

Romeo

Juliet

Balthasar

Captain Prince

Ted Montague

Tybalt

Nurse

Mercutio

Caroline Montague

Father Laurence
Verona Beach’in kaotik sokaklarında, kentin altını üstüne getiren iki dev aile; Montague ve Capulet hanedanlıkları arasındaki kan davası, modern bir çete savaşına dönüşmüştür. Gençler, kılıçlar yerine üzerine dini semboller kazınmış ateşli silahlarla birbirlerine meydan okurken, bu nefret sarmalının ortasında imkansız bir aşk filizlenir. Bir maskeli baloda yolları kesişen Romeo ve Juliet, ailelerinin birbirine duyduğu düşmanlığı hiçe sayarak tutkulu bir bağ kurarlar.
Baz Luhrmann’ın bu vizyoner uyarlaması, klasik metni olduğu gibi korurken, görsel dili tamamen 90’ların MTV estetiğiyle yeniden kurgular. Hikaye, geleneksel bir aşk masalından ziyade, kaderin ağlarını hızlı ve gürültülü bir şekilde ördüğü, gençlik enerjisinin trajediyi körüklediği bir aksiyon dramasını andırır. Aşkın saflığı ile dünyanın şiddeti arasındaki bu keskin zıtlık, seyirciyi soluksuz bir sona doğru sürükler.
Leonardo DiCaprio, Romeo rolüyle 90’lı yılların ikonik bir kahramanına dönüşerek gençliğin kırılganlığını ve melankolisini kusursuz yansıtıyor. Claire Danes ise Juliet karakterinde, DiCaprio’nun yoğun enerjisine karşı daha vakur ve kararlı bir duruş sergileyerek filmin duygusal dengesini sağlıyor.
Tybalt rolünde John Leguizamo, karakterine adeta bir flamenko dansçısı estetiğiyle şiddet katarken, Harold Perrineau’nun canlandırdığı Mercutio, filmin en dinamik ve akılda kalıcı performanslarından birini sunuyor. Ayrıca Paul Sorvino ve Diane Venora, aile büyüklerinin otoriter ve soğuk yapısını başarıyla ekrana taşıyor.
Yönetmen Baz Luhrmann, Shakespeare’i müze tozundan arındırarak popüler kültürün tam merkezine yerleştiriyor. Hızlı kurgu teknikleri, yüksek sesli müzikler ve canlı renk paletiyle film, tiyatral bir anlatıdan çok görsel bir karnaval hissi veriyor. Orijinal İngilizce diyalogların modern bir şehir atmosferinde bu denli doğal tınlaması, yönetmenin dehasını ve oyuncuların metni ne kadar içselleştirdiğini kanıtlıyor.
Klasik eserlere farklı ve radikal bir bakış açısıyla yaklaşmayı sevenler için bu film bir mihenk taşıdır. Eğer görsel estetiğin ön planda olduğu yapımlardan hoşlanıyorsanız ve bir romantik film izlerken aynı zamanda aksiyonun gerilimini de hissetmek istiyorsanız bu yapımı kaçırmamalısınız. Gençlik ruhunun isyanını ve tutkusunu en saf haliyle görmek isteyen her sinemasever için bu yabancı film büyüleyici bir deneyim vaat ediyor.
Bu yapım, Shakespeare’in sadece seçkin bir kitleye değil, herkese hitap edebileceğini kanıtlayan en cesur denemelerden biridir. Filmi benzerlerinden ayıran en belirgin yönü, soundtrack albümünün bir karakter gibi hikayeye eşlik etmesi ve sahnelerin her birinin birer video klip estetiğine sahip olmasıdır. "Aşkın gücü, nefretin mirasını yenebilir mi?" sorusunu sormak için daha renkli ve vurucu bir yol düşünmek zordur.
Gençlik ve İsyan: Yetişkinlerin kurallarına ve anlamsız düşmanlıklarına karşı gençliğin başkaldırısı.
Kaderin Kaçınılmazlığı: Yıldızların altında birbirine yazılmış ama trajik sona mahkum bir aşk.
Modern Şiddet: Şehir hayatının karmaşası içinde bireyin kayboluşu ve silahların dili.
Dini ve Kültürel Sembolizm: Modern dünyada inançların ve gösterişin hayatın içine nasıl işlediği.
Eğer Luhrmann’ın bu gösterişli tarzını sevdiyseniz, yönetmenin diğer büyük yapımı olan Moulin Rouge! (Kırmızı Değirmen) kesinlikle listenizde olmalı. Daha klasik bir uyarlama arayanlar için 1968 yapımı Franco Zeffirelli imzalı Romeo and Juliet harika bir film önerisi iken, modern ve karanlık bir gençlik dramı olarak West Side Story de benzer bir temayı işler.
Filmdeki "kılıçlar" aslında üzerine kılıç markası (Sword 9mm) yazılmış modern ateşli silahlardır.
Juliet rolü için ilk başta Natalie Portman düşünülmüştü ancak yaş farkı nedeniyle rol Claire Danes’e verildi.
Çekimler sırasında Meksika’da çıkan büyük bir kasırga, Mercutio’nun öldüğü sahnelerin geçtiği seti yerle bir etmiş, yönetmen bu kaosu filme dahil etmek için çekimlere devam etmiştir.
Baz Luhrmann, Shakespeare’in şiirsel dilinin büyüsünü bozmak istemediği için metni orijinal haliyle bırakmış, sadece bu sözlerin söylendiği ortamı modernleştirmiştir.
Orijinal eserde Juliet 13, Romeo ise biraz daha büyük tasvir edilir. Filmde oyuncular yaşça biraz daha büyük olsalar da gençliklerinin baharında iki karakteri canlandırırlar.
Hayır, film bir müzikal değildir; ancak müzik kullanımı o kadar yoğundur ki birçok sahne şarkıların ritmine ve sözlerine göre koreografilenmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...