördüğü bakımevinden bir grup arkadaşıyla birlikte, sadece bir dilim pizza yeme hayaliyle Manhattan’a iner. Ancak gökyüzünden düşen ateş topları ve ardından gelen tarif edilemez bir katliam, dünyanın bildiği anlamda sonunu getirir. Ses çıkaran her canlının saniyeler içinde avlandığı bu yeni düzende, Sam için hayatta kalmak sadece nefes almak değil, anılarıyla vedalaşabilmekle ilgilidir.
Kaosun ortasında yolu Eric adındaki genç bir adamla kesişen Sam, yanından ayırmadığı kedisiyle birlikte adanın kuzeyine, anılarına doğru bir yolculuğa çıkar. Diğer herkes şehirden kaçmaya çalışırken, Sam’in akıntıya karşı yürüdüğü bu yol, izleyiciyi alışılmış bir istila filminden çok daha derin, melankolik ve karakter odaklı bir atmosfere sürükler. Korku filmi dinamiklerini New York’un klostrofobik dar sokaklarında yeniden tanımlayan yapım, sessizliğin dehşetini kentin devasa gökdelenleri arasına hapseder.
Lupita Nyong'o, Sam rolünde kelimenin tam anlamıyla devleşiyor. Neredeyse hiç konuşmadan, sadece gözleri ve nefes alışverişindeki değişimlerle korkuyu, hüznü ve kararlılığı aynı anda yansıtmayı başarıyor. Fiziksel sınırlarını zorladığı bu performans, gerilim filmleri türünde nadir görülen bir dramatik derinlik sunuyor.
Joseph Quinn ise Eric karakteriyle, paniğin ve çaresizliğin vücut bulmuş hali olarak karşımıza çıkıyor. Sam ile kurduğu o kelimesiz dostluk, filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Serinin önceki halkasından tanıdığımız Djimon Hounsou ise karakterinin geçmişine dair ufak ama etkili ipuçları vererek evrenin bütünlüğünü sağlıyor.
Yönetmen Michael Sarnoski, John Krasinski’den devraldığı bu mirası, aksiyon dozajını artırmak yerine duygusal yükü ağırlaştırarak bambaşka bir noktaya taşımış. Filmin temposu, New York’un metalik soğukluğu ve yaratıkların her an bir köşeden fırlayacakmış hissi veren ses tasarımıyla mükemmel bir uyum içinde. Geleneksel bir macera filmi gibi görünse de, aslında kaçınılmaz bir sona doğru yürürken insanın tutunacak küçük bir umut dalı arayışını ustalıkla işliyor.
Serinin önceki filmlerini sevenlerin yanı sıra, karakter odaklı ve atmosferik gerilimlerden hoşlanan herkes bu yapımı mutlaka izlemeli. Eğer sadece yaratıkların parçaladığı bir aksiyon değil, "Ben olsaydım ne yapardım?" dedirten etik ve insani sorgulamalar içeren yabancı filmler ilginizi çekiyorsa, bu film beklentinizi fazlasıyla karşılayacaktır.
Bu film, bir istilanın ilk gününü anlatırken büyük yıkımlardan ziyade bireyin iç dünyasındaki yıkıma odaklanıyor. New York gibi dünyanın en gürültülü şehrinin bir anda ölüm sessizliğine gömülüşünü izlemek, sinematografik açıdan büyüleyici bir deneyim sunuyor. Ayrıca bilim kurgu filmleri arasında, teknolojiden ziyade tamamen ilkel hayatta kalma güdülerine odaklanmasıyla fark yaratıyor.
Sessizlikte Varoluş: Sesin ölümle eşdeğer olduğu bir dünyada iletişimin ve var olmanın yeni yollarını bulma zorunluluğu.
Kaçınılmaz Son ve Kabulleniş: Ölümle burun buruna yaşarken, hayattaki en basit arzuların (bir dilim pizza gibi) ne kadar anlamlı hale geldiği.
Beklenmedik Yoldaşlık: İki yabancının, hiç konuşmadan birbirlerinin yaşam kaynağı haline dönüşmesi.
Eğer bu atmosferi sevdiyseniz, serinin ilk iki filmi olan Sessiz Bir Yer ve Sessiz Bir Yer 2 yapımlarını izleyerek evrenin sonrasına göz atabilirsiniz. Ayrıca bir başka duyuyu kaybetme üzerinden ilerleyen gerilim dolu Bird Box veya ıssız bir dünyada hayatta kalma mücadelesini işleyen The Road gibi filmler de benzer bir hissiyat yaratacaktır.
Filmde Sam’in kedisi Frodo’yu, aslında iki farklı gerçek kedi canlandırdı ve çoğu sahnede CGI kullanılmadı.
Yönetmen Michael Sarnoski, filmin tonunu belirlerken aksiyon sahnelerinden çok Sam’in içsel yolculuğuna sadık kalmak için yoğun çaba sarf etti.
New York sokaklarının boşaltılmış sahneleri için Londra’daki stüdyolarda devasa ve detaylı setler inşa edildi.
Evet, bu bir "prequel" (ön bölüm) olduğu için serinin önceki filmlerini izlememiş olsanız bile hikayeyi tamamen anlayabilir ve keyif alabilirsiniz.
Film daha çok sürekli bir gerilim ve atmosferik baskı üzerine kurulu; ancak sessizliğin aniden bozulduğu anlarda etkileyici ve sıçratan sahneler yer alıyor.
Kedi sadece bir evcil hayvan değil, Sam’in hayata tutunma motivasyonu ve sessiz kalma disiplininin sembolü olarak filmde kritik bir rol üstleniyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...