

Amsterdam Vallon

Bill 'The Butcher' Cutting

Jenny Everdeane

Boss Tweed

Happy Jack

Johnny Sirocco

'Priest' Vallon

Walter 'Monk' McGinn

McGloin

Shang
1862 yılının New York’u, iç savaşın gölgesinde hayatta kalmaya çalışan göçmenler ve kendilerini şehrin asıl sahibi olarak gören "Yerliler" arasındaki amansız bir mücadeleye sahne olmaktadır. Five Points bölgesi, rüşvetin, sefaletin ve şiddetin kol gezdiği bir bataklıktır. Hikâye, çocuk yaşta babasının "Kasap" lakaplı William Cutting tarafından öldürülmesine tanık olan Amsterdam Vallon’un, yıllar sonra intikam almak için şehre geri dönmesiyle başlar.
Amsterdam, kimliğini gizleyerek Kasap Bill’in en yakın adamlarından biri olmayı başarır. Ancak bu süreçte, düşmanı olarak gördüğü adamın karizmasına ve şehre hükmetme gücüne karşı karmaşık duygular beslemeye başlar. Bir yandan Jenny adındaki yetenekli bir hırsıza aşık olan Amsterdam, diğer yandan İrlandalı göçmenleri örgütleyerek babasının mirasını geri kazanmaya çalışır. Film, New York’un alt kültüründeki bu vahşi hesaplaşmayı, ülkenin kaderini değiştirecek olan büyük iç savaş isyanlarıyla birleştirerek devasa bir sinematik tablo sunar.
Daniel Day-Lewis, William "The Butcher" Cutting rolünde sinema tarihinin en unutulmaz kötü adam performanslarından birini sergiliyor. Karakterin her bakışı, aksanı ve elindeki bıçağı kullanış biçimi, izleyicide hem korku hem de tuhaf bir saygı uyandırıyor. Leonardo DiCaprio, intikam ateşiyle yanarken sadakat sınavı veren Amsterdam Vallon rolünde, kariyerindeki olgunlaşma döneminin en güçlü adımlarından birini atıyor.
Cameron Diaz, grubun dişli ve gizemli hırsızı Jenny Everdeane olarak hikâyeye duygusal bir derinlik katarken; Liam Neeson, filmin başındaki efsanevi rahip rolüyle kısa ama vurucu bir etki bırakıyor. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Jim Broadbent, yozlaşmış siyasetçi William Tweed rolünde politik mizahı ve karanlığı harmanlıyor. John C. Reilly ve Brendan Gleeson gibi isimler ise New York'un bu çok sesli ve kaotik yapısını tamamlayan performanslar sergiliyor.
Usta yönetmen Martin Scorsese’nin yıllarca hayalini kurduğu bu proje, görkemli set tasarımları ve dönemi birebir yansıtan kostümleriyle tam bir görsel şölendir. Film, Amerika’nın demokrasiye giden yolunun çiçeklerle değil, kan ve şiddetle döşendiğini cesurca gözler önüne serer. Kurgusu ve müzikleriyle izleyiciyi 1860’ların kirli atmosferine hapseden yapım, teknik açıdan bir başyapıt niteliğindedir.
Tarihin tozlu sayfalarındaki karanlık hikâyelere ilgi duyanlar ve epik macera filmlerinden hoşlananlar için bu yapım vazgeçilmezdir. Eğer karakter odaklı, sert ve gerçekçi bir biyografi etkisi yaratan tarihi dramları seviyorsanız, Scorsese’nin bu dev eseri sizi derinden etkileyecektir. Siyasi entrikalar ve sokak savaşlarının harmanlandığı hikâyelerden keyif alan izleyiciler de bu platform filmi kalitesindeki yapıma mutlaka vakit ayırmalıdır.
Bu film, sadece bir intikam öyküsü değil; bir şehrin ve bir ulusun kimlik arayışıdır. Daniel Day-Lewis’in metod oyunculuğunun zirvesine şahitlik etmek bile tek başına yeterli bir sebeptir. New York’un bugünkü parıltılı gökdelenlerinin altında yatan kanlı geçmişi anlamak ve sinemanın dev isimlerini bir arada görmek isteyenler için Gangs of New York, sinematik bir zorunluluktur.
İntikam ve Sadakat: Babasının katiliyle kurulan baba-oğul benzeri ilişkinin yarattığı ikilem.
Göçmenlik ve Kimlik: Yeni gelenler ile yerleşikler arasındaki kültürel ve fiziksel savaş.
Şehrin Doğuşu: Modern New York’un kaos ve yolsuzluk içerisinden nasıl yükseldiği.
Din ve Siyaset: İnanç sistemlerinin ve politik çıkarların kitleleri nasıl harekete geçirdiği.
Bu filmin yarattığı atmosferi ve tarihi derinliği sevdiyseniz, yine Scorsese imzalı The Departed (Köstebek) veya İrlanda tarihine dokunan Michael Collins filmlerine göz atabilirsiniz. Sert sokak çeteleri ve suç dünyası ilginizi çekiyorsa Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika) tam size göredir. Ayrıca, Daniel Day-Lewis’in bir başka devleştiği yapım olan There Will Be Blood (Kan Dökülecek) da benzer bir yoğunluk sunar.
Filmin çekildiği devasa set, İtalya’daki ünlü Cinecittà stüdyolarında sıfırdan inşa edilmiştir.
Daniel Day-Lewis, karakterine hazırlanmak için gerçek bir kasap yanında eğitim almış ve çekimler boyunca karakterinden hiç çıkmamıştır.
Film, 10 dalda Oscar adaylığı alarak o yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olmuştur.
Evet, karakter gerçek hayatta yaşamış olan "Bill the Butcher" lakaplı William Poole’dan esinlenilmiştir; ancak filmdeki bazı olaylar kurgusaldır.
Five Points, 19. yüzyılda Manhattan’da bulunan ve dünyanın en tehlikeli, en kalabalık gecekondu bölgesi olarak bilinen gerçek bir mahalledir.
Film, 1863 yılında New York’ta yaşanan ve yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan askere alma isyanlarını (Draft Riots) merkeze alır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...