
Gazetecilik tarihinin en büyük sızıntılarına imza atan Seymour Hersh’ün profesyonel yaşamını merkezine alan film, izleyiciyi My Lai katliamından Ebu Gureyb’deki işkence skandallarına kadar uzanan karanlık bir tünelde yolculuğa çıkarıyor. Yönetmen Laura Poitras, "devlet sırrı" adı altında gizlenen ihlallerin, aslında nasıl sistematik bir savaş politikası haline getirildiğini Hersh’ün tanıklıkları ve gizli belgeler üzerinden anlatıyor. Hikâye, sadece geçmişteki suçları değil, bilginin nasıl manipüle edildiğini de sarsıcı bir dille ele alıyor.
Belgesel, bir araştırmacı gazetecinin devasa bir istihbarat mekanizmasına karşı tek başına verdiği mücadeleyi adeta bir casusluk gerilimi temposunda sunuyor. Vietnam Savaşı’ndan Irak’ın işgaline kadar, resmi makamların halka söylediği yalanlar ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum, Hersh’ün arşivlerinden ilk kez çıkan detaylarla derinleştiriliyor. Bu, sadece bir biyografi değil; gerçeğin örtbas edilmesine karşı yazılmış bir başkaldırı hikâyesidir.
Yapımın odak noktasında, kendi hikâyesini ve araştırma süreçlerini tüm çıplaklığıyla anlatan efsanevi gazeteci Seymour Hersh yer alıyor. Hersh’ün çalışma azmi ve otoriteye karşı tavizsiz duruşu, belgeselin motor gücünü oluşturuyor. Ona, dönemin kilit olaylarına tanıklık etmiş eski ordu görevlileri, istihbarat analistleri ve Hersh’ün haberleri sayesinde sesini duyurabilmiş mağdurlar eşlik ediyor.
Yönetmen koltuğunda ise Citizenfour ile Oscar kazanan, politik belgesel türünün usta ismi Laura Poitras bulunuyor. Poitras, Hersh gibi zorlu bir figürü kadrajına alırken, onun obsesif çalışma tarzını ve haberleri için göze aldığı riskleri editoryal bir ustalıkla işliyor. Filmdeki röportajlar, konuşan kafalardan ziyade, bir suç mahallinde ifade veren tanıkların ağırlığını taşıyor.
Laura Poitras, bu filmde sinematografik bir başarı sergileyerek soğuk savaş estetiği ile dijital çağın karmaşasını birleştiriyor. Örtbas: Savaşın Çirkin Gerçekleri, izleyiciyi rahatsız etmekten çekinmeyen, yüksek tansiyonlu bir anlatıma sahip. Filmin temposu, Hersh’ün bir haberi doğrulama aşamasındaki titizliğiyle paralel olarak yükseliyor ve gerçekler ortaya döküldüğünde zirveye ulaşıyor.
Yönetmenlik dili, sadece gerçekleri anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda medyanın günümüzdeki erozyonuna da sert bir eleştiri getiriyor. "Objektiflik" maskesi ardına sığınıp sessiz kalan ana akım medyaya karşı, Hersh’ün "taraf tutan ama doğruyu söyleyen" gazetecilik anlayışı belgeselin felsefi zeminini oluşturuyor.
Araştırmacı gazeteciliğe ilgi duyanlar, yakın tarih meraklıları ve uluslararası ilişkilerle ilgilenen izleyiciler için bu film bir ders niteliğindedir. Eğer siyasi belgesel türünde derinlikli analizler arıyorsanız ve güç odaklarının nasıl çalıştığını merak ediyorsanız, bu yapım sizin için biçilmiş kaftan. Ayrıca Laura Poitras hayranları, yönetmenin sarsıcı üslubunu bu filmde de en güçlü haliyle bulacaklar.
Bu film, demokrasinin en büyük savunma hattının "özgür basın" olduğunu hatırlatıyor. Savaşların sadece sahada değil, aynı zamanda kelimeler ve yalanlar üzerinden de yürütüldüğünü görmek için Örtbas: Savaşın Çirkin Gerçekleri mutlaka izlenmeli. Hersh’ün ortaya çıkardığı skandalların bugün hala nasıl benzer yöntemlerle gizlenmeye çalışıldığını görmek, izleyiciye güncel olayları okumak için yeni bir gözlük kazandırıyor.
Hakikat Arayışı: Devlet aygıtlarının karşısında gerçeği savunmanın bedeli.
Gazetecilik Etiği: Kamu yararı ve milli güvenlik arasındaki ince çizgi.
Kurumsal Şiddet: Savaş suçlarının bireysel hatalardan ziyade sistemik bir sorun olması.
Hesap Verebilirlik: Güçlülerin yaptıklarının yanına kâr kalıp kalmayacağı sorusu.
Eğer bu belgeseldeki cesur duruşu sevdiyseniz, yine Laura Poitras imzalı Citizenfour veya Julian Assange’ı konu alan Risk filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, gerçek bir gazetecilik mücadelesini konu alan kurmaca yapımlardan Spotlight veya The Post, bu filmin hissettirdiği etik sorumluluk duygusuyla benzer filmler arasında yer alıyor.
Belgeselde kullanılan bazı görüntüler, ABD Ulusal Arşivi’nden onlarca yıl sonra çıkarılan ve ilk kez bu filmde dijitalleştirilen kayıtları içeriyor.
Seymour Hersh, başlangıçta kendi hakkında bir film yapılmasına karşı çıksa da Poitras’ın önceki işlerini izledikten sonra ikna oldu.
Film, 2025 yılı başında uluslararası festivallerde gösterildikten sonra dijital platformlarda izleyiciyle buluştu.
Yapım sürecinde ekip, siber güvenlik önlemleri nedeniyle Hersh ile olan bazı görüşmelerini şifreli hatlar üzerinden gerçekleştirdi.
Evet, belgeselde güncel röportajları yer alan Hersh, ilerlemiş yaşına rağmen araştırmalarına ve yazmaya devam etmektedir.
Hayır, belgesel Vietnam ve Irak örneklerinden yola çıkarak günümüzdeki modern savaş teknolojileri ve bilgi karartma yöntemlerine de güncel bir projeksiyon tutuyor.
Film, 2025 yılında çeşitli film festivalleri kapsamında Türkiye'de gösterime sunuldu ve ardından seçkin dijital platformlar üzerinden erişime açıldı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...