Yakın bir gelecekte, suçun ve yozlaşmanın pençesindeki Detroit şehri, devasa bir şirket olan OCP tarafından yönetilmektedir. Şehirde düzeni sağlamak için yüksek teknolojiye dayalı projeler geliştiren OCP, yeni atanan polis memuru Alex Murphy'nin bir görev sırasında canice katledilmesini bir fırsata dönüştürür. Murphy'nin bedeni, çelik ve kablolarla birleştirilerek "RoboCop" adı verilen durdurulamaz bir kolluk gücü haline getirilir.
Başlangıçta geçmişine dair hiçbir anısı olmayan ve tamamen programlandığı kurallara göre hareket eden bu metal yığını, zamanla insani anılarını hatırlamaya başlar. Kendi ölümünün ardındaki komployu ve OCP'nin karanlık planlarını keşfeden RoboCop, hem suçlularla hem de kendisini yaratan sistemle amansız bir savaşa girişir. Film, aksiyonun ötesinde kimlik, insanlık ve kurumsal açgözlülük üzerine sert bir eleştiri sunar.
Peter Weller, RoboCop/Alex Murphy rolünde sinema tarihinin en zorlu fiziksel performanslarından birini sergiliyor. Sadece alt çenesi ve mekanik hareketleriyle izleyiciye hem robotik bir soğukluğu hem de derin bir acıyı hissettirmeyi başarıyor. Onun bu içsel yolculuğu, karakteri sıradan bir aksiyon figüründen ayırıp bir trajik kahramana dönüştürüyor.
Nancy Allen, Murphy'nin sadık ortağı Anne Lewis rolünde, hikâyenin insani bağını temsil ediyor. Filmin asıl parlayan yönlerinden biri ise kötü adamlarıdır; Kurtwood Smith, acımasız çete lideri Clarence Boddicker rolünde dehşet saçarken, Ronny Cox ise beyaz yakalı suçlu tiplemesiyle kapitalizmin karanlık yüzünü canlandırıyor. Oyuncu kadrosu, distopik atmosferin hem sokaktaki şiddetini hem de plazalardaki yozlaşmasını mükemmel bir dengeyle yansıtıyor.
Yönetmen Paul Verhoeven, bu yapımla sadece bir bilim kurgu filmleri örneği sunmakla kalmıyor, aynı zamanda medya eleştirisi ve kara mizahla dolu bir dünya kuruyor. Filmin temposu oldukça sert ve kanlı; ancak bu şiddet, toplumun nasıl duyarsızlaştığını göstermek için bir araç olarak kullanılıyor. Basil Poledouris'in ikonik temasıyla güçlenen yapım, özel efektler ve kostüm tasarımı açısından döneminin çok ötesinde bir işçilik sunuyor. RoboCop, estetiğiyle bir çizgi romanı andırsa da felsefi derinliğiyle yetişkinlere yönelik bir hiciv başyapıtıdır.
Siberpunk atmosferini, distopik gelecek tasvirlerini ve sert aksiyon sahnelerini sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer toplumsal eleştiri barındıran aksiyon filmleri ilginizi çekiyorsa, RoboCop sizi hem görsel hem de düşünsel anlamda doyuracaktır. Ayrıca, "İnsanı insan yapan nedir?" sorusunu teknolojik bir perspektifle inceleyen yapımlardan hoşlanan bilim kurgu tutkunları için de bir köşe taşıdır.
RoboCop, günümüzün yapay zekâ, kurumsal tahakküm ve polis devleti gibi meselelerini onlarca yıl önceden öngörmesi bakımından hala güncelliğini koruyor. Sadece bir intikam öyküsü değil, aynı zamanda ruhunu kaybeden bir dünyada kimlik arayışının hikâyesidir. Görsel efektlerin bilgisayara teslim olmadığı o dönemin pratik efekt başarısını ve Peter Weller'ın unutulmaz duruşunu görmek için sinema tarihinin bu en önemli parçalarından birine şans verilmelidir.
Kimlik ve İnsanlık: Mekanik bir bedene hapsedilmiş bir ruhun kendi benliğini bulma çabası.
Kurumsal Yozlaşma: Şirketlerin kâr hırsı uğruna insan hayatını ve hukuku hiçe sayması.
Medya ve Manipülasyon: Haber bültenleri ve reklamlar aracılığıyla halkın şiddete duyarsızlaştırılması.
Adalet ve İntikam: Yasaların bittiği yerde kişisel vicdanın ve adaletin devreye girmesi.
Eğer RoboCop'un sunduğu o karanlık ve mekanik atmosferi sevdiyseniz, yine Paul Verhoeven imzalı Gerçeğe Çağrı (Total Recall) filmini izlemelisiniz. Ayrıca, teknoloji ve polislik temasını işleyen Yargıç Dredd (Judge Dredd) veya daha felsefi bir yaklaşım sunan Blade Runner, benzer bir distopik deneyim vaat edecektir.
RoboCop kostümü o kadar ağırdı ve Peter Weller içinde o kadar çok terliyordu ki, oyuncu günde birkaç kilo kaybediyordu ve sonunda kostümün içine bir su soğutma sistemi yerleştirilmek zorunda kalındı. Filmin vizyona girebilmesi için şiddet dozajı nedeniyle pek çok sahnesi makaslanmış ve sansürlenmiştir; bugün izlediğimiz pek çok versiyon yönetmenin kurgusuna daha yakındır. Ayrıca RoboCop'un meşhur polis arabası Ford Taurus, filmin başarısından sonra Amerika'da satış rekorları kırmıştır.
Hayır, serinin ilk filmi olan RoboCop 1987 yapımıdır. RoboCop 3 ise 1993 yılında vizyona girmiştir ve genellikle serinin en zayıf halkası kabul edilir.
Evet, görev başında öldürülen polis memuru Alex Murphy'nin hayati organları ve beyni robotik bir gövdeye entegre edilerek RoboCop oluşturulmuştur.
ED-209 sahneleri, o dönemin en gelişmiş stop-motion (kare kare hareketlendirme) teknikleri kullanılarak Phil Tippett tarafından hayata geçirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...