
Animasyon, Dram
Mémorable, hayatını sanatına adamış yaşlı bir ressam olan Louis’in, dünyayı algılama biçiminin yavaş yavaş değişmeye başlamasını konu alıyor. Alzheimer hastalığının pençesindeki Louis için nesneler artık bildiği formlarda kalmamaktadır. Eşi Michelle ile paylaştığı ev; mobilyaların eridiği, eşyaların havada asılı kaldığı ve renklerin birbirine karıştığı sürreal bir mekâna dönüşür. Film, bir zihnin yavaş yavaş silinişini dışarıdan değil, bizzat o zihnin içinden izleyiciye deneyimletiyor.
Louis, etrafındaki dünyayı ve hatta en sevdiği insan olan Michelle’i tanıyamamaya başladıkça, hatıraları da tıpkı taze sıkılmış bir boya gibi tuvalden akıp gider. Karakterin hafızasındaki boşluklar arttıkça, filmin görsel dili de daha soyut ve karmaşık bir hal alır. Mémorable, bir hastalığın klinik sürecinden ziyade, bir ruhun parçalanışını ve sevginin bu parçalanmaya karşı verdiği son direnişi ustalıkla işliyor.
Yönetmen Bruno Collet, stop-motion tekniğinin sunduğu fiziksel imkânları Louis ve Michelle karakterlerini derinleştirmek için kullanıyor. Louis’in bir sanatçı olarak dünyayı fırça darbeleriyle görmesi, karakterin yüzey dokusunda ve hareketlerinde hayat buluyor. Louis ve Michelle arasındaki ilişki, diyaloglardan ziyade karakterlerin birbirine bakışları ve temaslarındaki kırılganlıkla anlatılıyor.
Karakterlerin tasarımları, filmin başından sonuna kadar evrim geçiriyor. Başlangıçta daha net ve tanınabilir olan figürler, hastalığın ilerlemesiyle birlikte Louis’in stiline uygun olarak parçalanmış ve boyanmış bir dokuya bürünüyor. Bu görsel değişim, bir oyuncunun sergileyebileceği en güçlü performanslardan birini stop-motion dünyasına taşıyor.
Mémorable (Unutulmaz), animasyon filmleri arasında teknik başarısı ve duygusal yoğunluğuyla bir şaheser kabul ediliyor. Bruno Collet, Alzheimer gibi zorlu bir temayı işlerken klişelerden kaçarak sanatsal bir deha sergiliyor. Filmin ışık kullanımı ve renk paleti, izleyiciyi Louis’in dağılmakta olan zihnine hapsediyor. Tempo, Louis’in yaşadığı kafa karışıklığına paralel olarak bazen duraksayan bazen ise akışkan bir yapı sergileyerek seyirciyi sürekli tetikte tutuyor.
Bu yapım, sanatsal dışavurumun sınırlarını merak eden ve görsel hikâye anlatıcılığına hayranlık duyan herkes tarafından izlenmelidir. Ailevi bağların ve hafızanın önemini sorgulayan dram filmleri sevenler, Louis ve Michelle’in bu sessiz mücadelesinden derinden etkilenecektir. Aynı zamanda stop-motion tekniğinin bir belgesel kadar gerçekçi duygular uyandırabileceğini görmek isteyen sinemaseverler için de kaçırılmaması gereken bir eserdir.
Mémorable, bir hastalığı anlatmanın ötesine geçerek onu bir sanat formuna dönüştürüyor. Oscar adaylığı ile başarısını taçlandıran bu kısa film, 12 dakika gibi kısa bir sürede izleyicinin kalbine dokunmayı başarıyor. Dünyayı bir ressamın gözünden, her şeyin eriyip gittiği bir perspektifle görmek, izleyiciye empati duygusunun en saf halini yaşatıyor. Estetik güzelliği ile hüzünlü hikâyesinin uyumu, filmi gerçekten "unutulmaz" kılıyor.
Hafıza Kaybı: Bir insanın kimliğini oluşturan anıların yavaş yavaş yok oluşu.
Sanatsal Bakış: Dünyayı bir tuval olarak görmek ve gerçekliği sanatla yorumlamak.
Koşulsuz Sevgi: Her şey unutulsa bile kalpte kalan son duygunun aşk olması.
Algısal Değişim: Zamanın, mekânın ve insanların fiziksel formlarının zihinde başkalaşımı.
Eğer Mémorable'ın yarattığı o yoğun duygusal atmosferden etkilendiyseniz, yaşlılık ve hafıza temalarını bir huzurevi perspektifinden işleyen Arrugas (Kırışıklıklar) animasyonunu izleyebilirsiniz. Benzer şekilde, kurgusal bir dram arayanlar için Anthony Hopkins’in başrolünde olduğu The Father, zihinsel karışıklığı anlatma biçimiyle bu kısa filmle büyük benzerlikler taşır. Diğer animasyon filmleri arasında sanatsal dokusuyla öne çıkan The Physics of Sorrow da melankolik yapısıyla listeye eklenebilir.
Yönetmen Bruno Collet, filmde Louis’in tarzını oluştururken ünlü ressam Vincent van Gogh’un fırça darbelerinden ilham almıştır.
Film, 92. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Animasyon Filmi dalında adaylık kazanmıştır.
Yapım sürecinde kullanılan tüm kuklalar ve setler, karakterin zihinsel durumunu yansıtmak amacıyla el işçiliğiyle deforme edilmiştir.
Görseller, başkarakter Louis’in ilerleyen Alzheimer hastalığı nedeniyle dünyayı nasıl gördüğünü temsil eder; zihni karıştıkça nesneler ve insanlar daha soyut bir hal alır.
Film, orijinalinde Fransızca seslendirilmiştir ancak hikâyesini büyük oranda görseller üzerinden anlattığı için evrensel bir dile sahiptir.
Filmin sonu, hafıza tamamen yok olsa bile duygunun ve bağın bir şekilde baki kaldığını, her şeyin ışığa ve saf renge dönüştüğünü sembolize eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...