
Animasyon, Dram, Romantik

(voice)

(voice)

(voice)

(voice)
(voice)
(voice)

(voice)
(voice)

(voice)
(voice)
19. yüzyılın sonlarında, baharın uyanışıyla birlikte Moskova’da yaşayan on altı yaşındaki lise öğrencisi Anton, aşkın o ilk ve sarsıcı sancılarıyla tanışır. Anton’un zihni, iki farklı kadın figürü arasında sıkışıp kalmıştır: Biri, komşuları olan asil, gizemli ve ulaşılmaz görünen Serafima; diğeri ise evlerinde çalışan saf, masum ve sadık hizmetçi Pasha.
Ivan Shmelev’in bir öyküsünden uyarlanan film, Anton’un ergenlikten yetişkinliğe geçiş evresini, idealleştirilmiş aşk ile gerçek hayatın çıplaklığı arasındaki çatışmayı işler. Anton, rüyalarında Serafima’ya tapınırken, yanı başındaki Pasha’nın sessiz sevgisini fark etmekte zorlanır. Moya Lyubov, bir gencin ilk aşkını ararken yaşadığı hayal kırıklıklarını, vicdan azaplarını ve ruhsal olgunlaşmasını, şiirsel bir rüya atmosferinde anlatıyor.
Yönetmen Aleksandr Petrov, bu yapımda dünyada sadece birkaç sanatçının cesaret edebildiği "cam üzerine yağlı boya" tekniğini kullanmıştır. Her bir kare, sanatçının parmaklarıyla ve fırçasıyla cam üzerine yaptığı, bir sonraki kare için sürekli değiştirilen gerçek birer yağlı boya tablodur. Bu teknik, filme sadece bir animasyon değil, hareket eden bir "empresyonist sergi" havası katar. 2008 yılında En İyi Kısa Animasyon Filmi dalında Oscar adaylığı alan yapım, ışığın, renklerin ve duyguların akışkanlığını sinema tarihinde eşine az rastlanır bir estetikle sunar.
Klasik Rus edebiyatının derinliğini sevenler, empresyonist resim sanatına ilgi duyanlar ve animasyonun sınırlarının nereye varabileceğini görmek isteyen her sinemasever bu filmi izlemeli. Eğer romantik dram türünde, yavaş akan ama ruhu besleyen, görselliğiyle büyüleyen sanatsal yapımlar arıyorsanız, Moya Lyubov sizin için unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, her saniyesinin binlerce el emeği yağlı boya tablodan oluştuğunu bilmenin verdiği hayranlık duygusudur. Petrov’un yarattığı dünyada rüzgarın esişi, suların dalgalanışı ve karakterlerin duygusal değişimleri, renklerin birbirine karışmasıyla öyle bir anlatılır ki, kelimelere ihtiyaç kalmaz. Sadece 26 dakikalık süresinde size bir ömürlük estetik doyum sunan nadir eserlerden biridir.
İlk Aşkın İdealizmi: Gençlikteki aşkın gerçeği görmeyi engelleyen körlüğü.
Masumiyetin Kaybı: Ergenlikten yetişkinliğe geçişin sancılı süreci.
Sınıfsal Farklar: Asalet ve sadelik arasındaki ahlaki seçimler.
Doğa ve Duygu: Mevsim geçişlerinin karakterin ruhsal durumuyla eşzamanlı ilerlemesi.
Aleksandr Petrov’un bu eşsiz tarzını sevdiyseniz, yine aynı teknikle çektiği ve Oscar kazandığı The Old Man and the Sea (Yaşlı Adam ve Deniz) mutlaka listenizde olmalı. Benzer bir görsel şiirsellik için The Tale of the Princess Kaguya veya Rus animasyon klasiği Hedgehog in the Fog keyifli seyirler sunacaktır.
Filmin 26 dakikasını tamamlamak için Aleksandr Petrov ve ekibi tam 3 yıl boyunca aralıksız çalışmıştır.
Filmde kullanılan boyalar kurumasın diye özel teknikler uygulanmış, Petrov birçok kareyi fırça yerine parmak uçlarını kullanarak boyamıştır.
Eser, Shmelev’in "Aşk Hikâyesi" adlı novellasından uyarlanmıştır ve dönemin Moskova atmosferini büyük bir sadakatle yansıtır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...