
Dram

Hayri

Sibel

Tunca

-

Turgay

-

-

Hayri's Mother

Neslihan

-
Sen Türkülerini Söyle, siyasi nedenlerle yedi yıl hapis yattıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Haydar’ın, dışarı çıktığında bıraktığı dünyayı bulamamasını konu alır. Haydar için hapishane kapısından çıkmak, sadece özgürlüğe kavuşmak değil, aynı zamanda büyük bir yabancılaşmanın başlangıcıdır. Bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiği arkadaşları, davanın yerini kişisel ikballere, ideallerin yerini ise lüks tüketime bıraktığı bambaşka bir hayata savrulmuştur.
Film, Haydar’ın eski dostları ve ailesiyle kurmaya çalıştığı bağların nasıl birer birer koptuğunu sarsıcı bir dille işler. Eski bir mahkûm olarak toplumun dışlayıcı bakışları altında ezilirken, asıl yıkımı uğruna gençliğini feda ettiği değerlerin hızla unutulmuş olmasında yaşar. 1986 yapımı bu yapım, bir kuşağın sessiz çığlığını ve 80’li yılların Türkiye’sinde yaşanan büyük kimlik değişimini odağına alan en dürüst politik dram örneklerinden biridir.
Filmin başrolünde, karakterin yaşadığı o derin kırgınlığı ve vakur duruşu harika bir şekilde canlandıran Şener Şen yer alıyor. Genellikle komedi rolleriyle tanınan usta oyuncunun bu dramatik performansı, kariyerinin en parlak noktalarından biridir. Şen, Haydar’ın içsel yalnızlığını ve hayal kırıklığını abartısız ama bir o kadar da etkileyici bir oyunculukla sunuyor.
Kadrodaki diğer isimler, 80’lerin değişen insan tiplerini başarıyla temsil ediyor. Pragmatik bir yaşam seçen eski dostlar ve Haydar’ı anlamakta zorlanan aile fertleri, filmin çatışma noktalarını güçlendiriyor. Her bir oyuncu, karakterinin ideolojik değişimini veya tutuculuğunu performansıyla ete kemiğe büründürerek hikâyenin inandırıcılığını perçinliyor.
Zeki Ökten’in yönettiği film, Türk sinemasının "hesaplaşma" temalı yapımları arasında özel bir yere sahiptir. Filmde kullanılan simgesel anlatım ve Haydar’ın sessiz gözlemleri, diyaloglardan çok daha güçlü bir etki yaratır. Sen Türkülerini Söyle, sadece bir bireyin hikâyesini değil, koca bir ülkenin ruhsal dönüşümünü ve apolitikleşme sürecini başarılı bir şekilde analiz eder. Müziklerin kullanımı, filmin hüzünlü tonunu desteklerken izleyiciyi toplumsal bir sorgulamaya iter.
Yakın tarihe ve 12 Eylül sonrasındaki sosyal dönüşümlere ilgi duyanlar için bu film bir rehber niteliğindedir. Şener Şen’in dramatik yönünü keşfetmek isteyenler ve karakter odaklı, derinlikli sosyal dram sevenler bu yapımdan oldukça etkilenecektir. Eğer insanın idealleri ve hayatın gerçekleri arasındaki o amansız savaşı anlatan klasik yerli filmler ilginizi çekiyorsa, bu eser mutlaka listenizde olmalı.
Film, bir kuşağın neden ve nasıl "susturulduğunu" anlamak için izlenmelidir. Sen Türkülerini Söyle, kaybedenlerin ama onurunu koruyanların hikâyesidir. Modern hayata eklemlenmek yerine kendi doğrularıyla yalnız kalmayı tercih eden bir adamın portresi, izleyiciye "Dostluk ve sadakat neydi?" sorusunu yeniden sordurur. Şerif Gören ve Zeki Ökten sinemasının o samimi ve toplumsal gerçekçi dokusunu en saf haliyle bu filmde bulabilirsiniz.
Yabancılaşma: Hapis hayatından sonra değişen topluma ve insanlara uyum sağlayamama sancısı.
İdeallerin Çöküşü: Siyasi inançların yerini alan tüketim kültürü ve bencillik.
Yalnızlık: İnandığı değerlerden ödün vermeyen bireyin kalabalıklar içinde tek başına kalması.
Bu filmin sunduğu o hüzünlü hesaplaşma ve toplumsal eleştiri atmosferini sevdiyseniz, 80’ler Türk sinemasının diğer önemli dramlarını inceleyebilirsiniz. Benzer bir yabancılaşma temasını işleyen Anayurt Oteli veya toplumsal değişimi odağına alan Muhsin Bey gibi yapımlar bu filmle benzer bir ruhsal akrabalık taşır. Ayrıca yine 12 Eylül sonrasına ışık tutan politik filmler bu eserin devamı niteliğinde bir okuma sunabilir.
Film, ismini ünlü bir halk türküsünün mısrasından alır ve bu isim, Haydar’ın değişen dünyaya karşı kendi iç sesini koruma çabasını simgeler. Senaryosundaki cesur yaklaşımlar nedeniyle çekildiği dönemde büyük ses getirmiş ve Şener Şen’in "komedyen" etiketinden sıyrılıp her türlü karakteri oynayabilen dev bir oyuncu olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca filmdeki iç mekân çekimleri, karakterin ruhsal daralmasını yansıtmak adına oldukça özenli tasarlanmıştır.
Bu yapım, Şener Şen’in oyunculuk kariyerinde bir dönüm noktasıdır; usta sanatçı bu filmle dramatik yeteneğinin sınırlarını zorlamış ve izleyiciden tam not almıştır.
Hayır, film herhangi bir ideolojinin propagandasını yapmaktan ziyade, siyasi süreçlerin bireyler üzerindeki insani ve psikolojik yıkımına odaklanmaktadır.
Final, karakterin artık kendine ait hissetmediği bu dünyadan kopuşunu ve kendi içsel yolculuğuna, yani kendi "türkülerine" sığınışını simgeleyen melankolik bir sondur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...