Oscar
Akademi Ödülleri (Oscar)


Oskar Schindler

Itzhak Stern

Amon Goeth

Emilie Schindler

Poldek Pfefferberg

Helen Hirsch

Viktoria Klonowska

Wilek Chilowicz

Marcel Goldberg

Ingrid
Schindler'in Listesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası işgali altındaki Polonya’da geçen, gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan sarsıcı bir hikâyeyi odağına alıyor. Alman iş adamı Oskar Schindler, savaşın yarattığı kaostan faydalanarak servetini artırmak amacıyla Krakow’a gelir. Fabrikasında çalıştırmak üzere Yahudi işçileri seçerken başlangıçta tamamen pragmatik ve ekonomik çıkarlar peşindedir. Ancak savaşın vahşeti ve Nazi rejiminin uyguladığı sistematik soykırım gözlerinin önünde şiddetlendikçe, Schindler’in öncelikleri kökten bir değişime uğrar.
Film, bir adamın fırsatçı bir profilden, insanlık onurunu her şeyin üstünde tutan bir kahramana dönüşüm sürecini işler. Schindler, fabrikasını bir sığınağa dönüştürerek kendi servetini ve güvenliğini riske atar. Amon Göth gibi figürlerin temsil ettiği saf kötülüğün karşısında, bir liste dolusu insanın hayatını kurtarmak için zamana ve rejime karşı verilen bu sessiz savaş, sinema tarihinin en etkileyici hayatta kalma mücadelelerinden biri olarak tasvir edilir.
Liam Neeson, Oskar Schindler rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Karakterin içindeki o gri alanları, başlangıçtaki kibrini ve sonrasındaki derin vicdani çöküşü ustalıkla yansıtıyor. Neeson, Schindler’i ulaşılmaz bir aziz gibi değil, hataları ve zaafları olan bir insan olarak ete kemiğe büründürüyor.
Ben Kingsley, Schindler’in muhasebecisi Itzhak Stern rolünde filmin adeta sağduyusu ve ahlaki pusulası görevini üstleniyor. Sessiz ama derinlikli oyunculuğu, filmin en duygusal anlarının taşıyıcısı oluyor. Ralph Fiennes ise Amon Göth karakteriyle sinema tarihinin en korkutucu ve rahatsız edici kötü adam performanslarından birine imza atıyor. Fiennes, kötülüğün ne kadar sıradan ve ruhsuz olabileceğini seyirciye iliklerine kadar hissettiriyor.
Steven Spielberg, bu filmle sadece bir yönetmen olarak değil, bir tarih anlatıcısı olarak da ustalığını kanıtlıyor. Siyah-beyaz tercih edilen sinematografi, Janusz Kaminski’nin ellerinde belgeselvari bir gerçekçilik kazanırken, hikâyeyi zamansız bir düzleme taşıyor. Filmin üç saati aşan süresine rağmen temposu, gerilimi ve duygusal yoğunluğu bir an bile düşmüyor. John Williams’ın hüzünlü keman ezgileriyle örülü müzikleri, görsellerin yarattığı etkiyi iki katına çıkarıyor. Spielberg, şiddeti estetize etmeden, soykırımın dehşetini tüm çıplaklığıyla ve insan odaklı bir perspektifle anlatmayı başarıyor.
Tarihi olaylara ilgi duyanlar, insan psikolojisinin derinliklerini merak edenler ve biyografi türündeki güçlü hikâyelerden etkilenenler için bu film mutlak bir izleme listesi maddesidir. Sadece bir savaş filmi değil, aynı zamanda etik ve vicdan üzerine ders niteliğinde bir yapım arayan izleyiciler bu eseri kaçırmamalıdır. Eğer duygusal yoğunluğu yüksek ve iz bırakan dram filmleri sizin için öncelikliyse, Schindler'in Listesi beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır.
Bu yapım, sinema tarihinin en güçlü "vicdan" temsillerinden biridir. Bir kişinin neler değiştirebileceğini, sistemin çarkları arasında insan kalabilmenin ne kadar zor ama elzem olduğunu gösterir. Teknik açıdan bir kusursuzluk abidesi olması bir yana, toplumsal hafızayı diri tutma konusundaki başarısı filmi vazgeçilmez kılar. Kırmızı paltolu küçük kız sahnesi gibi ikonik anlar, sinemanın görsel dilinin ne kadar güçlü olabileceğinin kanıtıdır.
Bireysel Vicdan: Bir insanın sistemin içinde kalarak sistemi nasıl delebileceği ve vicdanın uyanışı.
Kötülüğün Sıradanlığı: Nazi rejimindeki sistematik şiddetin ve duyarsızlığın tasviri.
Umut ve Kurtuluş: En karanlık zamanlarda bile bir umut ışığının var olabileceği düşüncesi.
Fedakarlık: Servetin ve konforun, başka insanların yaşamı uğruna gözden çıkarılması.
Eğer bu filmden etkilendiyseniz, benzer tarihsel derinliğe ve duygusal ağırlığa sahip diğer savaş filmleri kategorisindeki yapımlara göz atabilirsiniz. Roman Polanski’nin yönettiği ve bir müzisyenin hayatta kalma çabasını anlatan The Pianist, en az bu film kadar sarsıcı bir atmosfer sunar. Ayrıca, İtalya’da bir babanın oğlunu savaşın dehşetinden koruma çabasını anlatan Hayat Güzeldir (Life is Beautiful), aile filmi hassasiyetiyle soykırıma farklı bir perspektiften yaklaşır. Roberto Benigni’nin bu eseri, hüznü ve tebessümü bir araya getiren nadir yapımlardandır.
Steven Spielberg, filmin telif haklarından elde edeceği kazancı kabul etmemiş, bu parayı "kan parası" olarak nitelendirerek Shoah Vakfı'na bağışlamıştır.
Film, çekimlerin yapıldığı gerçek mekanlarda, özellikle Krakow'daki Płaszów toplama kampının yakınlarında çekilmiştir.
Liam Neeson, rolüne hazırlanırken gerçek Oskar Schindler'in kayıtlarını dinlemiş ve onun kendine has lehçesini taklit etmeye çalışmıştır.
Filmin sonunda, kurtarılan gerçek "Schindler Yahudileri" ve onları canlandıran oyuncular Schindler'in mezarını ziyaret ederken görülür.
Steven Spielberg, filmin o döneme ait bir belgesel havası vermesini ve izleyicinin renklerin canlılığına değil, hikâyenin trajedisine odaklanmasını istemiştir. Siyah-beyaz tercih, aynı zamanda dönemin arşiv görüntüleriyle görsel bir bütünlük sağlar.
Bu sahne, filmdeki nadir renk kullanımından biridir ve dünyanın yaşanan soykırımı görmesine rağmen harekete geçmemesini simgeler. Kırmızı palto, kitleler içindeki bireyin trajedisine dikkat çeker.
Evet, film Avustralyalı yazar Thomas Keneally'nin "Schindler's Ark" adlı kitabından uyarlanmıştır ve Oskar Schindler'in savaş sırasında 1.200'den fazla Yahudi'yi kurtardığı gerçek olayları anlatır.
Akademi Ödülleri (Oscar)
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...