
Komedi, Dram, Romantik

Le Marquis Grégoire Ponceludon de Malavoy

Le Marquis de Bellegarde

Madame de Blayac

Mathilde de Bellegarde

L'Abbée de Vilecourt

Montalieri

Milletail

Abbé de l'Épée

Louis XVI

Baron de Guéret
1780'lerin Fransa'sında, genç ve idealist bir mühendis olan Grégoire Ponceludon de Malavoy, memleketi Dombes'deki bataklıkları kurutmak ve halkını hastalıklardan kurtarmak için Kral XVI. Louis'den yardım istemeye Versay Sarayı'na gelir. Ancak sarayda işlerin liyakatle değil, "wit" (hazırcevaplık ve zeka dolu mizah) ile yürüdüğünü acı bir şekilde fark eder.
Versay'da birinin hayatını karartmak ya da yükselmesini sağlamak için tek bir iğneleyici söz ya da yerinde yapılmış bir espri yeterlidir. Ponceludon, bataklıkları kurutma projesine fon bulabilmek için bu tehlikeli "sözel düello" oyununa dahil olur. Ancak bu süreçte sarayın kokuşmuşluğunu, aristokrasinin boşunalığını ve aşkın bile bir stratejiye dönüştüğü bu ortamda kendi masumiyetini korumaya çalışır. Film, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri duyulurken, aristokrasinin kendi kibirleri ve gülünçlükleri içinde nasıl boğulduğunu anlatır.
Charles Berling: Saf ama zeki mühendis Ponceludon rolünde, karakterin etik değerleri ile saray entrikaları arasındaki sıkışmışlığını çok başarılı yansıtıyor.
Jean Rochefort: Ponceludon’un akıl hocası Marki de Bellegarde rolünde, saray adabının tüm inceliklerini ve hüzünlü bilgeliğini filme taşıyor.
Fanny Ardant: Manipülatif, zeki ve güçlü Madame de Blayac rolünde, sarayın en tehlikeli ve çekici figürlerinden birine hayat veriyor.
Judith Godrèche: Bellegarde’ın kızı ve Ponceludon’un asıl aşkı Mathilde rolünde, bilime duyduğu merakla saray züppeliğine bir tezat oluşturuyor.
Yönetmen Patrice Leconte, dönem filmlerinin o ağdalı yapısından kaçınarak, son derece dinamik, eğlenceli ve bir o kadar da sert bir eleştiri sunuyor. Filmin senaryosu, kelime oyunları ve diyalogların kalitesi açısından bir başyapıttır. "Ridicule", sadece kıyafetlerin ve dekorların değil, dilin de bir kostüm gibi nasıl giyildiğini ve silah olarak kullanıldığını gösterir. Filmin en büyük başarısı, "komik" olanla "trajik" olan arasındaki o ince çizgiyi Versay’ın ihtişamı altında ustalıkla çizmesidir.
Tarihi dramaları sevenler, dilin gücüne ve zeka dolu diyaloglara hayran olanlar ile Fransız kültürüne ilgi duyanlar için bu yabancı film kaçırılmaması gereken bir eserdir. Eğer saray entrikalarını, toplumsal eleştiriyi ve aristokrasinin çöküşünü anlatan yapımlardan keyif alıyorsanız, Ridicule sizi mest edecektir. R derecelendirmesi, içerdiği bazı temalar ve sahneler nedeniyle yetişkin izleyicilere yönelik olduğunu belirtir.
Bu filmde "öldürmek" için kılıca ihtiyaç yoktur; doğru zamanda söylenmiş yanlış bir cümle, bir insanın sosyal hayatının ve itibarının sonu olabilir. Ridicule, günümüzün sosyal medya lincine ve "popülarite" savaşlarına 18. yüzyıldan tutulan harika bir aynadır. Zekanın nasıl bir zulüm aracına dönüşebileceğini ve gerçek değerlerin gösterişin gölgesinde nasıl kaybolduğunu anlamak için izlenmelidir.
Zekanın Silah Olarak Kullanımı: Hazırcevaplığın (wit) hayatta kalma ve yükselme aracı olması.
Toplumsal Yozlaşma: Aristokrasinin halkın sorunlarına (bataklıklar) kör kalıp kelime oyunlarıyla vakit geçirmesi.
Dürüstlük vs. Strateji: İdealist bir adamın, hedefine ulaşmak için kirlenmek zorunda kalışı.
Sınıf Çatışması: Saray ile taşra arasındaki uçurum ve yaklaşan devrimin habercileri.
Saray entrikaları ve zeka savaşlarını sevdiyseniz, Dangerous Liaisons (Tehlikeli İlişkiler) veya daha modern bir yaklaşımla The Favourite (Sarayın Gözdesi) kesinlikle ilginizi çekecektir. Ayrıca Fransız Devrimi öncesini anlatan Marie Antoinette de görsel açıdan benzer bir dünya sunar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...