

Dan Gallagher

Alexandra "Alex" Forrest

Beth Gallagher

Ellen Gallagher

Jimmy

Hildy

Arthur

Howard Rogerson

Martha

Bob Drimmer
New Yorklu başarılı bir avukat olan Dan Gallagher, eşi ve kızı şehir dışındayken çekici bir yayıncı olan Alex Forrest ile tanışır. Aralarında başlayan kısa süreli ve tutkulu ilişki, Dan için sadece heyecan dolu bir hafta sonu kaçamağıdır. Ancak ilişkileri bittiğinde ve Dan kendi güvenli aile hayatına dönmek istediğinde, Alex’in bu durumu kabullenmeye hiç niyeti yoktur. Alex için bu sadece bir kaçamak değil, bir bağlılık başlangıcıdır.
Dan, her ne kadar olanları unutmaya ve hayatına devam etmeye çalışsa da Alex, Dan’in hayatının her alanına sızmaya başlar. Telefon tacizleriyle başlayan süreç; gizlice takip etme, Dan’in ailesini tehdit etme ve dehşet verici şiddet eylemleriyle tırmanan bir saplantıya dönüşür. Film, bir ihanetin bedelinin ne kadar ağır olabileceğini ve reddedilmiş bir kadının intikam hırsının sınır tanımayan boyutlarını soluksuz bir tempoyla işler.
Glenn Close, Alex Forrest rolüyle sinema tarihinin en unutulmaz ve en korkutucu karakterlerinden birini yaratıyor. Close, karakterinin içindeki sevilme arzusunu ve bu arzunun saniyeler içinde vahşi bir cinnete dönüşmesini ürpertici bir ustalıkla sergiliyor. Performansı, "kötü kadın" figürünü karikatürize etmekten öte, ona psikolojik bir derinlik kazandırıyor.
Michael Douglas, hatalı kararlarının bedelini ödeyen Dan Gallagher rolünde, izleyicinin hem kızdığı hem de yaşadığı çaresizlik yüzünden empati kurduğu bir denge kuruyor. Anne Archer ise aldatılan eş Beth rolünde, aileyi bir arada tutmaya çalışan güçlü duruşuyla filmin duygusal dayanağı oluyor. Üçlü arasındaki gerilim, filmin her sahnesinde elektriği hissedilen bir çatışmaya dönüşüyor.
Yönetmen Adrian Lyne, sıradan bir aldatma hikâyesini, klostrofobik bir gerilim filmleri klasiğine dönüştürüyor. Filmin temposu, ilk yarıdaki romantik atmosferden ikinci yarıdaki saf korku öğelerine doğru kusursuz bir geçiş yapıyor. "Mutfaktaki tavşan" sahnesi gibi pek çok anı popüler kültürün parçası haline gelen yapım, sadece bir gerilim değil, aynı zamanda 80’li yılların aile yapısı ve sadakat kavramı üzerine yapılmış bir toplumsal eleştiri niteliği taşıyor.
Psikolojik derinliği olan gerilimlerden hoşlananlar ve karakter analizlerine önem veren sinemaseverler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer "reddedilmişlik" ve "saplantı" temalarını işleyen dram filmleri ilginizi çekiyorsa, bu yapım sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Ayrıca, modern gerilim sinemasının köşe taşlarından birini merak eden ve oyunculuk performanslarının zirve yaptığı bir yapım arayanlar için kaçırılmayacak bir tecrübe.
Film, izleyiciye "Güvende olduğunuzu sandığınız anlarda bile geçmişin hataları kapınızı çalabilir" mesajını çok sert bir şekilde veriyor. Glenn Close’un ikonik performansı ve filmin görsel dili, aradan geçen yıllara rağmen etkileyiciliğinden hiçbir şey kaybetmiş değil. İnsan doğasının karanlık taraflarını ve bir ilişkinin nasıl bir hayatta kalma savaşına dönüşebileceğini görmek adına izlenmesi gereken kült bir eserdir.
Saplantı ve Reddedilme: Bir sevgi arayışının yıkıcı bir tutkuya ve intikama dönüşmesi.
Sadakat ve İhanet: Kısa süreli bir zevkin, yerleşik bir hayatı nasıl kökten sarsabileceği.
Aile Savunması: Dışarıdan gelen tehditlere karşı ailenin koruma içgüdüsü.
Psikolojik İstikrarsızlık: Alex karakteri üzerinden Borderline Kişilik Bozukluğu gibi temaların sinemadaki yansıması.
Bu türdeki takıntılı ilişki temasını sevdiyseniz, yine Michael Douglas’ın başrolünde olduğu Temel İçgüdü (Basic Instinct) filmini izlemelisiniz. Ayrıca, daha modern bir yaklaşım sunan ve benzer bir saplantı öyküsünü anlatan Korku (Fear) veya bir eşin intikamını konu alan Gone Girl (Kayıp Kız) bu türün meraklıları için ideal önerilerdir.
Filmin orijinal finali aslında çok farklıydı; Alex’in intihar edip suçu Dan’in üzerine attığı bir son planlanmıştı. Ancak test izleyicileri Alex’in "cezalandırılmasını" istediği için, bugün bildiğimiz daha aksiyon dolu ve şiddetli final çekilmiştir. Film, 6 dalda Oscar adaylığı elde ederek büyük başarı yakalamıştır. Ayrıca filmdeki "tavşan kaynatma" sahnesi o kadar meşhur olmuştur ki, İngilizcede saplantılı kişiler için "bunny boiler" tabiri kullanılmaya başlanmıştır.
Filmin orijinal adı "Fatal Attraction"dır ve yaşanan ilişkinin ölümcül sonuçlarına atıfta bulunur.
Başlangıçta yönetmen Glenn Close’un bu rol için fazla "yumuşak" olduğunu düşünmüştü, ancak Close yaptığı seçmelerde sergilediği vahşi performansla herkesi ikna etmeyi başardı.
Hayır, film James Dearden'ın "Diversion" adlı kısa filminden uyarlanan kurgusal bir senaryodur ancak gerçek hayattaki pek çok saplantılı ilişki vakasıyla benzerlikler taşır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...